Tam 21 yıl önce bugün, insanlık tarihinin doğayı korumak adına attığı en kapsamlı ve tartışmalı adımlardan biri olan Kyoto Protokolü resmen yürürlüğe girmişti.
Sanayileşmiş ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını azaltma sözü verdiği bu tarihi belge, bugünkü "Net Sıfır" hedeflerinin ve Paris İklim Anlaşması’nın temel taşı olarak kabul ediliyor.
NEDEN?
1990’ların başında bilim dünyası, insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazlarının (özellikle CO_2) küresel sıcaklıkları geri dönülemez bir şekilde artırdığı konusunda hemfikirdi.
- Adaletsizlik Sorunu: Gelişmiş ülkeler (ABD, AB, Japonya), sanayi devriminden beri havayı en çok kirleten taraflardı. Gelişmekte olan ülkeler ise "biz henüz kalkınmadık, faturayı biz niye ödüyoruz?" diyordu.
- Tarihi Karar: 11 Aralık 1997’de Japonya’nın Kyoto kentinde imzalanan protokol, dünyada ilk kez hükümetlere emisyonlarını azaltmaları için hukuki olarak bağlayıcı hedefler koydu.
ANA MEKANİZMA
Kyoto, "Ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesine dayanıyordu.

- Ek-1 Ülkeleri: 37 sanayileşmiş ülke ve Avrupa topluluğu, emisyonlarını 1990 yılındaki seviyelerine göre ortalama %5 oranında azaltmayı taahhüt etti.
- Esneklik Mekanizmaları: Belki de Kyoto’nun en yaratıcı ve tartışmalı yönü buydu. Bir ülke kendi emisyonunu azaltamıyorsa, başka bir ülkede temiz enerji projesi başlatarak "Karbon Kredisi" satın alabiliyordu. Bu durum Karbon Borsası kavramını doğurdu.
DEVLERİN SAVAŞI
Kyoto Protokolü hiçbir zaman sorunsuz işlemedi. En büyük darbe, dünyanın o dönemki en büyük kirleticisi olan ABD'den geldi.
- ABD’nin Reddi: George W. Bush yönetimi, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelere kısıtlama getirilmemesinin ABD ekonomisine zarar vereceğini savunarak protokolü onaylamadı.
- Rusya’nın Kilidi: Protokolün yürürlüğe girmesi için emisyonların %55'inden sorumlu ülkelerin onayı gerekiyordu. 2004'te Rusya’nın onayıyla bu baraj aşıldı ve protokol 2005'te resmen hayata geçti.
- Kanada’nın Kaçışı: 2011 yılında Kanada, hedeflerine ulaşamayacağını anlayınca cezai yaptırımlardan korkarak protokolden çekilen ilk ülke oldu.
GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU VE PARİS ANLAŞMASI
Kyoto Protokolü'nün süresi 2020 yılında resmen sona erdi. Bugün onun yerini 2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması aldı.

|
Özellik |
Kyoto Protokolü |
Paris Anlaşması |
|
Bağlayıcılık |
Sadece gelişmiş ülkeler için zorunlu. |
Tüm ülkeler için gönüllü (ulusal katkı). |
|
Kapsam |
Dar bir ülke grubu. |
Evrensel katılım (yaklaşık 195 ülke). |
|
Hedef |
Emisyon azaltma odaklı. |
Küresel ısınmayı 1.5^\circ C ile sınırlama. |
AZ BİLİNENLER
-
Kirletme Hakkı Satın Almak: Kyoto ile hayatımıza giren "emisyon ticareti" sayesinde, bugün dev teknoloji şirketleri fidan dikerek veya yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak kağıt üzerinde "karbon nötr" görünebiliyorlar.
-
İneklerin Metan Gazı: Protokol sadece fabrikaları değil, hayvancılıktan kaynaklanan metan (CH_4) gazını da hedef almıştı. Bu durum, bazı ülkelerde "hayvan başına vergi" gibi ilginç tartışmaları tetiklemişti.
- Türkiye’nin Durumu: Türkiye, protokolü imzalamak için uzun süre bekledi. "Gelişmiş ülke" kategorisinde sayıldığı için dezavantajlı olacağını savunan Türkiye, yoğun diplomatik çabalar sonucunda 2009 yılında protokole taraf oldu.
- 6 Büyük Gaz: Protokol sadece karbondioksiti değil; metan, nitroz oksit, hidroflorokarbonlar, perflorokarbonlar ve kükürt heksaflorür olmak üzere 6 farklı sera gazını kontrol altına almayı hedeflemişti.
Kyoto Protokolü başarılı mıydı? Sayısal olarak emisyonlar dünya genelinde artmaya devam etti (özellikle Çin ve Hindistan'ın yükselişiyle). Ancak Kyoto, hükümetlerin "iklim değişikliği"ni sadece bilimsel bir tartışma değil, ekonomik ve hukuki bir mesele olarak görmesini sağladı. Bugün aldığımız elektrikli otomobil teşviklerinden, fabrikalara takılan filtrelere kadar her şeyin temelinde 1997’de Kyoto’da atılan o imzalar yatıyor.


