Kırım Savaşı’nın kaderini belirleyen en stratejik dönemeçlerden biri olan ve Osmanlı askeri tarihine altın harflerle kazınan 1854 Silistre Kuşatması, Tuna boylarında bir imparatorluğun can çekişmediğini, aksine inanç ve askeri dehayla devasa orduları durdurabileceğini tüm dünyaya kanıtlamıştı.
Çarlık Rusyası’nın sıcak denizlere inme rüyasıyla başlattığı işgal dalgası, Osmanlı’nın o dönemki uç kalesi olan Silistre önlerinde sert bir kayaya çarptı.
Prens Paskeviç komutasındaki 90 bin kişilik devasa Rus ordusunun, Musa Hulusi Paşa ve İngiliz gönüllü subayların müdafaasındaki küçük bir kaleyi 41 gün boyunca kuşatıp her seferinde ağır zayiatlarla geri çekilmek zorunda kalması, sadece bir askeri zafer değil, Avrupa diplomasisini de kökten değiştiren bir kırılma noktası oldu.
Bugün, Namık Kemal’in meşhur "Vatan yahut Silistre" oyununa ilham veren bu destansı kuşatmayı, nedenlerini, askeri dehalarını ve tarihin gizli kalmış ilginç detaylarını masaya yatırıyoruz.
KUTSAL YERLER KRİZİ VE TUNA CEPHESİ
Silistre Kuşatması, 1853-1856 yılları arasında gerçekleşen ve dünya tarihinin ilk "modern" savaşı kabul edilen Kırım Savaşı'nın ilk büyük safhasını oluşturur.
- Rusya'nın Osmanlı'yı Paylaşma İştahı: Çar I. Nikolay, Osmanlı İmparatorluğu'nu "Hasta Adam" olarak nitelendiriyor ve Balkanlar üzerinden İstanbul'a, oradan da sıcak denizlere inmeyi hedefliyordu. "Kutsal Yerler" meselesini ve Ortodoks tebaanın hamiliğini bahane eden Rusya, 1853'te Eflak ve Boğdan’ı (bugünkü Romanya) işgal etti.
- İstanbul Kapısını Kilitleyen Kale: Silistre: Tuna Nehri'nin güney kıyısında yer alan Silistre, Osmanlı’nın Balkanlar'daki en kritik savunma hattıydı. Eğer Rus ordusu Silistre’yi düşürebilirse, Şumnu ve Edirne üzerinden doğrudan Osmanlı başkenti İstanbul’a yürüme imkanına kavuşacaktı. Bu yüzden kale, imparatorluğun kilidi konumundaydı.
SİPERLERDEKİ SATRANÇ
Kuşatma, her iki tarafın en seçkin stratejistlerinin karşı karşıya geldiği bir taktik savaşına sahne oldu:
Musa Hulusi Paşa (Silistre Muhafızı)
Osmanlı garnizonunun başındaki isim olan Musa Paşa, askerlerine aşıladığı yüksek moral ve sarsılmaz vatan sevgisiyle tanınıyordu. Kuşatmanın son günlerine doğru bir şarapnel parçasıyla şehit düşene kadar kalenin müdafaasını bir an bile bırakmadı.
Ömer Lütfi Paşa (Serdar-ı Ekrem)
Osmanlı ordularının başkomutanı olan Ömer Paşa, aslen Avusturya ordusundan firar edip Osmanlı'ya sığınmış bir askeri dehaydı. Rus ordusunu yorup lojistik olarak kilitlemek amacıyla Silistre'ye doğrudan büyük bir meydan savaşıyla müdahale etmek yerine, kaleyi dışarıdan takviye birliklerle ve gerilla taktikleriyle besleme stratejisini başarıyla uyguladı.
Prens Mihail Gorçakov ve Prens Paskeviç (Rus Komutanlar)
Kuşatmayı başlatan Gorçakov, daha sonra komutayı Rusya'nın en güvendiği mareşallerden Prens Paskeviç'e devretti. Ancak Paskeviç de Osmanlı tabyalarının mühendislik harikası direnişi karşısında çaresiz kaldı ve kuşatma sırasında yaralanarak cepheden ayrılmak zorunda kaldı.
Kaptan James Butler ve Teğmen Charles Nasmyth (İngiliz Gönüllüler)
Kuşatma sırasında kalede bulunan bu iki genç İngiliz subayı, resmi olarak İngiliz ordusunun bir parçası değil, gönüllüydü. Ancak tabyaların tahkim edilmesinde ve topçu ateşlerinin yönlendirilmesinde Osmanlı askerleriyle omuz omuza çarpışarak kuşatmanın seyrini değiştirdiler. James Butler, burada aldığı yaralar sonucu hayatını kaybederek Silistre kahramanlarından biri oldu.
TOPRAK SİPERLERİN SULTANI: ARABTABYA DİRENİŞİ
5 Nisan 1854'te Rus ordusu Silistre'yi kuşattı ve Mayıs ayında yoğun bombardıman başladı. Rusların planı basitti: Yoğun topçu ateşiyle kaleyi dövmek, tüneller (lağımlar) kazarak kale duvarlarını havaya uçurmak ve sayı üstünlüğüyle içeri girmek.
