Tam 47 yıl önce bugün, Beyaz Saray’ın güneşli bahçesinde toplanan kalabalık, Orta Doğu’nun makûs talihini değiştiren o tarihi el sıkışmaya tanıklık ediyordu.
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin, ABD Başkanı Jimmy Carter’ın şahitliğinde, bir Arap ülkesi ile İsrail arasındaki ilk resmi barış antlaşmasına imza attılar.
Bu imza, on yıllardır süren savaş tamtamlarını sustururken, aynı zamanda bölgedeki tüm dengeleri altüst eden yeni bir dönemin kapısını araladı.
BARIŞIN ÇETİN YOLU
1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı (Ekim Savaşı), bölgedeki dengelerin artık sürdürülemez olduğunu göstermişti. Mısır, askeri olarak tam bir zafer kazanamasa da İsrail’in "yenilmezlik" imajını sarsmış ve diplomatik manevra alanı kazanmıştı.
Enver Sedat, ülkesinin bitap düşen ekonomisini toparlamak ve Sovyet yörüngesinden çıkarak Batı ile entegre olmak istiyordu.

Bu stratejik dönüşün ilk ve en radikal adımı, 1977 yılında Sedat’ın "barış için Kudüs’e dahi giderim" diyerek İsrail Meclisi’nde (Knesset) yaptığı tarihi konuşma oldu. Bu hamle, o dönemde İslam dünyasında adeta bir deprem etkisi yarattı.
CAMP DAVİD
Barışın asıl mutfağı, 1978 yılının Eylül ayında Maryland’deki başkanlık konutu Camp David oldu. ABD Başkanı Jimmy Carter, iki lideri tam 12 gün boyunca dış dünyadan izole ederek görüşmelere hapsetti.

Görüşmeler defalarca kopma noktasına geldi. Begin, yerleşim birimlerinden vazgeçmek istemiyor; Sedat ise Filistin meselesinde somut adımlar atılmasını talep ediyordu. Carter’ın kişisel çabaları ve liderleri ikna etmek için kullandığı "mekik diplomasisi" sayesinde, barışın temelini oluşturan çerçeve metin nihayet ortaya çıktı.
MADDELER VE COĞRAFİ DEĞİŞİM
26 Mart 1979’da imzalanan nihai antlaşma, her iki taraf için de devrim niteliğinde tavizler içeriyordu.
İsrail, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda işgal ettiği devasa Sina Yarımadası’ndan tamamen çekilmeyi ve buradaki yerleşim birimlerini boşaltmayı kabul etti.

Buna karşılık Mısır, İsrail’i resmen tanıyan ilk Arap devleti oldu ve iki ülke arasında diplomatik ilişkiler başladı.
Ayrıca Süveyş Kanalı İsrail gemilerine açıldı. Ancak antlaşmanın Filistin’e özerklik öngören kısımları, hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçirilemedi.
BARIŞIN AĞIR BEDELİ
Barış, uluslararası alanda büyük övgü topladı ve Sedat ile Begin’e Nobel Barış Ödülü’nü getirdi. Ancak bu imza Mısır’ı Arap dünyasında tamamen yalnızlaştırdı.
Mısır, Arap Birliği’nden ihraç edildi ve genel merkez Kahire’den Tunus’a taşındı. Sedat, radikal gruplar tarafından "hain" ilan edildi.
Bu nefret iklimi, ne yazık ki 1981 yılında bir askeri geçit töreni sırasında Sedat’ın suikasta kurban gitmesiyle sonuçlandı.

Buna rağmen barış antlaşması, Mısır’ın bir sonraki lideri Hüsnü Mübarek döneminde de sadık kalınan, bölgenin en dirençli belgelerinden biri oldu.
AZ BİLİNENLER
- "Torunların Fotoğrafı": Camp David görüşmeleri sırasında Menachem Begin masayı terk etmek üzereyken, Jimmy Carter ona torunlarının isimlerinin yazılı olduğu imzalı fotoğraflarını verdi. Begin, torunlarının adını görünce duygulandı ve Carter’a "Onların geleceği için barışı denemeliyiz" diyerek masaya geri döndü. Barışın bu kadar insani bir dokunuşla kurtarılması diplomatik bir efsanedir.
- Pijama Diplomasisi: Liderlerin görüşmeler sırasında resmi kıyafetler yerine spor kıyafetler ve hırkalarla dolaşması, Camp David’in o samimi ama gergin atmosferinin simgesi haline gelmişti.
- İsrail İçindeki Tepki: Begin, barış için Sina’daki Yahudi yerleşimlerini (Yamit gibi) ordu zoruyla boşalttığında, kendi siyasi tabanından büyük tepki almış ve "toprak karşılığı barış" ilkesi sağ kanat tarafından uzun süre eleştirilmiştir.
- Mısır’ın Kazanımı: Bu barış sayesinde Mısır, bugüne kadar devam eden yıllık milyarlarca dolarlık ABD askeri yardımının kapısını aralamıştır.
1979 Barış Antlaşması, Orta Doğu’da "büyük çaplı devletlerarası savaş" dönemini sona erdiren hamle olarak kabul edilir.
Mısır gibi askeri bir gücün denklemden çıkması, İsrail-Arap savaşlarının doğasını değiştirerek meseleyi daha çok devlet dışı aktörlerin (Hizbullah, Hamas vb.) mücadelesine indirgemiştir.
Bugün 47 yıl sonra dahi bu "soğuk barış", bölgenin en kritik ve sarsılmaz diplomatik kalesi olarak ayakta durmaktadır.


