1980’lerin ortalarında, Soğuk Savaş’ın ateşi henüz sönmemişken, ABD siyasi tarihinin en çalkantılı ve en karmaşık skandallarından biri patlak verdi. Basında Irangate veya resmi adıyla İran-Kontra Skandalı (Iran-Contra Affair) olarak anılan bu kriz; ABD Başkanı Ronald Reagan yönetiminin, bizzat Kongre kararlarını ve kendi ilan ettiği uluslararası yaptırımları çiğneyerek yürüttü gizli bir operasyonlar ağını gözler önüne serdi.
Plan şaşırtıcı derecede karmaşıktı: ABD, resmi olarak "terörist devlet" ilan ettiği ve diplomatik ambargo uyguladığı İran’a gizlice silah satıyor; bu satıştan elde edilen yasa dışı gelirler ise Nikaragua’daki solcu Sandinista hükümetini devirmeye çalışan sağcı gerilla örgütü Kontralara aktarılıyordu. Bu gizli çarkın dönmesini sağlayan ana motivasyon ise Lübnan’da Hizbullah tarafından rehin tutulan Amerikalıların serbest bırakılması beklentisiydi.
Soğuk Savaş’ın en büyük diplomasi ve istihbarat krizlerinden biri olan Irangate Skandalı’nın tarihsel sürecini, nedenlerini, aktörlerini, ortaya çıkışını ve tarihin tozlu sayfalarında kalan ilginç detaylarını derinlemesine inceliyoruz.
İKİ AYRI KRİZ NASIL BİRLEŞTİ?
Irangate Skandalı, birbirinden coğrafi ve siyasi olarak tamamen bağımsız gibi görünen iki temel sorunun Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) çatısı altında birleştirilmesiyle doğdu.
A. Lübnan Rehineler Krizi ve İran Bağlantısı
1980’lerin başında Lübnan’daki iç savaş sırasında, İran destekli Şii örgütler (başta Hizbullah olmak üzere) aralarında gazeteci, akademisyen ve CIA istasyon şefi William Buckley’nin de bulunduğu çok sayıda Amerikalıyı rehin aldı. ABD Başkanı Ronald Reagan, rehineleri kurtarmak için yoğun kamuoyu baskısı altındaydı. İran ise Irak ile sürdürdüğü kanlı savaşta (1980-1988) yedek parça ve gelişmiş ABD yapımı silahlara (özellikle TOW anti-tank füzeleri ve Hawk hava savunma sistemleri) acil ihtiyaç duyuyordu.
B. Nikaragua ve Boland Düzeltmesi (Boland Amendment)
Orta Amerika’da, Nikaragua’da 1979’da yönetime gelen solcu Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi, Washington tarafından "Sovyetler Birliği ve Küba’nın komünist uydusu" olarak görülüyordu. CIA, Sandinistaları devirmek için "Kontralar" adıyla bilinen antikomünist gerillaları fonluyor ve eğitiyordu. Ancak Kontraların insan hakları ihlalleri ve acımasız yöntemleri ortaya çıkınca, ABD Kongresi 1982-1984 yılları arasında Boland Düzeltmeleri’ni kabul etti. Bu yasalarla ABD devlet kurumlarının Kontralara doğrudan veya dolaylı askeri yardım yapması kesin olarak yasaklandı.
YASA DIŞI ÇARKIN İŞLEYİŞİ
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi olan hırslı deniz piyadesi Yarbay Oliver North, Başkan Danışmanı John Poindexter’ın onayıyla dahiyane ama yasa dışı bir plan kurguladı:
-
Silah Transferi: İsrail aracı kılınarak, ABD envanterindeki TOW anti-tank füzeleri ve Hawk füzeleri gizlice İran’a sevk edildi.
-
Kar Transferi: İran bu silahlar için piyasa değerinin çok üzerinde bir ödeme yaptı. Silahtan elde edilen kârın bir kısmı İsrail ve İsviçre’deki gizli banka hesaplarına aktarıldı.
-
Kontralara Kaynak: Bu gizli hesaplarda biriken milyonlarca dolar, Kongre’nin koyduğu yasağı (Boland Düzeltmesi) baypas etmek amacıyla Nikaragua’daki Kontralara silah, teçhizat ve lojistik destek olarak aktarıldı.
-
Rehinelerin Durumu: İran, Lübnan’daki örgütlere nüfuzunu kullanarak birkaç Amerikalı rehinenin serbest kalmasını sağladı. Ancak bu durum, örgütlerin yeni Amerikalıları rehin alarak şantajı sürdürmesine neden olan kısır bir döngü yarattı.
BİR UÇAK VE LÜBNAN GAZETESİ İLE ORTAYA ÇIKAN SKANDAL
Tüm operasyon büyük bir gizlilik içinde yürütülürken, skandal iki beklenmedik olayla dünya gündemine bomba gibi düştü:
-
Nikaragua'da Düşen C-123 Uçağı (5 Ekim 1986): Kontralara yasa dışı silah ve mühimmat taşıyan özel bir C-123 kargo uçağı Nikaragua hava sahasında Sandinista güçleri tarafından düşürüldü. Uçaktan sağ kurtulan tek kişi olan Amerikalı kargo elemanı Eugene Hasenfus, yakalandıktan sonra gazetecilerin karşısına çıkarıldı ve CIA için çalıştığını, operasyonun doğrudan ABD hükümeti tarafından yönetildiğini itiraf etti.
