6 Şubat büyük deprem felaketinden sonra, neredeyse her gün Hammurabi’yi aklıma getirdim.
Neden mi?
İki örnekten yola çıkarak, sizleri 4000 yıl öncesine götürerek, bütün sorumluluğu Hammurabi’nin üzerine atmak istiyorum.
Evet, bundan tam 4000 yıl önce, İsa’dan önce 1900’ler, Babil kralı Hammurabi’nin bir kanun maddesi var. Diyor ki “çürük yapılan ev yıkılırsa ve evin sahibi ölürse, evi yapan usta öldürülsün”.
Aslında bu her şeyi anlatıyor değil mi?
Dört bin yıl öncesinde de devlet var, yazılı kuralları var. Mağaralarda yaşamıyorlar hiç kuşkusuz,
konutlar üretiyorlar ama o konutların üretimlerine ilişkin bir sorumluluk taşıyorlar. Tekraren, Babil kralı Hammurabi diyor ki “bir ev kötü yapılmışsa ve sahibi depremde, yıkıntıda
ölmüşse onu yapan ustayı öldürün.” Evet, biraz daha yakın bir tarihe geliyoruz, İsa’dan önce 1600’lü yıllar, Hititler…
Onlar depremle ilgili bir tarif yapmamışlar ancak, çokça Anadolu coğrafyasında karşılaştığımız ve son yıllarda çokça karşı karşıya kaldığımız sellerle ilgili yazıtları var.
III. Hattuşili diyor ki “suya düşmüş çakıl taşı gibi, sel sularının altında kalmıştı Nerik şehri. Hititler dere yataklarına ev ve bina dikmeyi aptallara bırakırlar. Sadece kralın evi ki öyle, hep öyle olmuş,
taş zemin üzerine dikilmiştir. Ahmak insanın evi ise sel sularının önüne yapılmıştır, sel suyla gelir ve
onu silip denize taşır.” Doğru söze ne hacet, 4000 yıldır akıllanmıyoruz.
Kalın sağlıcakla…