Tam 65 yıl önce bugün, 9 Temmuz 1961’de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk genel halk oylaması (referandum) yapıldı. Sandıktan çıkan %61,7’lik "Evet" oyu, sadece askeri bir darbenin ardından yeni bir hukuki düzeni onaylamıyor; aynı zamanda Türk siyasi hayatının en özgürlükçü, en tartışmalı ve kurumlar dengesini en radikal şekilde değiştiren metnini, yani 1961 Anayasası’nı yürürlüğe koyuyordu.

Askeri bir müdahalenin gölgesinde doğmasına rağmen getirdiği hak ve özgürlükler yelpazesiyle "dünya standartlarında" kabul edilen, ancak sonraki yıllarda "Türkiye’ye bol geldiği" iddia edilerek budanan 1961 Anayasası'nın tarihsel sürecini, arkasındaki nedenleri, hazırlayan entelektüel kadroyu ve satır aralarında kalmış ilginç detayları derinlemesine bir haber dosyasıyla inceliyoruz.

DARBENİN GÖLGESİNDE ARAYIŞ

1961 Anayasası’nı doğuran süreç, 1950’li yılların ikinci yarısında Demokrat Parti (DP) iktidarı ile muhalefet ve ordu arasında tırmanan sert kutuplaşmanın bir sonucuydu.

27 Mayıs 1

  • 1924 Anayasası’nın Boşlukları: Dönemin yürürlükteki anayasası olan 1924 Anayasası, gücü tamamen Meclis’te toplayan "çoğunlukçu" bir yapıya sahipti. Meclis’te çoğunluğu ele geçiren partinin gücünü denetleyecek bir Anayasa Mahkemesi ya da özerk kurumlar yoktu. Muhalefet ve aydınlar, DP’nin bu yapısal boşluğu kullanarak "çoğunluğun diktatoryasını" kurduğunu savunuyordu.
  • 27 Mayıs 1960 Darbesi: Ordunun genç subaylardan oluşan Milli Birlik Komitesi (MBK), 27 Mayıs 1960 sabahı yönetime el koydu. Darbenin ardından kurulan askeri cunta, mevcut Meclis'i kapattı ve ülkeyi yeni bir hukuki temele oturtmak için hızla bir anayasa hazırlığı başlattı.

KURUCU MECLİS VE KOMİSYONLAR

Yeni anayasa alelade bir komisyon tarafından yazılmadı; arkasında dönemin en parlak hukukçularının ve akademisyenlerinin yer aldığı çift aşamalı bir entelektüel kavga vardı.

Üçüncü Reich’ın Kanlı Eşiği: Uzun Bıçaklar Gecesi
Üçüncü Reich’ın Kanlı Eşiği: Uzun Bıçaklar Gecesi
İçeriği Görüntüle
  • Sıddık Sami Onar ve İstanbul Komisyonu: Darbenin hemen ertesi günü, MBK tarafından İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sıddık Sami Onar başkanlığında bir hukukçular heyeti görevlendirildi. Bu heyet ilk taslağı hazırladı ancak metin oldukça sert ve radikal bulundu.

1961 Anayasası 1

  • Kurucu Meclis ve Temsilciler Meclisi: Daha sonra yasama görevini yürütmek üzere bir "Kurucu Meclis" oluşturuldu. Bu meclisin sivil kanadı olan Temsilciler Meclisi'nde baroların, basının, üniversitelerin, işçi ve esnaf sendikalarının ve siyasi partilerin (DP hariç) temsilcileri yer aldı.
  • Ankara Komisyonu (Ennio-Prof. Enver Ziya Karal ve Prof. Muammer Aksoy): Temsilciler Meclisi bünyesinde kurulan Anayasa Komisyonu’nun başkanlığını Prof. Enver Ziya Karal, sözcülüğünü ise daha sonra suikasta kurban gidecek olan Prof. Muammer Aksoy yaptı. Metne nihai, özgürlükçü ve dengeli şeklini veren bu Ankara kadrosuydu.

TÜRK SİYASETİNE GETİRDİĞİ İLKLER

1961 Anayasası, Türkiye'de "çoğunlukçu demokrasi" modelinden, azınlığın ve bireyin haklarını da koruyan "çoğulcu demokrasi" modeline geçişi sağladı. Getirdiği yenilikler devrim niteliğindeydi:

  • Anayasa Mahkemesi kuruldu: Meclis’in çıkardığı kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyecek en üst yargı organı ilk kez hayata geçirildi.
  • Çift Meclisli Sistem: TBMM; "Millet Meclisi" ve "Cumhuriyet Senatosu" olarak ikiye ayrıldı. Yasama sürecinin aceleye getirilmesini engellemek için Senato bir fren mekanizması olarak tasarlandı.
  • Özerk Kurumlar Çağı: Üniversitelere (YÖK öncesi dönem) ve TRT’ye tam özerklik tanındı. Yargı bağımsızlığını sağlamak için Yüksek Hakimler Kurulu kuruldu.
  • Geniş Hak ve Özgürlükler: İşçilere ilk kez grev ve toplu sözleşme hakkı anayasal bir güvence olarak verildi. Temel hak ve hürriyetler, "özüne dokunulamaz" ibaresiyle koruma altına alındı.
  • Sosyal Devlet İlkesi: Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasına ilk kez "Sosyal Devlet" ibaresi eklendi.