-
El-Şira Gazetesinin Manşeti (3 Kasım 1986): Hasenfus krizinin hemen ardından, Lübnan’da yayın yapan El-Şira adlı haftalık gazete, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert McFarlane’in gizlice Tahran’a gittiğini ve ABD’nin rehineler karşılığında İran’a silah sattığını manşete taşıdı.
Bu iki gelişme üzerine Beyaz Saray inkâr yoluna gitse de delillerin ağırlığı karşısında Başkan Ronald Reagan, 13 Kasım 1986’da televizyondan canlı yayınlanan ulusa sesleniş konuşmasında İran’a silah satıldığını kabul etmek zorunda kaldı.
KİLİT İSİMLER
Skandalın odağında Beyaz Saray, CIA ve askeri bürokrasiden önemli isimler yer aldı:
| İsim | Görevi / Rolü | Skandaldaki Yeri ve Akıbeti |
| Ronald Reagan | ABD Başkanı | Operasyonlardan haberdar olmadığını, Kontralara para aktarılması emrini vermediğini savundu. Siyasi imajı ağır darbe aldı. |
| Oliver North | NSC Üyesi / Yarbay | Operasyonun ana mimarı. Belgeleri imha etmekle ve Kongre’ye yalan söylemekle suçlandı; mahkûm oldu ancak kararı sonradan bozuldu. |
| John Poindexter | Ulusal Güvenlik Danışmanı | Oliver North’un amiri. Yasa dışı para aktarımına onay verdi. Görevinden istifa etti ve yargılandı. |
| William Casey | CIA Direktörü | Operasyonun arkasındaki zeka. Kongre’de ifade vermeden hemen önce beyin tümörü teşhisiyle hastaneye kaldırıldı ve 1987'de öldü. |
| George H. W. Bush | ABD Başkan Yardımcısı | Sorumluluğu tartışıldı. 1992’de Başkan olarak görev süresi dolarken skandala karışan 6 kilit yetkili için özel af çıkardı. |
AZ BİLİNENLER
1. Tahran'a Götürülen Sahte Pasaportlar, İncil ve Pasta
1986 yılının Mayıs ayında, Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert McFarlane ve Oliver North, İrlanda pasaportlarıyla ve sahte kimliklerle gizlice Tahran’a uçtu. Yanlarında İranlı yetkililere hediye olarak Başkan Reagan tarafından bizzat imzalanmış bir İncil, anahtar şeklinde bir pasta (ilişkilerin açılmasını sembolize eden) ve füzelerin teknik parçalarını götürmüşlerdi. Ancak İranlı yetkililer bu ziyarete soğuk baktı ve heyet elindeki pasta ile geri dönmek zorunda kaldı.
2. Evrak İmha Çılgınlığı ("Shredding Party")
Skandal basına sızmaya başladığı Kasım 1986 gecesinde, Yarbay Oliver North ve sekreteri Fawn Hall, Ulusal Güvenlik Konseyi’ndeki ofislerinde yüzlerce gizli belgeyi kağıt imha makinesinden (shredder) geçirdi. Fawn Hall’un bazı gizli evrakları çizmelerinin içine ve giysilerinin altına saklayarak binadan çıkardığı sonradan ortaya çıktı.
3. Oliver North’un Popüler Kültür İkonuna Dönüşmesi
Kongre soruşturmaları sırasında televizyonda canlı yayınlanan duruşmalarda tam üniforması ve madalyalarıyla ifade veren Oliver North, medyanın yoğun ilgisiyle antikomünist bir "halk kahramanına" dönüştürüldü. North, cezası iptal edildikten sonra siyasi yorumculuk ve yazarlık yaptı.
4. İsrail ve Adnan Kaşıkçı'nın Aracılık Rolü
İran-ABD arasındaki bu gizli temasların kurulmasında Suudi silah tüccarı Adnan Kaşıkçı ve İsrailli üst düzey diplomatlar kilit rol oynadı. Savaş halindeki iki ülkenin birbirine güven duymaması nedeniyle paraların transferi ve silahların teslimatı İsrail üzerinden yürütüldü.
Irangate Skandalı, ABD Anayasası’nın yürütme (Başkan) ile yasama (Kongre) arasındaki güçler dengesinin nasıl ihlal edilebildiğini gösteren tarihi bir ders niteliğindedir. Skandal sonrasında kurulan Tower Komisyonu ve Kongre Soruşturma Komiteleri, Beyaz Saray’ın gizli operasyon yetkilerini daraltmış; ancak 1992 yılında Başkan George H. W. Bush’un çıkardığı aflarla dosyanın hukuki boyutu büyük oranda kapanmıştır.




