Her yıl 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar Günü, kadınların eşit haklar mücadelesinin sembolü haline gelmiş küresel bir dayanışma günüdür. Kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal alanda eşit haklara sahip olma taleplerinin yükseldiği bu gün, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda geçmişten bugüne uzanan mücadelenin hatırlanması ve geleceğe yönelik sorumlulukların yeniden dile getirilmesi açısından da büyük önem taşır.
Bu özel günün tarihsel kökleri 20. yüzyılın başlarına kadar uzanır. 1910 yılında Alman sosyalist lider Clara Zetkin’in önerisiyle uluslararası bir kimlik kazanan Dünya Kadınlar Günü, New York’ta çalışan kadın işçilerin hak arama grevleri ile Rusya’da kadınların gerçekleştirdiği “Ekmek ve Barış” yürüyüşlerinden ilham almıştır. Kadınların eşitlik talebini tüm dünyaya duyuran bu gün, 1977 yılında Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanınarak küresel bir farkındalık günü haline gelmiştir. Günümüzde 8 Mart; toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların ekonomik ve sosyal hakları ile kadına yönelik şiddetin önlenmesi konularında farkındalık oluşturmayı amaçlayan önemli bir sembol olarak kabul edilmektedir.
Bu anlamlı gün dolayısıyla Türkiye’de de çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Başkanlığını gazeteci-yazar Rıza Sümer’in yaptığı Şiddetsiz Toplum Derneği, 8 Mart 2026 Pazar günü Ankara’da dikkat çekici bir eylem gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı Rıza Sümer, etkinliğin Güvenpark veya Sakarya Caddesi’nde yapılabilmesi için Ankara Valiliği’ne resmi başvuruda bulundu.
Planlanan eylem, sembolik anlamlar içeren “sekiz” sayısı etrafında şekilleniyor. Buna göre 8 Mart 2026 Pazar günü saat 12.08’de başlayacak etkinlikte, kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal sorumluluğa vurgu yapmak amacıyla 8 kadın ve 8 erkek dernek üyesi bir araya gelecek. Katılımcılar, tam 8 dakika sürecek sessiz bir duruş gerçekleştirecek.
Eylemin en dikkat çekici yönlerinden biri ise duruş sırasında verilecek sembolik mesaj olacak. Erkek katılımcılar başlarını öne eğerek kadına yönelik şiddetin utanç verici bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekerken, kadınlar başlarını dik tutarak onur, direnç ve eşitlik mücadelesini simgeleyecek.
Eylem sırasında herhangi bir pankart taşınmayacak, slogan atılmayacak. Bunun yerine etkinliğin mesajı yazılı bir açıklamayla kamuoyuna duyurulacak. Sekiz cümleden oluşacak metin, 8 kadın ve 8 erkek tarafından paylaşılacak ve isteyen basın mensupları ile katılımcılara yazılı olarak verilecek. Böylece sessizlik içinde gerçekleştirilecek bu kısa ama anlamlı eylemle güçlü bir toplumsal mesaj verilmesi hedefleniyor.
Dernek, yalnızca bu sembolik eylemle yetinmeyerek konunun tartışılacağı bir söyleşi programı da planladı. 27 Mart 2026 Cuma günü saat 14.00 ile 17.00 arasında Türk Hukuk Kurumu salonunda “Kadına Sevgi ve Saygı” başlıklı bir söyleşi düzenlenecek. Etkinlikte, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için belirlenen hedeflerin Türkiye’de ve dünyada daha geniş kitlelere ulaştırılması konusu ele alınacak.
Toplumsal sorunlara dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen bu tür sembolik eylemler, kamuoyunda farkındalık oluşturma açısından önemli bir rol oynuyor.
8 Mart vesilesiyle düzenlenecek bu farklı ve sessiz protesto da, kadına yönelik şiddete karşı güçlü bir toplumsal mesaj vermeyi amaçlıyor. Kadınların eşit, özgür ve şiddetten uzak bir yaşam sürebildiği bir toplum ise ancak ortak bilinç ve kararlılıkla mümkün görünüyor.