1961 ANAYASASI ANATOMİSİ

Kriter / Kurum

1924 Anayasası

1961 Anayasası

Egemenliğin Kullanımı

Millet adına sadece ve mutlak olarak TBMM kullanır.

Millet, egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır (Yargı, AYM vb.).

Meclis Yapısı

Tek meclis (TBMM).

Çift meclis (Millet Meclisi + Cumhuriyet Senatosu).

Yargı Denetimi

Yok. Meclis'in üstünde güç kabul edilmiyordu.

Var (Anayasa Mahkemesi vasıtasıyla denetim).

Sendikal Haklar

Düzenlenmemiş veya kısıtlı.

İşçilere ve memurlara geniş sendika, grev ve örgütlenme özgürlüğü.

SONUÇLARI VE ÖLÜMCÜL ÇELİŞKİ

Anayasa, 9 Temmuz 1961 referandumunda kabul edilerek yürürlüğe girdi. Ancak bu metin beraberinde büyük bir siyasi çelişkiyi de taşıyordu:

1961 Anayasası 2,

  1. Ordu Siyasetin Merkezinde: Anayasa özgürlükçüydü ancak darbeyi yapan cuntayı meşrulaştırmak için Milli Birlik Komitesi üyelerini ömür boyu "Tabii Senatör" yaparak Meclis'e yerleştirdi. Ayrıca ilk kez Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kurularak ordunun sivil siyasete müdahale edebileceği anayasal bir meşruiyet alanı yaratıldı.
  2. Kutuplaşma ve Budanma: 1960’ların sonu ve 1970'lerin başında Türkiye’de yükselen sağ-sol çatışmaları, işçi hareketleri ve öğrenci eylemleri tırmandığında, dönemin egemen siyasileri ve askerleri "Bu anayasa Türkiye’ye bol geliyor, lüks kaçıyor" argümanını ortaya attı. Nitekim 12 Mart 1971 muhtırasının ardından anayasanın özgürlükçü maddeleri büyük ölçüde tırpanlandı; 12 Eylül 1980 darbesiyle de tamamen ortadan kaldırılarak yerine otoriter 1982 Anayasası getirildi.

AZ BİLİNENLER

"Hayır" Propagandasının Gizli Dili: "61 Anayasasına Evet, Ama..."

Referandum sürecinde askeri yönetim "Hayır" propagandası yapılmasını tamamen yasaklamıştı. Yeni anayasaya karşı olan eski DP tabanı ve sağ seçmen, sandıkta tepki göstermek için gizli bir dil geliştirdi. O dönem referandum pusulasında "EVET" beyaz, "HAYIR" ise kırmızı renkteydi. Muhalifler kahvehanelerde ve köylerde gizlice "Gelin hepimiz bayrağımızın rengine, yani kırmızıya (Hayır'a) basalım" diyerek propaganda yürüttüler. Bu gizli dalga sayesinde referandum askeri baskıya rağmen sadece %61,7 ile geçebildi; İç Anadolu ve Ege'deki birçok şehirde ezici şekilde "Hayır" oyu çıktı.

Anayasa Komisyonunda "Kravat" Krizi

Temsilciler Meclisi'nde anayasa maddeleri gece gündüz tartışılırken çok sert entelektüel kavgalar yaşanıyordu. Profesörler ve siyasetçiler arasındaki gerilim o kadar yükselmişti ki, bir gün temel haklar maddesi tartışılırken komisyon sözcüsü Muammer Aksoy ile bir delege arasında çıkan tartışma fiziki müdahaleye dönüştü. Kürsüdeki mikrofonların devrildiği kavgada delegelerin birbirlerinin kravatlarını çekerek hırpaladığı, araya asker üyelerin girerek profesörleri sakinleştirdiği meclis tutanaklarına "Kravat Krizi" olarak geçmiştir.

Giriş Kısmındaki (Başlangıç) İntikam Cümlesi

1961 Anayasası’nın "Başlangıç" metni, hukuki bir metinden ziyade adeta bir siyasi manifesto gibi kaleme alınmıştı. Metinde doğrudan, "27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti..." ifadesi kullanılmış ve düşürülen Demokrat Parti iktidarı için "Anayasa ve hukuk dışı tutumlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanan..." cümlesine yer verilmişti. Bir anayasa metnine "direnme hakkı" gibi radikal bir felsefi kavramın ve bir darbenin övgüsünün açıkça yazılması dünya hukuk tarihinde oldukça nadir görülen bir durumdur.

1961 Anayasası, Türkiye’nin demokrasi arayışında hem zirveyi hem de en derin çelişkiyi temsil eder. Bir yandan bireyi devlet karşısında koruyan ve işçiye, üniversiteye, basına nefes aldıran muazzam bir özgürlük alanı açmış; diğer yandan bu alanı koruması için ordunun vesayet mekanizmalarını sistemin kalbine yerleştirmiştir. Bugün hâlâ Türkiye'de ne zaman "özgürlükçü anayasa" tartışması açılsa, referans noktası olarak 1961 metninin o dahi hukukçu kadrosunun kalemi hatırlanmaya devam ediyor.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz