Augustus Mabedini Bir başka ifade ile Yazıtlar Kraliçesini artık iyi biliyoruz. Bu mabedin bir Men tapınağı üzerine inşa edildiğini yüzyıllardır Hacı Bayram Veli külliyesi ile sarmaş dolaş tüm düşmanlıklara inat dostça yaşamına tanıklık ediyoruz. Bu yapı grubu bir çok Ankaralı aydın gibi benimde hep radarımda oldu. Bir çok tv programı yaptım çok sayıda uzman görüşlerini ekranlarda paylaştım. Bu kez benim yeni ulaştığım 1932 yılına tarihlenen bir makaleyi sizlerle paylaşmak istedim. Hemde ogünün diliyle. İyi okumalar diliyorum.

Anadolu da umumiyetle iki kısım «Eski Eser» e rast gelinir. Bunların bir kısmı klasik (Roma ve Yunan) eserler, diğer kısmı «Kadim Devirler» e ait olan eserlerdir. Ogüst (August) mabedi klasik eserler zümresine girer. Bu mabet hakkında ihtisas sahibi kimseler tarafından çok ciddî tetkikler yapılmıştır. Burada bu gibi zevatın fikir ve mütalealarını hülâsa olarak kaydediyorum:

Ankara'nın Romalılar devrinde parlak bir mevkide bulunduğuna en kuvvetli bir şahit bu Ruma eseridir. Romanın en büyük imparatorlarından olan Ogüstün devri güzel sanatlar ve mimarlık için diğerlerinden üstündür. Bunun zamanında çok büyüyen imparatorluk vilâyetlerinin bir çok yerlerinde mabetler yapılmış ve kendisine << akıl ve üluhiyet » hediye edilmişti. bu mabedin en meşhuru Ankaradaki idi. bu mabede sonra Ogüstüm (Augusteum) namı verilmiştir.

Mabedin bu günkü ehemmiyeti zamanın tahrip edici ellerin- den kurtarılmış olması, bir çok parça ve kısımlarının halâ mevcut ve bulunması ve bahusus duvarlarında Ogüstün siyasî vasiyetna-mesinin kazdırılmış olmasından dolayıdır. Bu gün «Monumentum Ansiranum - Monumentum Ancyranum» namile şöhret bulmuş olan bu kitabenin metninde Ogüstün bütün yaptığı resmî ve hususî işler yazılmıştır.

Bu kitabenin üstünde şu ibare kazılıdır:

 İlâhî Ogüstün bütün dünyayı Roma devletine tâbi kılan icraatı - Roma Cumhuriyeti ile Roma halkı için yaptığı masraflar - Romada iki tunç levhaya kazılmış olan tasdikli Hüccet

Galatya M.E. 25 senesinde Romaya bağlanmıştı. Mabedin yapılmasına Milâdın ilk senelerinde başlandığı zannedilmektedir. Mabet sene 10 da bitmiştir ve İmparator Ogüst sene 14 te ölmüştür. Vasiyetnamenin bitmesi ve bronz levhalara kazılması ölümünden bir az evvel olmuştur. Bu levhalar Ogüstün Romadaki türbesi önüne konulmuştu. Ankara mabedinin kitabesi bu binanın bitmesinden sonra kazdırılmış olduğu yazıların tertibinden anlaşılıyor.

Lâtince yazılı olan bu kitabe mabet duvarlarının içinde sağ, sol taraflarda olup her birisi on bir metre murabba  bir yer tutmaktadır. Galatya halkı Latince bilmiyorlardı. Kitabenin manasını anlasınlar diye birde Rumca kitabe yazdırılmış ve bu da kapının sağındaki duvarın dış tarafına konulmuştu. Bu tercüme yakın zamana kadar malûm değildi. Bu duvara bitişik olan ahşap evler yıkılınca Kitabe de meydana çıkmıştır.

İmparator Ogüste ve haleflerine atfedilen «Mabut» sıfatı Hristiyanlığın Galatya kıtasına girmesine kadar devam etmiştir. Bundan sonra mabedin kiliseye çevrilmiş olduğu kuvvetle muhtemeldir. Bunun senesi gerçi tayin edilememektedir. Fakat mütehassısların deyişlerine göre miladın dördüncü asrı sonlarında çevrilmiş olduğu zannediliyor.

Bu mabedin mermer direklerine Ankaranın camilerinde rast gelinemez ve mabet camiye çevrilmemiştir. Yanındaki Hacı Bayram Camii bile mabet duvarının dış kısmına bitişiktir. Caminin ne içinde, ne dışında mabede ait mermer kısımlardan hiç bir şey yoktur.

Bizanslılardan sonra Ankara'nın İranîler, Emeviler, Abbasîler, Selçukiler ve Osmanlı Türkleri tarafından istilâsına kadar mabedin ayni halde kalmış olduğu görünüyor. Müslümanlara ve Türklere Avrupalıların söylemekte oldukları «Yıkıcılık» vasfını alenen tekzip eden, Anadolu da daha pek çok canlı eserler vardır.

İmparator Ogüstün vasiyetnamesinin ikinci bir Latince nüshası Yalvaçta bulunmuştur.

Kaynak Ankara Vilayeti Seyyah Kandemir 1932