Bundan tam 98 yıl önce bugün, Arjantin’in Rosario kentinde, dünya siyasi tarihini, popüler kültürünü ve devrim teorilerini kökten sarsacak bir bebek dünyaya gözlerini açtı: Ernesto Guevara de la Serna. Dünyanın onu tanıyacağı adıyla "Che"; arkasında bir tıp diploması, astımlı ciğerler, fırtınalı aşklar, Sierra Maestra dağlarında kazanılmış bir devrim ve Bolivya ormanlarında infazla noktalanan epik bir trajedi bıraktı.
Kameraya kararlılıkla bakan o meşhur bereli fotoğrafıyla bir özgürlük simgesine ya da tüketim çılgınlığının tişört amblemine dönüşen Che Guevara'yı, mitlerin ve sloganların ötesine geçerek insani yönleri, ideolojik derinliği, askeri hataları ve az bilinen sırlarıyla masaya yatırıyoruz.
MOTOSİKLET GÜNLERİNDEN DOKTORLUĞA
Che, Arjantinli aristokrat ve sol eğilimli burjuva bir ailenin ilk çocuğu olarak doğdu. Hayatı boyunca yakasını bırakmayacak olan ağır astım hastalığına rağmen, spora ve entelektüel okumalara olan tutkusu çocuk yaşta başladı.

- Tıptan Coğrafyaya Uzanan Yol: Buenos Aires Üniversitesi'nde tıp eğitimi alan Ernesto, genç bir doktor adayıyken arkadaşı Alberto Granado ile birlikte "Poderosa" (Güçlü) adını verdikleri eski bir motosikletle Latin Amerika turuna çıktı.
- Zihni Değiştiren Sefalet: Bu yolculuk, Che’nin düşünce dünyasındaki en büyük kırılma noktası oldu. Peru’daki cüzzam kampında gördüğü çaresizlik, Şili’deki maden işçilerinin sömürülüşü ve kıtanın derin yoksulluğu, onun tıbbi reçetelerle değil, ancak küresel bir silahlı devrimle bu coğrafyayı iyileştirebileceğine inanmasını sağladı.
- "Yeni İnsan" Teorisi: Che’nin ideolojik omurgası, Marksizm-Leninizm’e dayansa da kendine has nüanslar barındırıyordu. O, sadece ekonomik bir dönüşümü değil, kapitalizmin bencil dürtülerinden arınmış, sadece toplum yararına çalışan, parayı bir amaç olarak görmeyen fedakar bir "Yeni İnsan" (El Hombre Nuevo) yaratmayı hedefliyordu.
KÜBA DEVRİMİ
Guevara, 1954 yılında Guatemala’da solcu başkan Arbenz’in CIA destekli bir darbeyle devrilişine bizzat şahit olunca, ABD emperyalizmine karşı uzlaşmaz bir nefret beslemeye başladı. Meksika’ya kaçtığı dönemde, hayatını değiştirecek olan genç bir Kübalı sürgünle tanıştı: Fidel Castro.

- Granma Gemisi ve Gerilla Savaşları: 1956 yılında Fidel, Raul ve Che’nin de aralarında bulunduğu 82 adam, Granma adlı döküntü bir yatla Küba kıyılarına çıktı. Batista diktatörlüğünün ordusu tarafından pusuya düşürülen gruptan sadece 12-15 kişi sağ kurtulup Sierra Maestra dağlarına çekilebildi. Che, bu çatışmada ilk kez tıbbi çantasını bırakıp bir tüfek kaparak "doktorluktan gerillalığa" geçiş yaptı.
- Santa Clara Zaferi ve "Comandante": Askeri dehası ve amansız disiplini sayesinde hızla yükselerek Fidel tarafından "Comandante" (Komutan) rütbesi verilen ilk yabancı oldu. Aralık 1958’de, Batista ordusunun cephane taşıyan zırhlı trenini raydan çıkararak kazandığı Santa Clara Savaşı, diktatörlüğün belini büktü. 2 Ocak 1959'da Che’nin birlikleri Havana’ya girdi; Küba Devrimi başarıya ulaşmıştı.
ÇALKANTILI ÖZEL HAYAT
Devrimden sonra Che, Küba vatandaşı ilan edildi ve Merkez Bankası Başkanlığı ile Sanayi Bakanlığı gibi en üst düzey koltuklara oturdu. Ancak takım elbise giymekten ve odalarda evrak imzalamaktan nefret ediyordu. İmzaladığı banknotların üzerine isminin yerine alaycı bir şekilde sadece "Che" yazıyordu.
Özel Hayatı ve Aşkları
Che’nin özel hayatı da ideolojisi kadar fırtınalıydı.
- Hilda Gadea: Peru asıllı ilk eşi Hilda, Che’nin Marksizm ile tanışmasında ve Guatemala’daki siyasi çevrelere girmesinde büyük rol oynamış entelektüel bir kadındı. Bu evlilikten Aliusha adında bir kızı oldu.
- Aleida March: Sierra Maestra dağlarında savaşırken tanıştığı Kübalı gerilla Aleida March ise onun büyük aşkı oldu. Havana'ya girdikten sonra Hilda'dan boşanan Che, Aleida ile evlendi ve bu evlilikten 4 çocuğu dünyaya geldi. Ancak Che, çocuklarına yazdığı veda mektubunda onlara bırakabileceği hiçbir mülkü olmadığını, bir babadan çok "dünyanın neresinde bir haksızlık varsa ona karşı çıkan bir devrimci" olarak hatırlanmak istediğini söyleyecekti.
BOLİVYA VE TRAJİK ÖLÜM
Küba’da işler rayına oturup devlet mekanizması Sovyetler Birliği’nin güdümüne girmeye başlayınca, Che ile Fidel arasında fikir ayrılıkları baş gösterdi. Che, Sovyetler'i de bürokratikleşmek ve emperyalist davranmakla suçluyordu. 1965 yılında tüm resmi görevlerinden, bakanlıktan ve Küba vatandaşlığından vazgeçerek ortadan kayboldu.

