Türk siyasi tarihine "post-modern darbe" olarak geçen, tankların Sincan sokaklarında yürüdüğü ve MGK toplantısının 9 saat sürdüğü o soğuk kış gününün üzerinden tam 29 yıl geçti.
28 Şubat 1997’de alınan kararlar, sadece bir hükümeti devirmekle kalmadı; Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve eğitim hayatını on yıllarca sürecek bir dönüşüme zorladı.
LAİKLİK Mİ GÜÇ MÜ?
Asker ve hükümet (REFAHYOL) arasındaki gerginliğin asıl nedeni, devletin "laiklik" hassasiyeti ile iktidarın "milli görüş" ideolojisi arasındaki derin güven bunalımıydı.
- İdeolojik Kırılma: Başbakan Necmettin Erbakan’ın Başbakanlık Konutu’nda tarikat liderlerine iftar yemeği vermesi, "Gümüş Motor" projesinden gelen sanayileşme vizyonunun dini sembollerle birleşmesi, askeri kanatta "rejim tehlikesi" olarak okundu.

- Sincan ve Kudüs Gecesi: Sincan Belediyesi’nin düzenlediği "Kudüs Gecesi"nde sergilenen oyunlar ve asılan afişler, bardağı taşıran son damla oldu. 4 Şubat’ta tankların Sincan caddelerinden geçmesi, ordunun "balans ayarı" olarak tarihe geçti.
9 SAATLİK MGK
28 Şubat 1997 günü toplanan Milli Güvenlik Kurulu, Türk tarihinin en uzun ve en gergin toplantılarından birine sahne oldu.
- 18 Maddelik Bildiri: Toplantı sonunda hükümete sunulan kararlar, aslında siyasal İslam’ın toplumsal alandaki görünürlüğünü hedef alıyordu.

- Önemli Maddeler:
- 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim: İmam Hatip Liselerinin orta kısımlarının kapatılması hedeflendi.
- Kuran Kurslarının Denetimi: Kursların MEB kontrolüne alınması istendi.
- Kılık-Kıyafet Düzenlemesi: Üniversiteler ve kamu kurumlarında başörtüsü yasaklarının katılaşmasına yol açtı.
- İrticai Faaliyetler: "İrtica" birinci öncelikli tehdit ilan edildi.
SÜRECİN AKTÖRLERİ
|
İsim |
Rolü / Pozisyonu |
|
Necmettin Erbakan |
Başbakan / Sürecin hedefindeki lider. |
|
Tansu Çiller |
Başbakan Yardımcısı / Koalisyon ortağı. |
|
Süleyman Demirel |
Cumhurbaşkanı / Süreçte asker ve hükümet arasında "hakem" rolü üstlendi. |
|
İsmail Hakkı Karadayı |
Genelkurmay Başkanı. |
|
Çevik Bir |
Genelkurmay İkinci Başkanı / "Balans ayarı" sözünün sahibi. |

SİYASİ VE EKONOMİK SARSINTI
-
Hükümetin İstifası: Erbakan, baskılara dayanamayarak 18 Haziran 1997’de istifasını sundu. Görev Tansu Çiller’e verilmesi beklenirken Cumhurbaşkanı Demirel tarafından Mesut Yılmaz’a verildi.
-
Batı Çalışma Grubu (BÇG): Deniz Kuvvetleri bünyesinde kurulan ve milyonlarca vatandaşı "irticai eğilimleri"ne göre fişlediği iddia edilen bir yapı ortaya çıktı.

- Ekonomik Maliyet: Bankaların boşaltılması, holdinglere yönelik boykotlar ve siyasi istikrarsızlık, Türkiye’yi 2001 ekonomik krizine götüren taşları döşedi.
AZ BİLİNENLER
- "Bin Yıl Sürecek" Sözü: Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, sürecin ciddiyetini vurgulamak için "28 Şubat bin yıl sürecek" demişti. Ancak 2002 seçimleriyle birlikte Türkiye tamamen farklı bir siyasi iklime girdi.
- Müslüm Gündüz ve Aczmendiler: Süreç boyunca televizyonlarda sürekli yayınlanan "Aczmendi" operasyonları ve Fadime Şahin olaylarının, kamuoyunu darbe psikolojisine hazırlamak için yürütülen birer mizansen olduğu yıllar sonra tartışıldı.
- Darbe Değil, Post-Modern: Sürece "post-modern" denilmesinin nedeni, ordunun yönetime doğrudan el koymaması; ancak medya, yargı ve sendikalar (beşli çete olarak anılan yapılar) üzerinden hükümeti istifaya zorlamasıdır.
- Katsayı Zulmü: 28 Şubat’ın en somut mağduriyeti, meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girişini engelleyen "katsayı" uygulaması oldu. Bu uygulama ancak 2011 yılında tamamen kaldırılabildi.

28 Şubat, Türkiye’de "askeri vesayet" tartışmalarının zirve yaptığı bir dönemdir. 2012 yılında açılan 28 Şubat davası ile sürecin askeri aktörleri yargılanmış ve müebbet hapis cezaları almış, ancak ilerleyen süreçte sağlık sorunları gibi nedenlerle tahliyeler gerçekleşmiştir.
28 Şubat, bugün Türk siyasetinde hala bir "mağduriyet ve hafıza" tazeleme noktası olarak önemini korumaktadır.




