Bundan tam 211 yıl önce bugün, 18 Haziran 1815 pazar sabahı, Brüksel'in yaklaşık 15 kilometre güneyindeki sakin tarım kasabası Waterloo, Avrupa tarihinin akışını yüz yıl boyunca donduracak, bir imparatorun askeri dehasına son noktayı koyacak devasa bir hesaplaşmaya sahne oldu.
Tarihe Waterloo Muharebesi olarak geçen bu kanlı çarpışma, sürgünden kaçıp Fransa tahtını yeniden ele geçiren Napolyon Bonapart’ın, kendisine karşı birleşen Avrupalı koalisyon güçlerine karşı verdiği son kumardı.
Yağan sağanak yağmurun, geciken takviye birliklerin ve amansız bir strateji savaşının gölgesinde geçen o tek bir gün, Fransız İmparatorluğu'nun nihai çöküşünü hazırladı. Modern Avrupa’nın sınırlarını ve güç dengelerini yeniden çizen bu epik savaşı tüm detayları, askeri aktörleri ve tarih kitaplarında az bilinen şaşırtıcı sırlarıyla mercek altına alıyoruz.
YÜZ GÜNLÜK DÖNÜŞ
Waterloo’yu anlamak için takvimleri bir yıl geriye sarmak gerekir. 1814 yılında müttefik orduları Paris’e girmiş, Napolyon tahttan feragat etmek zorunda kalarak Akdeniz’deki küçük Elba Adası’na sürgüne gönderilmişti. Ancak Fransızların efsanevi lideri, köşesinde sessizce oturacak bir adam değildi.

- Sürgünden Kaçış ve Yüz Gün Dönemi: 1 Mart 1815’te Elba’dan gizlice kaçıp Fransa kıyılarına ayak basan Napolyon, kendisini tutuklaması için gönderilen kraliyet askerlerini karizmasıyla safına çekerek tek bir kurşun bile atmadan Paris’e yürüdü. Kral XVIII. Louis şehirden kaçtı ve Napolyon için "Yüz Gün" (Les Cent-Jours) olarak bilinen ikinci hükümdarlık dönemi başladı.
- Yedinci Koalisyonun Doğuşu: Napolyon’un barış tekliflerini reddeden Avrupa’nın dev güçleri (İngiltere, Prusya, Avusturya ve Rusya), Viyana Kongresi’nde onu "uluslararası haydut" ilan ederek Yedinci Koalisyon’u kurdu. Hedefleri, Napolyon Fransa'yı tamamen seferber etmeden onu Belçika topraklarında yakalayıp yok etmekti.
- Napolyon'un Kumarı: Düşman ordularının devasa sayısal üstünlüğe ulaşacağını bilen Napolyon, erken davranıp Belçika’da konuşlanan İngiliz ve Prusya ordularını birbirleriyle birleşmeden, tek tek avlamayı planladı.
MASADAKİ DEHALAR
Askeri dehası, topçu taktikleri ve askerleri üzerindeki büyüleyici motivasyon gücüyle tarihin en büyük komutanlarından biri. Waterloo'da yaklaşık 73 bin kişilik ordusunun başındaydı. Ancak eski enerjisinden uzaktı ve geçirdiği rahatsızlıklar nedeniyle savaş meydanını bizzat at üstünde yeterince denetleyemiyordu.
Duke of Wellington - Arthur Wellesley (Müttefik Orduları Komutanı)
İngiliz, Hollandalı, Belçikalı ve Alman askerlerden oluşan yaklaşık 68 bin kişilik karma bir ordunun başındaydı. Defansif savaş stratejilerinin ustası olan Wellington, coğrafi avantajları kullanmayı çok iyi biliyordu. Napolyon için, "Onun meydandaki varlığı, ordusuna 40 bin taze asker katılmasına eşdeğerdir" diyerek rakibine saygısını itiraf etmişti.

Gebhard Leberecht von Blücher (Prusya Ordusu Komutanı)
73 yaşındaki bu yaşlı Prusya mareşali, askerleri tarafından "Mareşal İleri" (Marschall Vorwärts) lakabıyla anılıyordu. Napolyon'dan ölesiye nefret ediyordu. Waterloo'dan iki gün önce Ligny’de Napolyon’a yenilip atının altında kalarak ezilme tehlikesi atlatmasına rağmen, Wellington’a verdiği sözü tutmak için ordusunu toparlayıp Waterloo’ya doğru ölümüne bir yürüyüş başlattı.
ÇAMUR KAN VE ZAFER
17 Haziran gecesi Waterloo topraklarına adeta gök delinmişçesine yağmur yağdı. Bu doğa olayı, savaşın kaderini belirleyen ilk büyük etken oldu.
- Ölümcül Gecikme (Saat 11:30): Napolyon, topçu bataryalarını çamurlu arazide rahatça hareket ettirebilmek ve zeminin kurumasını beklemek amacıyla saldırıyı sabah erkenden başlatmak yerine saat 11:30'a erteledi. Bu 4-5 saatlik gecikme, Prusya ordusunun savaş alanına yetişmesi için Wellington'a altın değerinde bir zaman kazandırdı.
- Hougoumont ve La Haye Sainte Savaşları: Wellington, ordusunu ters bir yamacın arkasına gizleyerek Napolyon’un yıkıcı topçu ateşinden korudu. Savaş, meydandaki tahkim edilmiş çiftlik evleri (Hougoumont ve La Haye Sainte) çevresinde tam bir kördüğüme döndü. Fransızlar buradaki İngiliz direnişini kırmak için çok fazla kuvvet harcadı.
- Ney'in Hatalı Süvari Saldırısı: Napolyon’un en güvendiği komutanlardan olan Mareşal Michel Ney, İngilizlerin geri çekildiğini sanarak piyade desteği olmadan Fransız süvarilerini müttefik hatlarına doğru intihar saldırısına çıkardı. İngiliz piyadeleri "Kare Formasyonu" (içe dönük tüfekli duvarlar) alarak Fransız süvari elitlerini biçti.
- Blücher Sahneye Çıkıyor (Saat 16:00 sonrası): Napolyon, general Grouchy’yi Prusyalıları takip etmesi için göndermişti ancak Grouchy görevini yerine getiremedi. Yaşlı kurt Blücher, Fransızların sağ kanadından savaş meydanına daldı. İki ateş arasında kalan Fransız ordusunda panik başladı. Napolyon'un efsanevi "Eski Muhafızlar" (Garde Impériale) birliği son bir hamleyle hatları yarmaya çalıştıysa da yoğun ateş altında ilk kez geri çekilmek zorunda kaldı. Fransız ordusu için bozgun kaçınılmazdı.
AZ BİLİNENLER
"Waterloo Dişleri" (Waterloo Teeth)
19. yüzyılın başında takma diş sektörü çok ilkeldi ve porselen dişler henüz yaygınlaşmamıştı. Zenginlerin diş ihtiyaçları genellikle mezarlardan ya da idam edilenlerden karşılanıyordu. Waterloo'da bir günde ölen yaklaşık 50 bin genç ve sağlıklı askerin dişleri, savaştan sonra diş avcıları tarafından kerpetenlerle söküldü. Bu dişler İngiltere’ye varillere doldurularak götürüldü ve diş protezi yapımında kullanıldı. Dönemin sosyetesi, uzun yıllar boyunca ağızlarında ölü askerlerin dişlerini taşıdı; bu protezlere piyasada "Waterloo Dişleri" deniyordu.

Napolyon’un Sessiz Düşmanı: Hemoroid Nöbeti
Askeri tarihçilerin birçoğu, Napolyon’un savaş günü çok ciddi bir hemoroid (basur) nöbeti geçirdiğini belirtir. Bu ağrılar yüzünden efsanevi komutan atına binip ön safları bizzat inceleyememiş, savaşı harita başından ve uzaktan yönetmek zorunda kalmıştır. Bu durum, kurmaylarının (özellikle Mareşal Ney'in) yaptığı ölümcül hataları zamanında fark edip müdahale etmesini engellemiştir.
Rothschild Ailesinin Servet Patlaması
Londra borsasında spekülasyon yapan ünlü banker Nathan Rothschild, kurduğu özel istihbarat ve güvercin ağı sayesinde Waterloo Muharebesi'nin sonucunu İngiliz hükümetinden bile tam bir gün önce öğrendi. Borsaya giderek sanki İngiltere savaşı kaybetmiş gibi elindeki tüm hisseleri yok pahasına satmaya başladı. Onu gören diğer yatırımcılar da panikle her şeyi sattı ve borsa çöktü. Rothschild, tabandan topladığı devasa miktardaki hisse ve devlet tahvilleriyle, ertesi gün zafer haberi Londra’ya ulaştığında bir gecede İngiltere ekonomisinin en büyük gücü haline geldi.
Yağmurun Arkasındaki Yanardağ Teorisi
Waterloo'daki o ölümcül sağanak yağışların, savaştan sadece iki ay önce Endonezya'da patlayan Tambora Yanardağı ile bağlantılı olduğu modern iklim bilimciler tarafından kanıtlanmıştır. Yanardağın atmosfere fırlattığı devasa kül bulutları küresel iklimi bozmuş, Avrupa'da 1815 yazında sıra dışı şiddetli yağmurlara ve serinliğe neden olarak dolaylı yoldan Napolyon’un topçularını çamura saplamıştır.
SONUÇLAR
Waterloo, sadece bir askeri yenilgi değil, Avrupa’nın çehresini tamamen değiştiren küresel bir tasfiyeydi:
|
Sonuç Kategorisi |
Yaşanan Gelişmeler ve Etkileri |
|
Napolyon'un Sonu |
Paris'e dönen Napolyon bir kez daha feragat etti. İngilizler bu kez işi şansa bırakmayarak onu Atlas Okyanusu’nun ortasındaki, kaçılması imkansız olan ücra Saint Helena Adası'na sürgün etti. Napolyon 1821'de burada öldü. |
|
Avrupa'da Restorasyon Dönemi |
Fransa'da Bourbon hanedanlığı (Kraliyet) yeniden kuruldu. Viyana Kongresi kararları tescillenerek Avrupa'da mutlakiyetçi imparatorlukların korunduğu, milliyetçi akımların bastırıldığı "Restorasyon Dönemi" başladı. |
|
Britanya'nın Denizlerdeki Mutlak Gücü |
Fransa'nın küresel bir tehdit olmaktan çıkmasıyla, İngiltere (Pax Britannica) 19. yüzyılın tartışmasız tek küresel süper gücü ve denizlerin hakimi haline geldi. |
Wellington’ın Ağzından Savaşın Özeti:
İngiliz komutan zaferin ardından yazdığı mektupta muharebenin ne kadar bıçak sırtı geçtiğini şu sözlerle itiraf etmişti: "Hayatımda gördüğüm en kıl payı şeydi... Kazanılan bir muharebe dışında, hiçbir şey Waterloo kadar büyük bir trajedi olamaz."
Waterloo, askeri dehanın her zaman doğa şartlarına, lojistiğe ve müttefiklerin sadakatine karşı kazanamayacağının en net kanıtı olarak tarih sayfalarındaki yerini koruyor.



