Tam 74 yıl önce bugün, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik dış politika kararlarından biri resmileşmiş; Türkiye, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) resmen üye olmuştur.

Soğuk Savaş’ın en çetin günlerinden günümüzün çok kutuplu dünyasına kadar Türkiye, NATO’nun "Güneydoğu Kanadı"nın koruyucusu ve en büyük ikinci ordusu olarak stratejik ağırlığını korumaya devam ediyor.

BOĞAZLARDA SOVYET TEHLİKESİ

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye kendisini devasa bir güvenlik kıskacında buldu.

  • Stalin’in Talepleri: Sovyet lideri Stalin’in Kars ve Ardahan’dan toprak talep etmesi, Boğazlar üzerinde ortak denetim ve askeri üs istemesi Türkiye’yi Batı blokuna iten en büyük etkendi.
  • Yalnızlık Korkusu: Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve ardından Adnan Menderes, Türkiye’nin bu devasa tehdit karşısında yalnız kalamayacağını anlayarak kolektif bir savunma şemsiyesine girmeyi milli güvenlik önceliği yaptı.

KORE SAVAŞI

Türkiye’nin NATO başvuruları başlangıçta bazı Avrupa ülkeleri tarafından "Kültürel farklılıklar ve uzak coğrafya" gerekçesiyle mesafeli karşılandı.

Türkiye Ve Nato 4

  • Kanla Yazılan Üyelik: 1950’de patlak veren Kore Savaşı’na Türkiye’nin bir tugay göndermesi ve Türk askerinin (Kunu-ri gibi muharebelerde) gösterdiği olağanüstü kahramanlık, Batı dünyasındaki algıyı değiştirdi.
  • Resmi Katılım: 18 Şubat 1952’de Türkiye ve Yunanistan birlikte örgüte katıldı. Türkiye, ilk toplantısına aynı yılın Mart ayında Lizbon’da katılarak Batı ittifakındaki yerini aldı.

TÜRKİYE'NİN ÖNEMİ

Türkiye, NATO’nun sadece bir "kanat ülkesi" değil, aynı zamanda operasyonel merkezidir.

  1. Güney Kanadının Muhafızı: Karadeniz, Kafkasya ve Ortadoğu üçgeninde NATO’nun en kritik ileri karakolu konumundadır.
  2. İncirlik ve Kürecik: NATO’nun nükleer paylaşım stratejisi ve füze savunma kalkanı (Radar üssü) için Türkiye’deki üsler vazgeçilmezdir.
  3. İkinci Büyük Ordu: ABD’den sonra NATO içindeki en büyük aktif askeri güce sahip ülkedir. NATO operasyonlarına (Afganistan, Kosova, Libya) en fazla katkı veren ilk 5 ülkeden biridir.

YAŞANAN KRİZLER

74 yıllık bu "evlilik" her zaman güllük gülistanlık geçmedi:

Türkiye Ve Nato 1

  • 1964 Johnson Mektubu: Kıbrıs meselesi yüzünden ABD Başkanı Johnson’ın "NATO silahlarını kullanamazsınız" mektubu, ittifaka olan güveni sarsan ilk büyük krizdi.
  • Haşhaş ve Ambargo: 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD’nin uyguladığı silah ambargosu ilişkileri kopma noktasına getirdi.
  • S-400 ve F-35 Krizi: Günümüzde Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması ve bunun sonucunda F-35 programından çıkarılması, ittifak içindeki en derin teknik ve siyasi ayrışmalardan biridir.
  • Terörle Mücadele: Türkiye, müttefiklerinin (özellikle Suriye’de) YPG/PKK gibi örgütlere verdiği destekten dolayı NATO’nun "güvenlik bölünmezliği" ilkesini ihlal ettiğini savunmaktadır.

AZ BİLİNENLER

  • "NATO Yolu": 1950'li yıllarda Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde yapılan geniş bulvarların birçoğuna (örneğin Ankara'daki Konya Yolu'nun bir bölümü), NATO standartlarında askeri sevkiyat yapılabilsin diye "NATO Yolu" adı verilmiş ve bu yollar NATO fonlarıyla finanse edilmiştir.

  • Nükleer Başlıklar: Soğuk Savaş döneminde Jüpiter füzelerinin Türkiye’ye yerleştirilmesi, 1962 Küba Füze Krizi’nin çözülmesinde (ABD ve SSCB arasındaki gizli pazarlıkta füzelerin sökülmesiyle) anahtar rol oynamıştır.

  • İzmir Karargahı: İzmir, uzun yıllar boyunca NATO’nun Güney Bölge Hava Komutanlığı’na (AIRSOUTH) ev sahipliği yapmış, bugün ise NATO Kara Komutanlığı (LANDCOM) buradadır.

Türkiye Ve Nato 2-1

GÜNÜMÜZDEKİ DURUM

2026 itibarıyla Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası değişen güvenlik mimarisinde "arabulucu" ve "dengeleyici" rolüyle NATO için hala kritik önemdedir. İsveç ve Finlandiya’nın üyelik süreçlerindeki müzakereler, Türkiye’nin ittifak içindeki "veto gücünü" ve güvenlik endişelerini masaya getirme kabiliyetini bir kez daha göstermiştir.

Küresel Isınmaya Karşı İlk Ciddi Set: Kyoto Protokolü
Küresel Isınmaya Karşı İlk Ciddi Set: Kyoto Protokolü
İçeriği Görüntüle

Türkiye ve NATO arasındaki ilişki, zaman zaman karşılıklı güven bunalımları yaşasa da, her iki taraf için de "ikamesi olmayan" bir stratejik zorunluluk olmayı sürdürüyor.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz