"Halkın Prensesi" olarak anılan Prenses Diana’nın trajik ölümünün 28. yıl dönümü. Paris’teki bir tünelde geçirdiği trafik kazasıyla hayatını kaybeden Diana, geride sadece yaslı bir millet değil, aynı zamanda çözülememiş sırlarla dolu bir miras bıraktı.

O, bir kraliyet mensubu olmaktan öte, küresel bir ikon, moda trendlerinin belirleyicisi ve insani yardım çalışmalarının cesur yüzüydü. Bu haberde, Prenses Diana’nın kısa ama etkili yaşamını, trajik ölümünü ve hakkında az bilinen ilginç detayları derinlemesine inceleyeceğiz.

PERİ MASALI GİBİ BİR BAŞLANGIÇ

Diana Spencer, 1 Temmuz 1961'de aristokrat bir ailede dünyaya geldi. 1981 yılında Prens Charles ile evlenerek dünyanın en tanınmış simalarından biri haline geldi. Evlilikleri, milyonlarca insanın televizyon başında izlediği bir peri masalı gibi görünüyordu. Ancak bu masal, kısa sürede bir kâbusa dönüştü. Evlilikleri boyunca yaşadığı yalnızlık, eşinin Camilla Parker Bowles ile olan ilişkisi ve kraliyet ailesinin katı kuralları, Diana’yı derinden etkiledi.

Prenses Diana 2

Anadolu'nun Kapısı Türklere Açıldı: Malazgirt Meydan Muharebesi
Anadolu'nun Kapısı Türklere Açıldı: Malazgirt Meydan Muharebesi
İçeriği Görüntüle
  • Depresyon ve Yeme Bozukluğu: Diana, evliliğinin başlarında bulimia nervoza (yeme bozukluğu) ve depresyonla mücadele ettiğini daha sonra kendisi itiraf etti.
  • Modern Bir Anne: Diana, çocukları Prens William ve Prens Harry'yi kraliyet kurallarına göre değil, kendi annelik içgüdülerine göre yetiştirmeye çalıştı. Onları fast-food restoranlarına götürmesi ve halktan insanlarla tanıştırması, kraliyet ailesinin o zamana kadarki geleneklerini yıkıyordu.

İNSANI YARDIMLAR VE KÜRESEL ETKİSİ

Diana, kraliyet unvanının getirdiği şöhreti, hayır işleri ve insani yardım projeleri için kullandı. Onun en büyük mirası, yoksul ve dezavantajlı insanlara gösterdiği samimi ilgiydi.

Mayın Tarlaları ve AIDS Farkındalığı: Diana, Angola ve Bosna’daki kara mayınlarının temizlenmesi için yürüttüğü kampanyalarla uluslararası alanda büyük etki yarattı. 1987’de, Londra’daki bir hastanede AIDS hastası birinin elini sıkması, o dönemde toplumda tabu olan bu hastalığa karşı farkındalığı artırdı.

ÖLÜMÜ VE KOMPLO TEORİLERİ

31 Ağustos 1997 gecesi, Diana, sevgilisi Dodi Fayed ile birlikte Paris'te bir trafik kazası geçirdi. Kazada Diana, Dodi ve şoförleri Henri Paul hayatını kaybetti. Kazanın ardından, olayla ilgili sayısız komplo teorisi ortaya atıldı.

Prenses Diana 3

  • Gizli Servis İddiaları: Kazanın, İngiliz gizli servisi MI6 tarafından planlandığına dair iddialar, yıllarca gündemde kaldı. Bu teorilere göre, Diana'nın Müslüman Dodi Fayed ile evlenmesi ve ondan hamile kalması, kraliyet ailesi için kabul edilemez bir durumdu.
  • Kazanın Sebepleri: 2008'de yapılan resmi soruşturma, kazanın, şoför Henri Paul’ün alkollü olması ve Paparazzilerin takibinden kaçmaya çalışması sonucunda meydana geldiği sonucuna vardı. Ancak birçok kişi, bu resmi açıklamadan tatmin olmadı.

AZ BİLİNEN İLGİNÇ BİLGİLER

  • El Sıkışma Kuralı: Diana, kraliyet ailesinin katı protokol kurallarını sık sık çiğnerdi. El sıkışırken, genellikle elini uzatan ilk kişi olurdu ve çocuklarını sıklıkla kucaklardı. Bu samimi tavırları, onun "Halkın Prensesi" lakabını almasına neden oldu.

  • Görünmez Kılınmak: Diana, evliliği sırasında giydiği bazı kıyafetlerle dikkat çekici bir mesaj verirdi. Özellikle tek renk giyindiği günlerde, "bugün görünmez olmak istediğini" söylemişti.

  • Son Telefon Görüşmesi: Diana’nın oğlu Prens Harry ile kazadan birkaç saat önce telefonla görüştüğü ve ona iyi olduğunu söylediği biliniyor. Bu görüşme, Prens Harry için travmatik bir anı olarak kaldı.

Prenses Diana, ölümü üzerinden yıllar geçmesine rağmen, hala milyonlarca insan tarafından sevgi ve saygıyla anılıyor. O, sadece bir kraliyet mensubu değil, aynı zamanda zorluklarla mücadele eden, yardımsever ve kendi yolunu çizen bir kadındı.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz