ERDEM NOYAN

Devlet Baba gerçek bir baba gibi olmalı. Her alanda yaşa başa bakmadan vatandaşını sarıp sarmalamalıdır. Eğitimde de, hukukta da, adalette de, spor alanlarında da öyle olmalıdır.

Bunu neden söylüyorum, 2025 yılı tam da bunun hissedildiği bir yıl olmuştur. Nereye baksanız devlet babanın bir ihmali görülmüş, sokaklar çete savaşlarının düello arenası haline gelmiş, çoluk çocuk sokaklara çıkamaz hale gelmiştir.

Öbür tarafa bakıyorsunuz sahalar, medya, sanatçı ve manken kılıklı insanların bulaştığı yasa dışı çarpıklıklarla dolu ülke haline gelmiş durumdayız.

Bu tür sapkınlıkların olmaması için burada devlet babaya çok iş düşmektedir. Bunun mazereti olmaz.

Ülkemiz büyük, devletimiz güçlüdür Avrupa’nın en büyük güvenlik gücüne sahip bir ülke durumuna gelmiş durumdayız. Ayrıca güvenlik güçlerimiz birçok ülkeyi kıskandıracak teknolojilerle donatılmış durumdadır.

Öyleyse, son aylarda ortaya çıkan bu sapkınlıklar neden olmaktadır. Nereye el atsanız, altından korkunç olaylar çıkmaktadır. Topluma örnek olacak sektörler giderek batak durumuna düşmüştür.

Her taşın altından insanlarımızı tedirgin eden olaylar çıkmaktadır. Devletimiz mutlaka bu kötü bağırsakları temizlemeli ve ülkemizi 70’li, 80’li yılların o huzur ve güven dolu günlerine kavuşturmalıdır.

Topluma örnek olması gereken sektörler, özellikle halkı aydınlatan, bilgi sahibi yapan ve örnek olması gereken sanatçılar ve medya mutlaka kendine bir çeki düzen vermelidir.

Bence en önemlisi ise, spor ve medya alanlarında meydana gelen ve toplumu derinden üzen olaylara bir çözüm bulmak lazımdır. İşte burada devlet öne çıkmalı ve varlığını hissettirmelidir.

Sınırsız özgürlük olmaz ve olamaz, herkes, her kurum sınırlarını bilmelidir, özellikle gençleri kaybetmeden ilgili kurunlar harekete geçmeli ve acil olarak tedbir almalıdır.

Son aylarda spor alanında ortaya çıkanlar bunun bir örneğidir. Düşünün bir kere spor gençlerimizi kötü olaylardan kurtulması için düzenlenen bir faaliyettir. Ancak birçoğu şaibelere bulaşmış durumdadır.

Öyleyse devlet baba harekete geçerek bu çıbana neşteri vurmalıdır. Gerçi son günlerde TFF harekete geçmiş olaya el koymaya başlamıştır. Bu kafi değildir. Olay çıktıktan sonra değil, çıkmadan önlemini almalıdır.

Bu alanda taviz olamaz ve olmamalıdır. Ne demek genç dimağların ve yöneticilerin şike olaylarına karışmaları, ne demektir bahis oyunları ve en acısı genç beyinlerin uyuşturucu batağına düşmeleri.

İşte burada madem sahalarda ve dışarda sporcular ve yöneticiler bu işlere bulaşmış, o taktirde işi yöneticilere ve patronlara bırakmadan devlet bu işe el atmalıdır. Madem sahalarda spora yakışmayan olaylar olmaktadır.

O taktirde ilgili bakanlık ve bağlı kuruluşları hareket geçmeli ve gerekli tedbirleri almalıdır. Maden futbolda ortaya çıkan olaylar kabul edilemez o taktirde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ortaya çıkıp bu olaylara neşter vurmalıdır.

Yapılabilir mi? Yapılabilir, mesela spor bakanlığı sezon başında, tüm spor camiasına ayırım yapmadan uyulması şart olan bir genelge gönderebilir. Orada ağır cezaları kapsayan ilkeleri anlatabilir.

Başta kulüp başkanları olmak üzere tüm sporcu ve yöneticilerini ağır cezaların beklediği anlatılabilir. Yöneticiler ise, başta kendileri olmak üzere sporcularına spor dışında bir olaya karışmamalarını öğütleyebilir.

Aksi taktirde kendilerini ağır yaptırımların beklediği hatırlatılabilir. Bakın bakalım bir daha spor sahalarında, şike, şans oyunları ve uyuşturucu gibi olaylarla karşılaşma olabilir mi?

İşte devlet baba derken bunu kastediyorum. Devlet baba, önce bu olaylara el atmalı ve olduktan sonra değil, olay olmadan önce tedbirler almalı ve asla taviz vermemelidir.