Dünyada en yaygın görülen kanser türleri arasında bulunan kalın bağırsak (kolorektal) kanserinde yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Erken tanının yanı sıra dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı kilo kontrolü riskin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Liv Hospital Topkapı Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Genco Gençdal, bağırsak mikrobiyotasının beslenmeden nasıl etkilendiğini anlatarak kalın bağırsak sağlığını destekleyecek önerilerde bulundu.

Bağırsak sağlığında beslenme önemli bir etken

Beslenme düzeninin bağırsakların çalışma biçimi ve mikrobiyota üzerinde doğrudan etkili olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Genco Gençdal, özellikle liften yoksun, aşırı işlenmiş gıdaların ağırlıkta olduğu ve fazla miktarda kırmızı et tüketilen beslenme modellerinin bağırsak dengesi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

Sebze, meyve, kuru baklagiller ve tam tahılların daha fazla tüketilmesini öneren Gençdal, işlenmiş et ürünlerinin ise mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini vurguladı.

Bağırsaktaki bakteriler yediklerimizi dönüştürüyor

Bağırsaklarda trilyonlarca mikroorganizmanın bulunduğunu ve bunların önemli bir bölümünün vücut için yararlı olduğunu belirten Gençdal, beslenmenin bu mikroorganizmaların dengesini değiştirebildiğini söyledi.

Lif açısından zengin gıdaların yararlı bakterilerin gelişimini desteklediğini ifade eden Gençdal, aşırı işlenmiş ürünler, fazla kırmızı et ve yüksek yağ içeren beslenmenin ise bazı istenmeyen bakterilerin ve metabolik ürünlerin artmasına neden olabileceğine dikkat çekti.

Uzman, bağırsak sağlığını değerlendirirken yalnızca hangi besinlerin tüketildiğine değil, bu besinlerin bağırsak bakterileri tarafından nasıl işlendiğine de bakılması gerektiğini belirtti.

Bazı bağırsak metabolitleri yakından araştırılıyor

Bilimsel çalışmaların bağırsak bakterileri ile kolorektal kanser arasındaki ilişkinin oldukça karmaşık olduğunu ortaya koyduğunu aktaran Gençdal, bazı bakterilerin safra asitlerini deoksikolik aside (DCA) dönüştürebildiğini ve bu maddenin kalın bağırsak hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla ilişkili olabileceğini ifade etti.

Ancak bu bulguların herhangi bir bakterinin ortadan kaldırılmasının kanseri önleyeceği anlamına gelmediğinin altını çizen Gençdal, mikrobiyota alanındaki araştırmaların sürdüğünü ve bugün için belirli bir bakteriyi hedef alarak kanserden korunmanın mümkün olduğunun söylenemeyeceğini kaydetti.

Lif tüketimi yalnızca kabızlıktan korunmak için değil

Bağırsak dostu beslenmenin temel unsurlarından birinin lif olduğunu belirten Gençdal, lifin yalnızca kabızlığı önleyen bir besin bileşeni olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler ve tohumlarda bulunan lifin bir bölümünün bağırsak bakterileri tarafından parçalandığını anlatan Gençdal, bu süreçte kısa zincirli yağ asitlerinin ortaya çıktığını belirtti.

Bu maddeler arasında yer alan bütiratın kalın bağırsak hücreleri için önemli bir enerji kaynağı olduğuna işaret eden Gençdal, lifin bağırsak bakterileri ve ortaya çıkan faydalı metabolitler aracılığıyla bağırsak sağlığını destekleyebildiğini ifade etti.

Kağıthane'de korkutan bina yangını
Kağıthane'de korkutan bina yangını
İçeriği Görüntüle

Günlük 30 gram lif hedeflenebilir

Dünya Kanser Araştırma Fonu'nun yetişkinler için günlük yaklaşık 30 gram lif tüketimini önerdiğini hatırlatan Gençdal, lif miktarının beslenmeye bir anda değil, kademeli şekilde eklenmesi gerektiğini söyledi.

Lif tüketimi artırılırken yeterli miktarda su içilmesinin de önem taşıdığını belirten Gençdal, aksi durumda gaz, şişkinlik ve karın bölgesinde rahatsızlık gibi sorunların görülebileceğini ifade etti.

Amaçlananın kısa süreli bir diyet uygulamak değil, lif açısından zengin beslenme alışkanlığını uzun vadede sürdürülebilir hale getirmek olduğunu vurguladı.

Renkli tabak, çeşitli beslenme anlamına geliyor

Bağırsak sağlığını destekleyen bir beslenme düzeni için pahalı veya özel ürünlere ihtiyaç olmadığını belirten Gençdal, farklı renklerde sebze ve meyvelerin sofrada daha fazla yer almasını önerdi.

Brokoli, lahana, karnabahar, roka, ıspanak, havuç, domates ve biber gibi sebzelerin çeşitlendirilerek tüketilmesi gerektiğini söyleyen Gençdal, elma, armut, portakal, kivi ve çilek gibi meyvelerin ise mümkün olduğunca bütün halde yenilmesini tavsiye etti.

Meyve suyunun, meyvenin kendisiyle aynı miktarda lif içermediğine dikkat çeken uzman, bu nedenle meyve suyunun bütün meyvenin yerini tutmadığını belirtti.

