ERDEM NOYAN
Kemal Kılıçdaroğlu neden bindiği dalı kesmeye çalışıyor, anlamak mümkün değil. Bir lider 13 yıl Genel Başkanlığını yaptığı bir partiyi dibe çekmeye çalışır mı, bunu anlamak hele hiç mümkün değil.
Bunu neden söylüyorum, bir kere CHP neredeyse onun çocuğu gibi, bu parti ne Atatürk’e, ne İnönü’ye ve ne de Bülent Ecevit’e bu kadar uzun süre genel başkanlık nasip etti.
CHP’ de en uzun süre genel başkanlık Kemal Kılıçdaroğlu’na nasip olmuştur. Bu nedenle yıllar boyu partinin taşlarını ilmek ilmek kendisi ördü. Teşkilatlarının tamamını gene kendisi yarattı.
Bu nedenle en fazla vefa duygusunun CHP’de olduğunu düşünmekle beraber, gene hatayı affetmeyen partinin de gene CHP olduğuna inanırım.
Bu nedenle 13 yıl boyunca görevde olup da seçimlerde bir başarı gösterilemeyen lider olarak siz, ancak son seçimde yakalanan yüzde 48 oy alma becerisi de yine size ait.
Durum böyle olunca, olumlu olumsuz yılların yükünü sırtınıza alıp, kenara çekilerek bir partinin büyüğü olarak anılmak varken, böyle bir harekete geçmenin bilemiyorum partinizce nasıl karşılanacak.
Ayrıca 13 yıl boyunca partinin başında olmanız ve kadroları kendinizin belirlediği bir ortamda sizin yarattığınız Özgür Özel’e bu kadar cephe almanızı anlamakta güçlük çekiyorum.
Ben kimseyi tutmam, 45 yıllık gazetecilik hayatımda hiçbir partinin yandaşı olmadım, bir oy hakkım vardır onu da gider sandıkta hür irademle kullanırım. Bu nedenle tarafsız yorumlar yapmak benim daima Erdem’im olmuştur.
Şimdi soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu, son hareketiniz partinin başına bir yargı yoluyla geçmeniz size ne kazandırmıştır. Bunun yerine bıraksaydınız olağan üstü kurultay yapılsaydı, sizde orada aday olup yarışa girseydiniz, sizin içinde parti içinde daha hayırlısı olmaz mıydı?
Böyle bir durumu geçmiş dönemlerde ne Bülent Ecevit’in partisinde ve ne de öteki liderlerin partilerinde gördük. Bu resmen kendi ayağına sıkmak anlamına gelir.
Sizin yarattığınız 3 dönem, yani 13 yıl Grup Başkanvekili olarak yanındaki koltuğa oturttuğunuz Özgür Özel’in Kurultayda Genel Başkan olarak seçilmesi sizi neden rahatsız etti anlamak da mümkün değil.
Hadi bunu kabullenemediniz, arkadan hançerlendim dediniz, yol böylemi olmalıydı? Bu işi evladınız gibi gördüğünüz partiyi ikiye bölerek mi yapmanız gerekirdi? Başka bir yol bulunamaz mıydı?
Bakın parti nasıl yalpalamaya başladı, Partinin bu durma düşmesi Cumhur İttifakının ve liderlerini nasıl kıs kıs güldürüyor. Eminim ki ellerini şimdi ovuşturuyorlardır.
Ayrıca, o partilerin ellerine nasıl bir koz verdiğinizi göremiyor musunuz? Kendinizin yarattığı ve atadığı kadroları, milletvekilleri, belediye başkanlarını çok ağır sözlerle itham ediyorsunuz.
Olacak gibi değil, kendi mesai arkadaşlarınızı, rüşvet, yolsuzluk gibi suçlarla suçluyorsunuz, anladık ta ancak FETO suçlamasını hiç anlamadık Sayın Kılıçdaroğlu.
Hatırladığım kadarıyla CHP’nin başında olduğunuz dönemlerde, iktidar partisi şimdi sizin partinizi suçladığınız suçlarla suçluyordu. Ne oldu da siz o yöne döndünüz, şimdi kendi yarattığınız partiyi suçluyorsunuz.
Bu hiç olmamıştır Sayın Kılıçdaroğlu, sizi meslek hayatıma başladığım yıllardan, yani 45 yıl öncesinden tanıyorum, sizi hep devlet terbiyesi almış, dürüst ve koyu CHP’li olarak tanırım.
Ama sebep ne olursa, olsun, CHP’nin bu hale düşmesine asla sebep olmamalıydınız. Eminim ki özellikle Güven Park mitinginden sonra konuyu bir kez daha düşünür gereğini yaparsınız.
Bu arada önemli bir kaynaktan aldığım bir bilgiyi de sizlere vereyim, önümüzdeki kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu aday olmayacak, yerine Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal aday gösterecekmiş. Ciddi fısıltı böyle. Olur mu bilemem. Bunu da benden duymuş olun.