Ankaralılar fes, sarık ve kavuk yerine şapka giymeyi nasıl karşıladı? Bu konuda 'Selahattin Yavrucuk, annesi Saime Hanım'dan aktararak anlatıyor:
"Şapka giyilecek deniliyor ama, şapkayı bilen yok. Herkes birbirine soruyor... Çarşıda, pazarda yok ki alıp başımıza taksak!... Evinde dikiş makinesi bulunan 'Saime Hanım'a bir örnek bulunur. Neye benziyor!.. Bu şapka denilen şey?.. 'Bebe oturağına... ya kenarı? O kolay, önemli ve zor olanı üstü.
Saime Hanım... Keçe kumaştan bir iki şapka yapınca, Ankara'da güzel şapka yapmasıyla ünlenir. Merhume Saime Hanım, dostum Sami ve Selahattin Yavrucuk'un anneleridir.
Resmi bayramlarda, belirli günlerde, Ulus Meydanı'nda hatta Ankara sokaklarında 'Frak ve Smokinli' (Jaketatay) ve silindir şapkalı adamlar görülürdü. Bu giysinin yırtmaçlı eteğinin daralarak arkadan kuyruk gibi uzaması ve başlardaki kocaman siyah silindir şapkalı adamları, Ulus Meydanı'ndaki T.B.M.M.'ine giderlerken alışılmışın dışında bir duyguyla seyrederdik.
Bir gün Yenişehir'de bu silindir şapkayı, eşekle süt satan bir adamın başında görmüştüm. Yanımda bulunan arkadaşlarla birlikte adama sorduğumuzda Yenişehir'de süt satarken, bize gösterdiği heybesindeki frak smokinle birlikte bu şapkayı da kendisine verdiklerini söylemişti.
Bu olay bana 'Bir Frakın Romanı' isimli Amerikan filmini hatırlatmıştı. Bu frakı kullananlar alışılmışın dışında olaylarla karşılaşıyorlardı. Giyenlere uğur getirmeyen bu frak, en sonunda bir tarladaki ağaç korkuluğa giydiriliyordu!...
*Haydar Köprülüoğlu, Anı-Öykü-Şiir, 2004