Bu nasıl siyaset anlamak mümkün değil, ortada fol yok yumurta yok, onlar Cumhurbaşkanlığı derdine düşmüşler. Üstelik bu Parti yakın gelecekte ülkeyi yönetmeye talip bir parti.

CHP nasılda hemen oyuna geliyor, dedikodular ve karanlık mahfellerde ki amacı önceden belli çevrelerin yaydığı, gerçekle yakından uzaktan alakası olmayan söylentilerin peşine takılmış gidiyor.

Yazık, halbuki 31 Mart yerel seçimlerinden yıllar sonra birinci parti olarak çıkmış bir CHP, Yandaş, Candaş, ne derseniz deyin ortamı bulandırmaya çalışanlarının gündeminin peşine takılmış gidiyor.

Halbuki toplum ana muhalefet partisinden çok daha başka şeyler bekliyor, burada da haksız değiller bir avans verdiler. CHP’ den de onun hakkını istiyor ve bekliyorlar.

Haksızlar mı? Hayır hiçte haksız değiller, ülke ekonomik bakımından alev alev yanıyor, çiftçiler ilk kez yurdun her tarafında yollara dökülmüş eylem yapıyor, domatesler, fıstıklar, çaylar yollara dökülüyor, İşçiler meydanlarda ‘’ açız ‘’ diye bağırıyor.

Yetmedi, Emekli parklarda göz yaşı döküyor, sokaklar Teksas’ a dönmüş, insanlar hunharca gelişi güzel sokaklarda birbirlerini öldürüyor, okullar açılıyor aileler yoksulluktan çocuklarını okula göndermekten vaz geçiyor.

Bu maddeleri daha çok sıralamak mümkün, ancak biz gelelim esas konumuza. Ülkede bütün bunlar yaşanırken iktidar hayali kuran ana muhalefet partisi CHP ne yapıyor, daha ortada fol yok yumurta yokken günlerdir Cumhurbaşkanlığını tartışıyor.

Yok efendim şu aday olmalı, yok efendim bu aday olmalı, durun beyler siz Cumhurbaşkanlığı sarhoşluğuna dalmışken bari biz sizi uyaralım. Biz ne yandaşız, nede muhalifiz, tam ortada duran ülke sorunlarını dert edinmiş kişileriz.

Bırakın Cumhurbaşkanlığı adaylığını da ülkenin gerçek gündemine dönün. Hem o iş çözüldü zannediyorum, CHP’nin genç genel başkanı çıkıp açık açık ilan etti ‘’ ben aday değilim ‘’ diye, böylece kerhen de olsa bir adayı diskalifiye ettiniz, geriye iki aday kaldı, İmamoğlu ve Yavaş.

Onlarda renk vermemeye çalışıyor, şu an zamanı değil diyorlar, çokta iyi yapıyorlar, şayet bu Cumhurbaşkanlığı derdine düşmeye devam ederseniz bu halk verdiği avansı zamanı gelince geri alır sizden. Bunu bilmiş olun.

Şu da bir gerçek, şuan CHP olarak azda olsa umut olmaya başladınız, bırakın Cumhurbaşkanlığı tartışmalarını da, şu halkın derdine çare olmaya çalışın, bu işi bilmiyor diye şikayet ettiğiniz iktidara yol gösterin, bırakın Malazgirt’teki tabloları, eller havada tutuşmaları, onlar sizleri duymuyor, takmıyor bile.

 İktidara geliyoruz diye nutuklar atıyorsunuz, nasıl iktidara geleceksiniz, daha o konuda bir ufak umut bile yok, sizin umudunuzdan başka. O halde bari yapın şu tüzük değişikliğini de, halka umut olun ve girin ülkenin sorunlarının içine, hükümete yol gösterin.

Şimdi kavga ve atışmanın sırası değil, günlerdir ortada olmayan Cumhurbaşkanlığı adaylığını tartışıyorsunuz. Seçmenin size verdiği avansın hakkını verin, gerçekten, samimi olarak halkın derdinin yanında olun. Demokratik bir Kurultay yaptınız yenilendiniz gençleştiniz, başınıza genç iddialı bir genel başken getirdiniz bari rahat bırakında o çalışsın.

Orasından burasından çekiştirmeyin, hem şunu da söylemeden geçemeyeceğim, CHP içindeki sorunları çözmeden, ne kadar Tüzük değişikliği yapsın kıymeti yok. Dost acı söyler.