Bir zamanlar üniversite diploması, güvenli bir gelecek vaadiydi. Bugün ise binlerce genç için diploma, çekmecede bekleyen bir kağıda dönüşmüş durumda. Türkiye’de her yıl yüz binlerce genç üniversiteden mezun oluyor; ancak mezuniyet, istihdamın kapısını açmaya yetmiyor.

En önemli sorunlardan biri, üniversitelerde verilen eğitimin iş piyasasının ihtiyaçlarıyla örtüşmemesi. Teorik bilgiyle donatılan gençler, sahaya çıktıklarında deneyim şartıyla karşılaşıyor. “Deneyimsizsen işe alınmazsın” döngüsü, mezun işsizliğinin en temel çıkmazlarından biri olarak öne çıkıyor.

Öte yandan plansız üniversiteleşme de sorunu derinleştiriyor. İhtiyaç fazlası bölümler, mezun sayısının artmasına ancak istihdam alanlarının aynı hızla genişlememesine yol açıyor. Bu durum, diplomanın değerini düşürürken gençler arasında umutsuzluğu ve gelecek kaygısını artırıyor.

Mezun işsizliğini etkileyen bir diğer faktör ise torpil, referans ve güvencesiz çalışma koşulları. Nitelik yerine ilişkilerin belirleyici olması, gençlerin emeğe olan inancını zedeliyor. Asgari ücretin altında ya da sigortasız çalışmak zorunda kalan mezunlar için diploma, çoğu zaman beklentileri karşılamıyor.

Sonuç olarak diploma hala önemli; ancak tek başına yeterli değil. Eğitim sisteminin, gençleri yalnızca mezun etmeye değil, istihdama hazırlamaya odaklanması gerekiyor. Aksi halde “okuyan işsizler” gerçeği, Türkiye’nin en büyük toplumsal sorunlarından biri olmaya devam edecek.