Son günlerde dünya yine savaş haberleriyle sarsılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyon başlatması bölgede tansiyonu yükseltti. Diplomasi ihtimali varken silahların konuşması birçok insanı endişelendirdi.

Bu gelişmeler sadece o ülkeleri ilgilendirmiyor. Türkiye de bu bölgenin bir parçası. Ortadoğu’da çıkan her kriz, bizi ekonomik ve siyasi olarak etkiliyor. Petrol fiyatları artıyor, döviz dalgalanıyor, piyasalar tedirgin oluyor. Yani savaş sadece cephede değil, markette, pazarda, faturalarımızda da hissediliyor.

Bir diğer önemli konu ise Türkiye’nin nasıl bir yol izleyeceği. Taraf mı olacak yoksa arabulucu mu? Birçok kişi Türkiye’nin bu çatışmanın parçası olmaması gerektiğini düşünüyor. Çünkü yeni bir savaş, zaten zor günler geçiren bölge halklarına daha fazla zarar verebilir.

Ayrıca ülkelerin yönetimleri dışarıdan müdahaleyle değişmez. Bir ülkede değişim olacaksa buna o ülkenin halkı karar verir. Dış müdahaleler çoğu zaman daha büyük sorunlara yol açar.

Ortadoğu uzun yıllardır savaşlarla anılıyor. İnsanlar artık barış, huzur ve ekonomik rahatlık istiyor. Bu yüzden sağduyulu liderliklere ve diplomasiye ihtiyaç var. Silahlar değil; konuşmalar devreye girmeli.

Türkiye’nin çıkarı da aslında barıştan yana olmaktır. Çünkü istikrarlı bir bölge, ekonomik olarak da daha güçlü bir Türkiye demektir.

Bugün değişen gündem bize şunu gösteriyor: Dünya artık çok bağlı. Bir yerde çıkan kriz, başka bir ülkede yaşayan insanın hayatını da etkiliyor. Bu yüzden akıllı, dengeli ve barış odaklı politikalar her zamankinden daha önemli.