Ancak hesap etmedikleri bir şey vardı: Arabtabya. Silistre ana kalesinin önünde yer alan bu toprak tabyanın savunması, askeri literatüre geçecek cinstendi.
- Toprağın Esnekliği: Rusların attığı devasa havan topları, taş duvarları yıkabiliyordu ancak Arabtabya’nın sıkıştırılmış toprak ve çalı çırpıdan yapılan esnek siperlerinde batıp kalıyor, beklenen yıkımı yaratmıyordu.
- Karşı Lağım Savaşı: Rus lağımcıları yer altından tabyayı havaya uçurmak için tünel kazarken, Osmanlı askerleri yerin altından gelen çapa seslerini dinleyerek karşı tüneller kazdı. Yer altında, karanlıkta amansız el bombaları ve süngü savaşları yaşandı; Rus tünelleri kendi başlarına yıkıldı.
- Gece Baskınları: Osmanlı askerleri, "Huruç" adı verilen ani gece baskınlarıyla Rus siperlerine dalıyor, Rus topçu bataryalarını çivileyerek (kullanılamaz hale getirerek) geri çekiliyordu.
23 Haziran 1854'te, müttefiklerin (İngiltere ve Fransa) yardıma geleceği korkusu, orduda yayılan kolera salgını ve Arabtabya’nın bir türlü düşürülememesi üzerine Çar, kesin geri çekilme emri verdi. Rus ordusu arkasında yaklaşık 15 bin ölü bırakarak Tuna’nın kuzeyine çekildi.
KIRIM SAVAŞI'NA VE DÜNYA'YA ETKİSİ
Silistre’deki bu muazzam direniş, Kırım Savaşı’nın tüm seyrini ve coğrafyasını kökten değiştirdi:
- Tuna Cephesi Kapandı, Savaş Kırım'a Taşındı: Rusların Balkanlar üzerinden İstanbul'a yürüme stratejisi tamamen çöktü. Rus ordusu geri çekilince, Avusturya İmparatorluğu da tarafsızlığını bozup Rusya'yı tehdit etti. Bu durum üzerine müttefikler (İngiltere, Fransa, Osmanlı) savaşı Rusya’nın kendi topraklarına taşımaya karar verdi ve meşhur Sivastopol Kuşatması ile Kırım Cephesi açıldı.
- Avrupa Kamuoyunda "Türk" İmajı Değişti: Batı medyası (özellikle İngiliz The Times gazetesi), Osmanlı ordusunun disiplinini, kahramanlığını ve Arabtabya savunmasını manşetlere taşıdı. "Hasta Adam" imajı yerini, vatanını aslanlar gibi savunan direnişçi bir ordu imajına bıraktı.
AZ BİLİNENLER
Namık Kemal’in Tiyatrosu ve Sürgün Hayatı
Türk edebiyatının ilk sahnelenen tiyatro eseri olan Namık Kemal’in "Vatan yahut Silistre" oyunu, işte bu kuşatmayı anlatır. 1873 yılında İstanbul’da sahnelendiğinde halkta öyle büyük bir coşku ve vatanseverlik dalgası yarattı ki, Osmanlı hükümeti (Sultan Abdülaziz dönemi) bir halk ayaklanmasından çekinerek oyunu yasakladı ve Namık Kemal’i Gazimağusa’ya (Kıbrıs) sürgüne gönderdi.
"Silistre" İsimli İngiliz Savaş Gemisi
Kuşatmadaki kahramanlıktan ve İngiliz subayların orada can vermesinden o kadar etkilenildi ki, İngiliz Kraliyet Donanması, o dönem inşa edilen büyük bir ticaret ve nakliye gemisine Osmanlı Devleti'nin onuruna "Silistria" adını verdi.
Rus Generalin İtirafı: "Orada Canavarlar Savaşmıyordu"
Kuşatmaya katılan ve daha sonra dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biri olacak olan genç bir Rus subayı vardı: Lev Tolstoy. Tolstoy, Silistre’de bizzat topçu teğmeni olarak görev yapmıştı. Günlüklerinde ve anılarında Türk askerinin cesaretinden saygıyla bahsetmiş, buradaki savaş tecrübelerini daha sonra yazacağı ölümsüz eseri "Harp ve Darb" (Savaş ve Barış) romanındaki kuşatma sahnelerine aktarmıştır.
Can Veren Bir Şehir, Doğan Bir Destan
|
Kuşatan Ordu |
Savunan Ordu |
Kuşatma Süresi |
Sonuç |
|
90.000 Rus Askeri |
18.000 Osmanlı Askeri |
41 Gün (12 Mayıs - 23 Haz.) |
Osmanlı Zaferi (Rusya geri çekildi) |
Silistre Müdafaası, askeri mühimmatın veya sayısal üstünlüğün, stratejik istihkam bilgisi ve sarsılmaz bir kararlılık karşısında nasıl aciz kalabileceğinin tarihi bir kanıtıdır. Tuna’nın bu mağrur kalesi, 1854 yılında kazandığı zaferle Osmanlı İmparatorluğu’nun ömrünü yarım asır daha uzatan diplomatik krediyi sağlayan en önemli harç oldu.