Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, 2026 Dünya Kapısı Play-off finalinde Kosova'yı mağlup ederek Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan A Milli Takımı tebrik ederek, 'Ay-yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından, futbolun bu en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan Milli Takımımıza önce Avustralya, Paraguay ve Amerika'ya karşı oynayacağımız grup maçlarında, daha sonra inşallah finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. Bizim çocukların her zaman olduğu gibi ay-yıldızlı formayı zaferden zafere taşıyacağına, aziz milletimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum' diye konuştu.

'KARDEŞLİK HUKUKUMUZUN ZEDELENMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazan ayında gerçekleştirdikleri çalışmaları anımsatarak, 'Ramazanda yakaladığımız ivmeyi inşallah artırarak devam ettireceğiz. 23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden, ayrıştırmadan, tam tersine gönüller kazanarak, gönüller fethederek yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı'nın sizler için, tüm Türkiye için, İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasını, barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak'tan niyaz ediyorum. Aynı şekilde Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyamızda baharın müjdecisi olarak büyük coşkuyla kutlanan Nevruz Bayramı'nızı tebrik ediyorum. Nevruz gününün 5-10 provokatörün kundaklama girişimlerine rağmen geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından duyduğumuz memnuniyeti tekrar ifade ediyorum. Nevruzu anlamına ve ruhuna uygun şekilde idrak eden aziz milletimize sağduyusundan ötürü tekrar teşekkür ediyor, Nevruz'un da hayırlara vesile olmasını diliyorum' dedi.

'HER TÜRLÜ SİYASİ TARTIŞMADAN UZAK DURDUK'

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluplarına çok özen gösterdiklerini kaydeden Erdoğan, 'Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyuyu, serinkanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zaman da edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik, kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çekidüzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça, milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik. Etrafımız ateş çemberine dönmüşken, sınırlarımızın hemen ötesinde füzeler ve dronlar havada uçuşuyorken, konsantrasyonumuzu bozacak, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi, tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler, 'nadan ile sohbet zordur bilene, çünkü nadan ne gelirse söyler diline.' İşte biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine, sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık' açıklamasında bulundu.

Çankaya Belediyesi’nde “İkinci Yıl” buluşması: Güner çalışmalarını anlattı
Çankaya Belediyesi’nde “İkinci Yıl” buluşması: Güner çalışmalarını anlattı
İçeriği Görüntüle

'BİZ MAĞDURLARA EL UZATMANIN DERDİNDEYİZ'

23 yıldır olduğu gibi bugün de laf üstüne laf koymanın değil, taş üstüne kay koymanın çabasında olduklarını vurgulayan Erdoğan, 'Biz, Türkiye'yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz, coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. Namık Kemal bizim bu duruşumuzu nasıl tarif ediyor; 'Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten, mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten.' AK Parti'li kadrolar halka hizmetten usanmıyor, aşkla koşan yorulmaz şiarıyla milletimiz için koşmaya, koşturmaya devam ediyoruz. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz' ifadelerini kullandı.

'5G, ÜLKEMİZİ DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNE TAŞIYACAK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün iletişim ve haberleşme alanında yepyeni bir dönemi başlattıklarını dile getirerek, 'Türkiye bugünden itibaren 5'inci nesil mobil haberleşme hizmetleri, kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış oldu. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kata daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye'de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. İletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir yelpazede çok geniş bir dönemin kapılarını açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bizim AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak gerçekten çok büyük sorumluluklarımız var. Bizim ülkemizi bölgemizdeki yangından korumak gibi bir vazifemiz var. Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz, hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz' diye konuştu.

'KAVGA DİLİNİN SİYASETİ ZEHİRLEMESİNE GÖZ YUMMAYACAĞIZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisini eleştirerek, 'Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız; Türk milleti, irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız, bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı, lafazanlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını, bunların tefrikini yapmasını çok iyi bilir. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır. Ana muhalefet partisinin ramazanda bile ara vermediği, dahası son günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü saldırgan söylemlerini benim vatandaşım elbette takip etmekte, bunlara hak verdiği notu vermektedir. Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil, sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin 40 yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz' açıklamasında bulundu.

'DARBECİLİK CHP'NİN KARAKTERİDİR'

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

'Bu ülkenin Cumhurbaşkanına, bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz. Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP'yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP'yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs'ın baş aktörü CHP'yi görürsünüz. 12 Mart muhtırasının arkasında CHP'nin silueti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat'ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002'den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP'nin parmak izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP'dir. Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP'dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP'dir. 15 Temmuz ihanetine kontrollü darbe iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP'dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP'nin unutmayın milli sporudur.'

'MİLLETİMİZ ADINA HAKKIN YERİNİ BULMASININ TAKİPÇİSİYİZ'

Erdoğan, karşılarında ne kalibrelerine ne de kalitelerine uygun bir siyasi rakip olduğunu söyleyerek, 'Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil, aziz milletime şikayet ediyorum, aziz milletime havale ediyorum. Burada CHP'nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum; kabahat, samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan, havada uçan kuşa kadar ilgili-ilgisiz herkese suç attınız, kabahat buldunuz, günah keçisi ilan ettiniz. Ama bir gün olsun, 'hırsızın hiç mi suçu yok' sorusunu sormadınız. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, 'rüşvet verdim' diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın, fakat bu ülke CHP'nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP'li başkanların han-ı zi sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size 'yiyin efendiler yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin' demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye'de kalmıştır. Çalanın, çırpanın, soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır. Daha önce defalarca söyledim, bugün tekrar ifade ediyorum; biz bu sürecin tarafı değiliz, sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz' diye konuştu.

'TÜRKİYE'NİN İLKELİ DURUŞU VİCDANIN SESİ OLMUŞTUR'

Bölgede 28 Şubat'ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaşın, tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ettiğini dile getiren Erdoğan, 'Önceliğimiz, ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. Dışişleri Bakanımız İslamabad'da düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan Dışişleri Bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye'nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur' dedi.

'ELDEKİ EN BÜYÜK İMKAN DİPLOMASİDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ediyoruz. Ancak, bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır. Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. Bir diğer önemli husus şudur; İran'la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği, tam tersine bu vizyonu sabote ettiği, zora soktuğu, dinamitlediği gayet açıktır. İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır, maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir, vicdan bunu gerektirir, uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir. Temennimiz, aklıselimin egemen olduğu, böylece daha fazla kan dökülmeden, barışa giden yolun açılmasıdır. Biz bunun için elimizle birlikte gerekirse gövdemizi de taşın altına koymaya devam edeceğiz' dedi.

Kaynak: DHA