Türkiye tarihinin en önemli siyasi ve hukuki dönüm noktalarından biri olan saltanatın kaldırılması, 1 Kasım 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen kararla gerçekleşti. Osmanlı Devleti'nde yaklaşık 622 yıl boyunca devam eden hanedan yönetimi böylece sona erdi. Karar, Milli Mücadele'nin askeri başarılarının ardından yeni Türk devletinin siyasi yapısının belirlenmesi açısından da önemli bir adım oldu.

Saltanatın kaldırılması, yalnızca Osmanlı hanedanının yönetim yetkisinin sona ermesi anlamına gelmedi. Aynı zamanda devlet yönetiminde egemenliğin kaynağının hanedan yerine millete dayandırılması yönünde atılan en önemli adımlardan biri olarak tarihe geçti.

Saltanatın kaldırılmasına giden süreç nasıl başladı?

Osmanlı Devleti, 19'uncu yüzyıldan itibaren siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti'nin savaştan yenilgiyle ayrılması ve 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, devletin parçalanma sürecini hızlandırdı.

İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu işgal etmeye başlaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Milli Mücadele sürecini başlattı. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleriyle milli iradeye dayalı bağımsızlık mücadelesinin temelleri atıldı.

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılmasıyla birlikte milli egemenlik esasına dayalı yeni bir siyasi merkez ortaya çıktı. TBMM, millet adına karar alma yetkisini üstlenirken İstanbul'daki Osmanlı yönetimi ile Ankara'daki milli hükümet arasında iki ayrı siyasi otorite oluştu.

Bilimin Zirvesinden Siyasetin Nazik Beyefendisine: Prof. Dr. Erdal İnönü
Bilimin Zirvesinden Siyasetin Nazik Beyefendisine: Prof. Dr. Erdal İnönü
İçeriği Görüntüle

Bu durum, özellikle barış görüşmelerine katılacak temsilcilerin belirlenmesi konusunda önemli bir krize dönüştü.

Lozan Konferansı süreci kararı hızlandırdı

Saltanatın kaldırılmasına giden süreçte Lozan Barış Konferansı önemli bir rol oynadı. İtilaf Devletleri, 27 Ekim 1922'de yapılacak konferansa hem Ankara Hükümeti'ni hem de İstanbul Hükümeti'ni davet etti.

Bu davet, Türkiye'yi uluslararası alanda iki ayrı hükümetin temsil etmesi anlamına geliyordu. Ankara Hükümeti ise milli egemenlik ilkesi gereği ülkenin tek temsilcisinin TBMM olması gerektiğini savunuyordu.

İstanbul Hükümeti'nin Lozan Konferansı'na katılma konusunda ısrar etmesi üzerine TBMM'de saltanatın kaldırılması konusu gündeme geldi. 30 Ekim 1922'de başlayan görüşmelerde karar alınamazken, tartışmalar 1 Kasım'da yeniden ele alındı.

1 Kasım 1922'de saltanat resmen kaldırıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan görüşmelerin ardından 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasına karar verildi. Kabul edilen 308 sayılı Meclis kararıyla saltanat ve hilafet makamları birbirinden ayrıldı.

Karara göre saltanat, İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edildiği 16 Mart 1920 tarihinden itibaren kaldırılmış sayıldı. Böylece Osmanlı hanedanının devlet yönetimindeki siyasi yetkisi sona erdi.

Kararın ardından İstanbul Hükümeti'nin de hukuki dayanağı ortadan kalktı. 4 Kasım 1922'de Tevfik Paşa Hükümeti istifa etti ve Osmanlı Devleti'nin son hükümeti de görevini tamamladı.

Son Osmanlı Padişahı Vahdettin İstanbul'dan ayrıldı

Saltanatın kaldırılmasının ardından Osmanlı Devleti'nin son padişahı VI. Mehmed Vahdettin'in durumu da gündeme geldi.

Saltanatın kaldırılmasıyla padişahlık yetkisini kaybeden Vahdettin, 17 Kasım 1922'de İngilizlerin Malaya adlı savaş gemisiyle İstanbul'dan ayrılarak Malta'ya gitti.

Vahdettin'in ülkeden ayrılmasının ardından TBMM, 18 Kasım 1922'de Abdülmecid Efendi'yi halife olarak seçti. Böylece saltanat kaldırılmış olmasına rağmen hilafet makamı bir süre daha varlığını sürdürdü.

I M G 1746

Saltanatın kaldırılmasından sonra hangi gelişmeler yaşandı?

Saltanatın kaldırılması, Türkiye'nin yeni yönetim sistemine geçiş sürecindeki önemli aşamalardan biri oldu. Bu kararın ardından siyasi ve hukuki dönüşüm devam etti.

Tarihlerle Türkiye'nin yönetim yapısındaki değişim:

1 Kasım 1922: Saltanat kaldırıldı.

17 Kasım 1922: Son Osmanlı Padişahı Vahdettin İstanbul'dan ayrıldı.

18 Kasım 1922: Abdülmecid Efendi halife seçildi.

24 Temmuz 1923: Lozan Barış Antlaşması imzalandı.

13 Ekim 1923: Ankara, Türkiye'nin başkenti oldu.

29 Ekim 1923: Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.

3 Mart 1924: Halifelik kaldırıldı ve Osmanlı hanedanı mensuplarının Türkiye dışına çıkarılmasına karar verildi.

Saltanat ile hilafet neden aynı tarihte kaldırılmadı?

Saltanat ve hilafet, Osmanlı Devleti'nde uzun süre aynı hanedan mensubunda birleşen ancak farklı anlamlar taşıyan iki ayrı makamdı.

Saltanat, devletin siyasi yönetimini ve hükümdarlık yetkisini ifade ederken hilafet, İslam dünyasının dini liderliğiyle ilişkilendirilen bir makamdı.

TBMM, 1 Kasım 1922'de bu iki makamı birbirinden ayırarak saltanatı kaldırdı ancak hilafetin devam etmesine karar verdi. Halifeyi seçme yetkisi de Meclise bırakıldı.

Cumhuriyet'in ilanından sonra da tartışma konusu olmaya devam eden hilafet, 3 Mart 1924'te TBMM tarafından kabul edilen kanunla kaldırıldı. Böylece Osmanlı hanedanının Türkiye'deki siyasi ve dini makamlarla bağlantısı tamamen sona erdi.

Milli egemenliğe dayalı yönetimin önü açıldı

1 Kasım 1922'de alınan saltanatın kaldırılması kararı, Türkiye'nin monarşik yönetim anlayışından milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet yapısına geçişinde belirleyici oldu.

Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde yürütülen Milli Mücadele'nin ardından alınan bu kararla, devlet yönetiminde hanedanın egemenliğine son verildi ve TBMM'nin millet adına karar alma yetkisi pekiştirildi.

Saltanatın kaldırılmasının ardından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle yeni Türk devletinin yönetim şekli resmen belirlendi.

Osmanlı Devleti'nde yaklaşık 6 asır boyunca devam eden saltanat yönetimi, 1 Kasım 1922'de alınan tarihi kararla sona erdi. Bu karar, Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan siyasi dönüşümün en önemli kilometre taşlarından biri olarak tarihteki yerini koruyor.

Muhabir: Haber Merkezi