Bir tarafta ekonomik sıkıntılar, diğer tarafta dar gelirli halkın acıklı hali, öte tarafta ise AK Partili Belediyelerden devralınan belediyelerde ki şatafattan geçilmeyen makam görüntüleri. Yerel seçimlerden sonra ortaya çıkan bu görüntüler halkı olduğu kadar siyasetçileri de şakına çevirdi.
Eminim ki, bütün siyasi parti liderlerinin yanında, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da kendi belediyelerinde meydana gelen şatafat görüntülerden rahatsız olmuştur.
Sayın Erdoğan’da hesap edememiştir, şatafata düşkün böyle belediye başkanlarının olabileceğini ‘’itibardan tasarruf olmaz’’ sözünün nerelere çekilebileceğini düşünememiştir. Hele eti budu olmayan AK Partili küçük belediyelerinin böyle işlere kalkışacağını hiç ama hiç aklına getirmemiştir.
Nasıl düşünsün? İller Bankası gelirleriyle ancak personel maaşlarını ödeyebilen belediye başkanlarının bu kadar kurumunu borca sokarak milyonlar, milyarlar harcayıp şatafata dalacaklarını kimin aklına gelir ki Erdoğan’da düşünsün. İşte hep liyakat neden söyleniyor, işte bu yüzden muhalefet bağır bağır bağırıyor.
Gerçekten, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra ortaya çıkan ve özellikle AK Partili bazı İl ve ilçe belediyelerindeki şatafat görüntülerinin üzerinde durulması gereken çok önemli bir olay bu bence.
Herhalde şatafata düşkün belediyelerinin başkanları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajını yanlış anlamış olmalılar ki, kendilerine lüks, şatafatlı makamlar döşemişler. Ne zannediyorlardı, o makamlarda ömür boyu oturacaklarını mı zannediyorlar ki kendilerine altın varaklı koltuklar, mobilyalar, şömineler yaptırmışlar.
Şimdi soruyorum bu başkanlara? ‘’ Neden belediyeler milyarlarca borç batağına girmişken bu saray yavrularını yaptırdınız? ’’ Seçim sonunda bütün bu tablolar ortaya çıkmış durumda, ya seçimler olmasaydı? Bu başkanlar yalnız kendilerine ait kapalı şatolarında yaşamaya devam edeceklerdi.
Bakın şunu da ifade edeyim, bu görüntülerin ortaya çıkması kendilerine oy veren seçmenleri de çok rahatsız etti. Buna bizzat şahidim, ismini veremeyeceğim bazı Ak Partili siyasetçilerde ortaya çıkan bu görüntülerden son derece rahatsızlar.
Bende itiraf etmeliyim ki, yıllardır siyasetin içinde gazetecilik yapıyorum, hiçbir dönem bu kadar şatafata dalmış sorumsuz yerel yönetimler görmedim. Özür dileyerek bu cümleyi kullanıyorum ‘’baldırı çıplak belediyeler bile inanılmaz şatafata dalmışlar’’ bunu sadece ben değil, AK Partili bazı siyasetçilerde söylüyor.
İnanın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle tablolar asla görülmemiştir. Daha da ileriye gidiyorum, Beştepe’de ki Cumhurbaşkanlığı sarayında bile böyle görüntüler yoktur. Saray tamamlandığı dönemlerde, altın kaplama musluk ve bataryalardan bahsedilmiş idi, inanın onlar bile bu şatafatın yanında solda sıfır kalır.
Bir dönem uygun oldu, Beştepe deki külliye ye gitme fırsatı buldum. İnanın gördüğüm o makam odaları, salonlar, koridorlar öyle bahsedildiği kadar şatafatlı değildi. Bildiğimiz mobilyalarla donatılmış.
Cumhurbaşkanın makam odası da makam koltuğu hariç, masalar filan bildiğimiz meşe ve ceviz ağaçlarından yapılmış.
Dışardan bakıldığı zaman şatafatlı bir görüntüsü vardır Külliye’nin, ışıl ışıl yanan lambalı görüntüleri, yıllarca muhalefet tarafından işlendi bu konu. Şimdi öylemi, daha 20-30 bin nüfusa sahip, maaşlarını bile ödemekte güçlük çeken küçük çaplı ilçe belediyelerinde olup biten bu şatafat, işte bütün bunlar fırtınalar koparmaya yetti bence.
İnanıyorum ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’da kendi belediyelerindeki bu görüntülerden rahatsız olmuştur. Ne yapsın, seçimler bitti bu belediyelerde idare CHP’ye geçti ve kel göründü. Bu kel öyle bir kel ki ne yenilir ne yutulur cinsten.
Küçük bir ilçe olan Yunus Emre ilçesinin AK Parti’li belediye başkanı Mehmet Çerçi, kendisine adeta küçük bir saray yavrusu yapmış, salonlar son derece şatafatlı, koltuklar altın varaklı, hele görünce inanamadığım bir şömine var ki adeta küçük dilimi yuttum.
Eminim ki Cumhurbaşkanımızda hayatında böyle bir şömine görmemiştir. Başkan, odasına 1,5 milyon TL’ ye bir şömine yaptırmış. ‘’Yakıştı mı bu sayın başkan?’’ o harcadığın paralar ile kaç fakir fukarayı ev sahibi yapardınız? Kaç öğrencimizin yıl boyu karnını doyururdunuz? Çocuğunun çantasına bir dilim ekmek koyamayan kaç annenin göz yaşını dindirirdiniz.
Siz ve sizin gibi şatafa düşkün siyasetçiler, reisinizin o meşhur ‘’itibardan tasarruf olmaz ‘’ sözünü de galiba yanlış anladınız o, bir ülkeyi gidildiği zaman devlete ait özel uçak, altına verilen lüks makam araçlarından bahsetmişti. Ülkemize gelen konuk liderlerin devletimizin itibarına uygun binalarda karşılanmasından kastetmişti.
Gerçi o da çok eleştiriliyor. Sıkıntı içinde boğuşan ülkemizin, böyle şatafatlı saray yavrusu binalara ne gerek vardı şeklinde eleştiriler yükselirken, sen ilçe belediye başkanı olarak, hangi itibarın için bu yavru saraycıkları yaptırdın ve vatandaşın sana emanet ettiği milyonlar, milyarlarca liraları çarçur ettin.
Esas mesele burada, bazı İl ve ilçe belediyeleri gerçekten çok fütursuzca harcamalar yapmış, vatandaşın sıkıntılı halini hiç görmeden kendi şatafatına milyarla yatırmış. Esas bunun üzerinde durulması lazım.
Seçimler bitti her şey yerli yerine oturmaya başladı. Eminim ki bu kadar fütursuzca halkın parasını çarçur eden belediye başkanlarını bir hesap soran çıkacaktır. Şundan da eminim ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bütün bunların hesaplaşmasını kendi iç bünyelerinde yapacak ve gereken cezaları bu partili siyasetçilere kesecektir.
Kesmelidirde, çünkü bundan sonra belediye başkanları bir daha boyuna bosuna bakmadan böyle kendisine emanet edilen halkın parasını kolayca çarçur etmesinler.