Tam 47 yıl önce bugün, yapılan referandumun ardından Ayetullah Ruhullah Humeyni, "İran İslam Cumhuriyeti"nin kurulduğunu resmen ilan etmişti.
Kadim Pers İmparatorluğu’nun mirasçısı olan bu topraklar, 1979 baharında sadece bir yönetim biçimini değiştirmekle kalmadı; Orta Doğu’da ve küresel jeopolitikte bugüne kadar süren devasa bir fay hattı yarattı.
Şah’ın ultra-modern ama baskıcı monarşisinden, Şii fıkhına dayalı bir din devletine evrilen İran’ın hikayesi; petrol, ambargolar, gizli nükleer tesisler ve sokakların öfkesiyle örülü karmaşık bir labirenti andırıyor.
ŞAHIN DÜŞÜŞÜ VE DEVRİM
1970'lerin başında Şah Muhammed Rıza Pehlavi'nin yönettiği İran, zengin petrol gelirleri, güçlü ordusu ve Batı tarzı yaşamıyla bölgenin parlayan yıldızı gibi görünüyordu. Ancak bu gösterişli vitrinin arkasında derin çatlaklar vardı.
- Beyaz Devrim ve Tepkiler: Şah’ın "Beyaz Devrim" adını verdiği modernleşme hamleleri, toprak reformu ve sekülerleşme adımları, geleneksel tüccarları (Bazariler) ve Şii ulemayı rahatsız etti.
- Gelir Adaletsizliği ve Baskı: Petrol paraları halkın tabanına yayılmıyor, zengin ile fakir arasındaki uçurum büyüyordu. Şah'ın gizli servisi SAVAK’ın halk üzerindeki acımasız baskısı, bardağı taşıran son damla oldu.
- Uzaklardaki Lider: Sürgündeki Şii din adamı Ayetullah Ruhullah Humeyni, kasetlere kaydedilen vaazlarıyla İran halkını Şah’a karşı organize etmeyi başardı. Humeyni; solcuları, liberalleri ve dindarları "anti-emperyalizm" ve "adalet" ortak paydasında birleştirdi.
Ocak 1979’da Şah ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. 1 Şubat 1979’da Humeyni’nin Paris’ten Tahran’a dönüşüyle devrim tamamlandı.
SANDIKTAN ÇIKAN TEOKRASİ
30-31 Mart 1979'da yapılan referandumda halka tek bir soru soruldu: "Monarşi yerine İslam Cumhuriyeti kurulmasını onaylıyor musunuz?" 1 Nisan 1979'da sandıktan %99 oranında "Evet" çıktığı açıklandı.
- Velayet-i Fakih: Humeyni, devletin başına dini bir fakihi (hukukçuyu) yerleştiren "Velayet-i Fakih" doktrini üzerine yeni bir anayasa inşa etti.
- Amerikan Elçiliği Baskını: Devrimden aylar sonra gerçekleşen ve 444 gün süren rehine krizi, İran ile ABD arasındaki köprüleri tamamen attı.
- İran-Irak Savaşı (1980-1988): Devrimin ilk yıllarında Saddam Hüseyin’in İran’ı işgal etmesi, yeni rejimin konsolide olmasına yaradı. Dış tehdit, içerideki tüm muhalefeti ezmek için mükemmel bir gerekçe sundu.
GÜNÜMÜZE EVRİMİ
Humeyni’nin 1989’daki ölümünden sonra yerine Ali Hamaney geçti. O günden bu yana İran, muhafazakârlar ile reformistler arasında bir sarkaç gibi gidip geldi.
- Reform Çabaları ve Katılık: Muhammed Hatemi (1997-2005) ve Hasan Ruhani (2013-2021) dönemlerinde dış dünya ile diyalog ve içeride özgürlük çabaları oldu ancak ipler her zaman "Dini Lider" Hamaney ve ona bağlı Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) elindeydi.
- "Kadın, Yaşam, Özgürlük" Dalgası: 2022 yılında Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra ölmesiyle başlayan protestolar, rejimin meşruiyetine vurulmuş en büyük darbelerden biri oldu. Kadınlar öncülüğünde başlayan isyan, derin bir ekonomik krizle birleşti.
- Bugünkü Tablo (2026): İran bugün, ağır ekonomik yaptırımların gölgesinde, yüksek enflasyon ve işsizlikle boğuşuyor. Rejim, sokaktaki hoşnutsuzluğu sert güvenlik tedbirleriyle bastırmaya çalışırken, bir yandan da bölgesel askeri gücünü korumaya çalışıyor.
ULUSLARARASI ARENADA DEVRİM
İran’ın dış politikası, "Direniş Ekseni" adı verilen ve bölgedeki Şii/müttefik unsurları destekleyen bir doktrine dayanır.
- Direniş Ekseni: Tahran; Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler, Gazze'de Hamas ve Suriye'de Esad rejimi üzerinde kurduğu güçlü bağlarla bölgede ciddi bir nüfuz alanına sahip.
- Nükleer Kör Düğüm: İran’ın nükleer programı, Batı dünyası ve özellikle İsrail için en büyük kırmızı çizgidir. 2015'teki nükleer anlaşmadan ABD'nin çekilmesi ve ardından Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, bölgede askeri bir çatışma riskini sürekli canlı tutuyor.
- Dünyanın Bakışı: Batı dünyası İran'ı "insan hakları ihlalleri yapan ve terörü destekleyen" bir aktör olarak görürken; Rusya ve Çin, İran'ı ABD hegemonyasına karşı önemli bir stratejik ortak olarak konumlandırıyor. İran'ın son yıllarda BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü'ne katılması bu ittifakın bir sonucudur.
AZ BİLİNENLER
İran, dışarıdan görünen katı teokratik kabuğunun altında oldukça şaşırtıcı ve paradoksal gerçekler barındırır:
- Dünyanın Burun Estetiği Başkenti: İran’da kadınlar ve erkekler arasında burun estetiği yaptırmak o kadar yaygındır ki, Tahran dünyada kişi başına düşen burun ameliyatı sayısında zirvededir. Katı giyim kuralları (hicap) nedeniyle yüz güzelliğine verilen önem bu durumu tetiklemiştir.
- "Taarof" Kültürü: İran sosyal hayatının temelini oluşturan bu aşırı nezaket kuralına göre, bir taksici sizden ücret almak istemeyebilir veya bir ev sahibi size zorla yemek yedirmeye çalışabilir. Israr etmek ve reddetmek arasındaki bu kültürel dans, yabancılar için oldukça kafa karıştırıcıdır.
- Cinsiyet Değiştirme Ameliyatları: Eşcinselliğin ölümle cezalandırıldığı İran'da, cinsiyet değiştirme ameliyatları 1980'lerde bizzat Humeyni'nin verdiği fetva ile yasaldır ve devlet tarafından finanse edilmektedir. Rejim bunu "tıbbi bir tedavi" olarak görmektedir.
- Bonyadlar (Dev Vakıflar): İran ekonomisinin neredeyse yarısı, hiçbir vergi ödemeyen ve doğrudan dini lidere bağlı olan "Bonyad" adlı devasa dini vakıflar tarafından kontrol edilir. Bu yapılar holding gibi çalışır.
İran İslam Cumhuriyeti, geride bıraktığı 47 yılda tüm ambargolara ve iç çalkantılara rağmen ayakta kalmayı başardı. Ancak yaşlanan lider kadrosu, ekonomik darboğaz ve özellikle apolitikleşen ya da rejim karşıtı hale gelen Z kuşağı, önümüzdeki yıllarda bu köklü yapının en büyük sınavı olmaya aday görünüyor.