- Kongo’dan Bolivya Ormanlarına: Önce Afrika’ya, Kongo’ya giderek oradaki isyanı örgütlemeye çalıştı ancak başarısız oldu. Ardından gizlice Latin Amerika’ya dönerek Bolivya’da yeni bir devrim ateşi yakmak için dağlara çıktı.
- Yalnızlık ve CIA Kıskacı: Bolivya’daki hesapları tutmadı. Yerel köylüler bu yabancı gerillalara güvenmedi ve onları ihbar etti. CIA, Küba'da elinden kaçırdığı bu tehlikeli adamı yakalamak için Bolivya ordusuna özel kontrgerilla eğitimi verdi.
- 9 Ekim 1967 - La Higuera: Yaralı ve bitkin bir halde yakalanan Che, La Higuera köyündeki köhne bir okul binasına götürüldü. Bolivya hükümeti ve CIA'in infaz kararı üzerine, içeri giren infazcı çavuş Mario Terán'ın korktuğunu gören Che, tarihe geçen o son sözleri haykırdı:
"Korkma, vur beni korkak! Karşında sadece bir adam var, bir fikri öldüremezsin!"
AZ BİLİNENLER
|
İlginç Konu / Olay |
Tarihsel Gerçekler ve Perde Arkası |
|
"Che" Kelimesinin Anlamı Nedir? |
"Che" aslında Küba diline ait bir kelime değildir. Arjantin ve Uruguay'da günlük dilde çok sık kullanılan, "Dostum", "Birader", "Hey" anlamına gelen bir ünlemdir. Meksika ve Küba'daki gerillalar, Ernesto'nun her konuşmasında sürekli "che" demesi nedeniyle ona bu lakabı takmışlardır. |
|
Koku Sevmeyen Komutan: "Domuz" |
Ağır astım hastası olan Che, gençlik yıllarında soğuk algınlığı tetiklenmesin diye yıkanmaktan nefret ederdi. Bu yüzden üniversitedeki arkadaşları ona İspanyolca "El Chancho" (Domuz) lakabını takmışlardı. Che bu lakaptan hiç rahatsız olmaz, hatta kirli gömlekleriyle dalga geçerdi. |
|
Satranç Dehası |
Che, sadece bir gerilla değil, müthiş bir satranç tutkunuydu. Çocuk yaşta Arjantin'de turnuvalara katılmıştı. Küba Sanayi Bakanı olduğu dönemde ülkede devasa satranç turnuvaları düzenletmiş, dönemin dünya satranç şampiyonları Mikhail Tal ve Viktor Korchnoi ile masaya oturup beraberlik koparmayı başarmıştı. |
|
Kesilen Eller ve Kayıp Mezar |
İnfaz edildikten sonra Che'nin öldüğünü dünyaya kanıtlamak ve parmak izi tespiti yapmak için iki eli bileklerinden kesildi. Cesedi ise bilinmeyen gizli bir toplu mezara gömüldü. Che’nin elleri sadık dostları tarafından gizlice Küba’ya kaçırıldı. Kemikleri ise ölümünden tam 30 yıl sonra, 1997'de Bolivya'da bir uçak pistinin altında bulundu ve Küba'ya, Santa Clara'daki anıt mezarına taşındı. |
POPÜLER KÜLTÜR VE CHE
Bugün Alberto Korda tarafından çekilen "Guerrillero Heroico" (Kahraman Gerilla) fotoğrafı, kapitalist sistemin en çok sattığı ticari figürlerden biridir. Bu durum büyük bir ironi barındırır: Hayatı boyunca parayı ve tüketim toplumunu yok etmek için savaşan bir adamın yüzü, bugün milyonlarca dolarlık bir moda ikonudur.

Bununla birlikte Che, tarih sahnesinde tek taraflı bir aziz değildir. Devrimin ilk yıllarında Havana’daki La Cabaña Hapishanesi'nin komutanlığını yürütürken, Batista rejiminin işbirlikçilerini, casusları ve karşı devrimcileri acımasızca kurşuna dizdirmesi nedeniyle muhalifleri tarafından "Havana Kasabı" olarak da adlandırılır. Che için şiddet, emperyalizmi yıkmanın zorunlu ve kaçınılmaz bir aracıydı.
Ernesto "Che" Guevara; inandığı doğrular uğruna konforlu koltukları, bakanlık makamlarını ve gücü elinin tersiyle itip, yoksul bir halkın ormanında ölmeyi seçecek kadar tutarlı, sınır tanımayan bir romantik ve aynı zamanda tavizsiz bir militandı. Ölümünün üzerinden geçen onlarca yıla rağmen, haksızlığa karşı baş kaldıran her gencin rüyasında onun beresindeki kızıl yıldız parlamaya devam ediyor.




