Yıl 1922 büyük taaruz sonrası yüzlerce Yunan askeri esir alınır. Hiç merak ettiniz mi? Onlar nereye getirilirler ve nasıl bir muameleye uğrarlar. Koray Özalp Koleksiyonu Anadolu Hükümeti Ankara'sı bu merakımızı gideriyor.

Büyük Taarruz, 26 Ağustos sabahı ağır topçu ateşi ile başlar. Ordularımız 27 Ağustos'ta Afyon'a girer. 28-29 Ağustos sabahı Aslıhan yakınlarındaki Yunan birlikleri etkisiz hale getirilir. 30 Ağustos 1922 Dumlupınar Savaşı ile Yunan orduları tamamıyla dağıtılır; Yunan orduları komutanı General Trikopis esir alınır.

Esir edilen Yunan generalleri, subayları ve askerleri trenle Ankara'ya getirilmeye başlanır. O günlerin bir tanığı gördüklerini şöyle anlatır:

"...İstasyondan bir kafile göründü. Süngülü askerler arasında binden fazla Yunan esir subayları ağır ağır ilerliyordu. Bu esirler arasında general, albay, erkân-1 harp [kurmay], her rütbe ve sınıftan Yunan subayı mevcuttu. Esirler tam Meclis'in önüne gelince, başlarından kasketlerini çıkardılar, hep bir ağızdan kalın ve ürkek bir sesle:

- Zito [Yaşasın] Mustafa Kemal" diye bağırdıklarını duyduğum dakika, ...heyecanlı ve tarihi bir an yaşadım..."

Esirler, Etlik yolu üzerinde Sarıkışla'da misafir edilir. Sayıları artınca bir kısmı Sarıkışla yeterli olmadığı için Kayseri'ye gönderilir.

Yunan esirlerine uluslararası hukuk kurallarına göre davranılır; Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin Anadolu'yu ziyaret etmesine izin verilir. Kızılhaç görevlisi 1921 başında İstanbul'a gelir, oradan Mersin'e geçer, ardından da Talas esir kampını ziyaret eder. Esirlerle yapılan görüşmelerden sonra durumlarının iyi olduğunu belirtir, Müdafaa-i Milliye Vekili Kâzım [Özalp] Paşa ile yaptığı görüşmede esirlere iyi davranılmakta olduğunu ifade eder. 191

Askeri zaferin kazanılmasından kısa bir süre sonra da 11 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekenamesi imzalanır.