Türkiye'nin yazı tarihinde dönüm noktalarından biri olan Harf Devrimi'nin üzerinden 98 yıl geçti. 1 Kasım 1928'de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilen 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ile yeni Türk alfabesi resmen kabul edildi. Böylece Osmanlı döneminde kullanılan Arap harfleri esaslı yazı sisteminin yerini Latin esaslı Türk alfabesi aldı.
Harf Devrimi'ne giden süreç
Alfabe değişikliği fikri, Cumhuriyet'in ilanından önceki dönemlerde de tartışılan konular arasında yer aldı. Özellikle Tanzimat döneminden itibaren Türkçenin Arap harfleriyle yazılmasının güçlükleri, okuma yazma öğretimi ve alfabenin ıslahı üzerine çeşitli görüşler ortaya konuldu.
Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde 1928 yılında hız kazanan çalışmalar kapsamında, yeni Türk alfabesini hazırlamak üzere Dil Encümeni oluşturuldu. Latin harfleri temel alınarak hazırlanan alfabe taslağı üzerinde yapılan çalışmaların ardından yeni harfler kamuoyuna tanıtıldı. Atatürk, 9 Ağustos 1928'de İstanbul'daki Sarayburnu'nda yaptığı konuşmayla yeni harfleri halka duyurdu ve sonraki süreçte yurt gezilerinde vatandaşlara yeni alfabeyi öğretti.
1353 sayılı kanunla yeni dönem başladı
TBMM'de 1 Kasım 1928'de kabul edilen 1353 sayılı kanunla Arap harfleri yerine Latin esasından alınan Türk harfleri kabul edildi. Kanun, 3 Kasım 1928'de Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Türkçenin ses yapısına uygun biçimde düzenlenen yeni alfabe, 29 harften oluştu. Ç, Ş, Ğ, I, İ, Ö ve Ü gibi harflerin yanı sıra Türkçeye özgü sesleri karşılayan düzenlemelerle yeni yazı sistemi oluşturuldu.
Kanunla birlikte yeni harflerin kullanımına ilişkin geçiş takvimi de belirlendi. Devlet dairelerinde yeni harflere geçiş için 1 Ocak 1929'a kadar süre tanınırken basın yayın organları ve çeşitli basılı materyaller için de aşamalı bir uygulama öngörüldü.

Millet Mektepleriyle okuma yazma seferberliği
Harf Devrimi'nin ardından yeni alfabeyi toplum genelinde yaygınlaştırmak amacıyla eğitim çalışmaları başlatıldı. Millet Mektepleri, özellikle yetişkinlerin yeni harflerle okuma yazma öğrenmesinde önemli rol üstlendi. Öğretmenler, devlet memurları ve vatandaşlar yeni yazı sistemine uyum sağlamak için kurslara katıldı.
Atatürk'ün Başöğretmen sıfatıyla yürüttüğü tanıtım ve öğretim faaliyetleri, yeni alfabenin benimsenmesi sürecinin öne çıkan unsurları arasında yer aldı. Eğitim kurumlarından kamu yazışmalarına, gazetelerden kitap basımına kadar geniş bir alanda etkili olan alfabe değişikliği, Türkiye'nin kültürel ve toplumsal tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.