Baklagiller ve tam tahıllar sofrada daha fazla yer almalı

Mercimek, nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi kuru baklagillerin hem lif hem de bitkisel protein açısından zengin olduğunu ifade eden Gençdal, bu besinlerin haftada birkaç kez tüketilmesini önerdi.

Beyaz ekmek ve rafine tahıllar yerine tam buğday ekmeği, bulgur, yulaf, arpa, esmer pirinç ve tam tahıllı makarna gibi seçeneklerin tercih edilmesinin de beslenmenin lif içeriğini artırabileceğini söyledi.

Ceviz, badem ve fındığın yanı sıra chia ve öğütülmüş keten tohumunun da iyi seçenekler arasında bulunduğunu belirten Gençdal, ancak kuruyemişlerin yüksek enerji içeriği nedeniyle porsiyon kontrolünün göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Kırmızı et tamamen yasak değil, ölçülü tüketilmeli

Kalın bağırsak sağlığı açısından kırmızı etin tamamen beslenmeden çıkarılmasının gerekmediğini belirten Gençdal, önemli olanın miktar ve tüketim sıklığı olduğunu söyledi.

Dünya Kanser Araştırma Fonu'nun haftada yaklaşık üç porsiyon, toplamda 350-500 gram pişmiş kırmızı et tüketimini sınır olarak önerdiğini hatırlatan Gençdal, sucuk, salam, sosis, pastırma ve jambon gibi işlenmiş etlerin ise günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Protein kaynaklarının çeşitlendirilmesi için balık, tavuk, yumurta, yoğurt ve kuru baklagillerin de tercih edilebileceğini belirtti.

Probiyotikler tek başına koruyucu değil

Yoğurt ve kefir gibi besinlerin sağlıklı bir beslenme düzeninde yer alabileceğini belirten Gençdal, ancak probiyotik takviyelerin tek başına kalın bağırsak kanserini önlediğine yönelik mucizevi bir kanıt bulunmadığını söyledi.

Uzman, bağırsak sağlığı açısından en güçlü yaklaşımın tek bir ürüne odaklanmak yerine liften zengin, çeşitli ve mümkün olduğunca doğal bir beslenme düzeni oluşturmak olduğunu vurguladı.

Fast-food tüketiminde asıl mesele alışkanlık

Hamburger, paketli atıştırmalıklar ve şekerli-gazlı içeceklerin tamamen yasaklanmasından ziyade bunların günlük beslenmenin temelini oluşturmamasının önemli olduğunu ifade eden Gençdal, sağlıklı yaşamda sürdürülebilirliğin öne çıktığını belirtti.

Ara sıra tüketilen bir yiyeceğin tek başına belirleyici olmadığını, asıl önemli olanın genel beslenme düzeninin sağlıklı bir çizgide tutulması olduğunu söyledi.

Düzenli hareket bağırsak sağlığını da destekliyor

Fiziksel aktivitenin yalnızca kalp-damar sağlığı açısından değil, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılması ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması açısından da önem taşıdığını belirten Gençdal, düzenli hareket edilmesini önerdi.

Her gün yapılacak 20-30 dakikalık tempolu yürüyüşlerin dahi yaşam tarzına eklenebilecek önemli bir fiziksel aktivite olduğunu ifade etti.

Sağlıklı beslenme kolonoskopinin yerini tutmuyor

Beslenme alışkanlıklarının kanser riskini azaltmada önemli bir yere sahip olduğunu ancak taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Gençdal, kolonoskopinin erken teşhis ve önleme açısından kritik olduğunu söyledi.

Kalın bağırsak kanserlerinin önemli bir bölümünün poliplerden gelişebildiğini belirten Gençdal, kolonoskopi sırasında bu oluşumların kansere dönüşmeden tespit edilip çıkarılabildiğini ifade etti.

Bu nedenle yalnızca sağlıklı beslenerek kalın bağırsak kanseri riskinin tamamen ortadan kalktığı düşüncesinin doğru olmadığını vurguladı.

Bağırsak sağlığı için 7 temel öneri

Doç. Dr. Genco Gençdal, kalın bağırsak sağlığını desteklemek isteyenlere şu önerilerde bulundu:

  • Her gün çeşitli sebze ve meyvelere sofrada yer verin.
  • Günlük yaklaşık 30 gram lif tüketmeyi hedefleyin.
  • Kuru baklagilleri düzenli olarak tüketin.
  • İşlenmiş et ürünlerini mümkün olduğunca azaltın.
  • Kırmızı eti ölçülü tüketin.
  • Alkol kullanımından mümkünse tamamen kaçının.
  • Düzenli fiziksel aktivite yapın ve sağlıklı vücut ağırlığını koruyun.

Kalın bağırsak sağlığında mucizevi besin yok

Bağırsak sağlığının tek bir yiyecek veya takviye üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Gençdal, brokoli, kefir ya da herhangi bir probiyotik ürünün tek başına kanseri önleyemeyeceğini vurguladı.

Uzman, uzun vadede sürdürülen dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekerek sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıllar ve ölçülü miktarda kuruyemişlerin beslenmede daha fazla yer almasını; işlenmiş etlerin ve aşırı işlenmiş gıdaların ise azaltılmasını önerdi.

Düzenli hareket edilmesi, sağlıklı kilonun korunması ve yaşa ve risk durumuna uygun kanser taramalarının zamanında yaptırılması da kalın bağırsak sağlığının korunmasında önemli adımlar arasında bulunuyor.

Kaynak: DHA