İstanbul’un Adalar ilçesi açıklarında son günlerde meydana gelen peş peşe küçük ölçekli depremler vatandaşlarda endişeye neden oldu. Marmara Denizi’nde 19 Ağustos’ta başlayan hareketlilikte 50’den fazla sarsıntı kaydedilirken, depremlerin en büyüğü 3,2 olarak ölçüldü.

Bölgede yaşanan hareketlilik sonrası gözler yeniden beklenen Marmara depremine çevrilirken, Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’dan da konuya ilişkin değerlendirme geldi.

Ahmet Ercan’dan Marmara depremi açıklaması

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Büyükada’nın güneybatısında meydana gelen küçük depremler üzerinden büyük bir deprem tahmini yapılmasının doğru olmadığını belirtti.

Ercan’a göre yalnızca meydana gelen depremlerin sayısına, büyüklüğüne ve konumuna bakılarak Marmara’da büyük bir depremin yaklaştığı sonucuna ulaşmak mümkün değil. Uzman isim, son sarsıntıların vatandaşlarda gereksiz paniğe neden olmaması gerektiğine dikkat çekti.

Peş peşe depremler ne anlama geliyor?

Adalar açıklarında meydana gelen sarsıntıların ardından “Büyük Marmara depremi yaklaşıyor mu?” sorusu yeniden gündeme geldi. Ancak uzman değerlendirmelerine göre küçük depremlerin tek başına gelecekte meydana gelebilecek büyük bir depremin zamanını belirlemek için yeterli olmadığı ifade ediliyor.

Anadolu Ajansı’nın aktardığı değerlendirmelerde de bölgedeki hareketliliğin fayın aktif olduğuna işaret ettiği, ancak mevcut sismik hareketliliğin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağı belirtildi.

Ahmet Ercan’dan “gereksiz endişe” uyarısı

Ercan, İstanbul açıklarında yaşanan mikrodeprem hareketliliğinin ardından vatandaşların paniğe kapılmaması gerektiğini vurguladı.

Uzman isim, büyük bir depremin yalnızca küçük sarsıntıların sayısı veya sıklığı üzerinden öngörülemeyeceğini belirtiyor. Bu nedenle son günlerde yaşanan hareketliliğin doğrudan “büyük deprem geliyor” şeklinde yorumlanmasının bilimsel açıdan doğru olmayacağı ifade ediliyor.

Marmara depremi için tarih verdi mi?

Ahmet Ercan’ın Marmara depremine ilişkin uzun vadeli değerlendirmeleri de son açıklamalarla birlikte yeniden gündeme geldi.

20 Ağustos 2026 tarihli değerlendirmesinde Ercan, Marmara Denizi’ndeki deprem hareketliliği üzerinden kısa vadeli bir deprem tahmini yapılmasına karşı çıktı. Ercan’ın daha uzun vadeli değerlendirmelerinde ise 2045, 2075 ve 2150 gibi farklı dönemlere ilişkin deprem senaryoları yer aldı.

Ancak bu tarihlerin kesin deprem tarihi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Depremin gününü ve saatini önceden kesin biçimde belirlemek bugün için mümkün değil.

İstanbul için deprem riski devam ediyor

Adalar açıklarında yaşanan küçük sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olmadığı yönündeki değerlendirmeler, İstanbul’un deprem riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Marmara Denizi’ndeki aktif fay sistemleri nedeniyle İstanbul ve çevresindeki deprem tehlikesi devam ediyor. Bu nedenle uzmanların açıklamalarından bağımsız olarak yapı güvenliği, kentsel dönüşüm ve afet hazırlığı çalışmalarının sürdürülmesi önem taşıyor.

Vatandaşların yaşadıkları binaların deprem güvenliği konusunda yetkili kurumlara başvurması, bina performansının teknik olarak değerlendirilmesi ve olası bir deprem sırasında yapılması gerekenlerin önceden planlanması gerekiyor.

Marmara’daki sismik hareketlilik yeniden gündemde

İstanbul Adalar açıklarında meydana gelen çok sayıdaki küçük deprem, Marmara’daki fayların durumu ve beklenen İstanbul depremine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Ardahan valisinden çocuklara esprili cevap
Ardahan valisinden çocuklara esprili cevap
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın değerlendirmesi ise son sarsıntıların tek başına büyük bir depremin habercisi olarak görülmemesi gerektiği yönünde. Bununla birlikte Marmara’nın deprem tehlikesinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelen bir açıklama da bulunmuyor.

Deprem konusunda uzmanlar arasında farklı görüşler bulunurken, kesin deprem tahmini yerine bilimsel verilerin takip edilmesi ve yapı güvenliğine yönelik hazırlıkların sürdürülmesi önem taşıyor.

Muhabir: Haber Merkezi