Tarih

"Vatandaş, Türkçe Konuş!": Vagon-Li Olayı

Tarihte bugün, Fransız demiryolu işletmesi Vagon-Li'nin Belçikalı müdürü Türkiye'de bulunan şirket binasında Türkçe konuşmayı yasakladı. Yasağın ardından protestoların düzenlendiği 'Vagon-Li Olayı'nın hikayesine gelin bakalım.

Abone Ol

Tam 93 yıl önce bugün, İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda yükselen protesto sesleri, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kimlik inşasında ve dil politikasında bir dönüm noktasına işaret ediyordu.

Basit bir şirket içi disiplin vakası olarak başlayan ancak kısa sürede ulusal bir haysiyet meselesine dönüşen Vagon-Li (Wagons-Lits) Olayı, Türk gençliğinin "Türkçe" konusundaki hassasiyetini tüm dünyaya ilan ettiği tarihi bir kırılma anıdır.

BİR TELEFONLUK KIVILCIM

22 Şubat 1933 tarihinde, merkezi Fransa'da bulunan ve yataklı vagon işletmeciliği yapan Vagon-Li şirketinin Galata’daki ofisinde sıradan bir iş günüydü.

  • Olayın Nedeni: Şirketin Türk memuru Naci Bey, telefonda bir müşteriyle Türkçe konuşurken, Belçika asıllı müdür Jannoni tarafından sert bir şekilde uyarıldı.
  • Skandal Sözler: Jannoni’nin Naci Bey’e, "Burada resmi dil Fransızcadır, ben size Fransızca konuşmanızı emrettim. Siz beni dinlemiyorsunuz, size 25 kuruş ceza kesiyorum ve 15 gün işten uzaklaştırıyorum!" dediği iddia edildi. Naci Bey’in "Ben Türküm, ülkemde kendi dilimi konuşurum" cevabı üzerine müdürün hakaretlerini sürdürmesi, bardağı taşıran son damla oldu.

25 ŞUBAT PROTESTOLARI

Olayın duyulmasıyla birlikte, dönemin üniversite gençliği (Darülfünun öğrencileri) ve halk büyük bir infial yaşadı. 25 Şubat 1933 günü, Türk sivil toplum tarihinin en organize eylemlerinden biri gerçekleşti.

  • Beyoğlu’nda Yürüyüş: Binlerce öğrenci, Beyoğlu’ndaki şirket ofisinin önünde toplandı. Ellerinde Türk bayrakları ve "Vatandaş, Türkçe Konuş!" yazılı pankartlarla sloganlar attılar.
  • Ofisin Tahribi: Göstericiler, şirketin camlarını kırarak içeri girdi. İlginç olan, gençlerin kasadaki paralara dokunmaması ancak duvarda asılı olan Fransızca tabelaları indirip yerine Atatürk’ün portresini ve Türk bayrağını asmasıydı.
  • Akşam Manşetleri: Gençler, ofisten aldıkları eşyaları (bazı kayıtlara göre tabelaları) Bab-ı Ali’ye kadar taşıyarak gazete binalarının önüne bıraktılar ve basını milli davaya destek olmaya çağırdılar.

DİL DEVRİMİNİN GÜCÜ VE ŞİRKETİN SONU

Vagon-Li Olayı, basit bir protesto olarak kalmadı; devletin en üst kademelerinde yankı buldu ve somut sonuçlar doğurdu:

  1. Şirketin Kamulaştırılması: Yaşananların ardından hükümet, Vagon-Li şirketinin imtiyazlarını gözden geçirdi ve kısa süre sonra şirket millileştirilerek Demiryolları’na devredildi.
  2. "Vatandaş Türkçe Konuş" Kampanyası: Bu olay, Türkiye genelinde azınlıkların ve yabancı işletmelerin Türkçe konuşmasını teşvik eden (zaman zaman zorlayan) büyük bir toplumsal kampanyanın fitilini ateşledi.
  3. Hukuki Süreç: Olaylara karışan bazı gençler tutuklansa da, bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlerin milli hislerini takdir etmesi üzerine çoğu kısa sürede serbest bırakıldı.

TAM BAĞIMSIZLIK

Vagon-Li Olayı, Türkiye Cumhuriyeti'nin sadece askeri ve siyasi değil, aynı zamanda kültürel ve iktisadi bağımsızlık mücadelesinin bir parçasıdır.

  • Kapitülasyonların Psikolojik Sonu: Lozan ile hukuken biten kapitülasyonların, toplum nezdinde ve yabancı şirketlerin zihninde de bittiğinin kanıtıydı.
  • Dil Bilinci: Türkçenin, kendi vatanında "ikinci sınıf dil" muamelesi görmeyeceğinin en sert ve net mesajıydı.

AZ BİLİNENLER

  • Atatürk’ün Gençlere Bakışı: Kargaşa sırasında emniyet güçleri müdahale etmek istediğinde, Atatürk’ün "Türk genci, inkılapların ve rejimin sahibi ve bekçisidir" diyerek gençlerin milli heyecanının bastırılmaması gerektiğini ima ettiği söylenir.
  • 25 Kuruşluk Ceza: Müdürün kestiği "25 kuruşluk ceza", o dönemde sembolik bir rakam olsa da, Türk dilinin onuruna biçilen bir değer olarak görülmüş ve halkı en çok bu "küçümseme" öfkelendirmiştir.

  • Peyami Safa’nın Kalemi: Dönemin ünlü yazarı Peyami Safa, bu olay üzerine yazdığı yazılarda gençleri hararetle desteklemiş, bu tavrıyla aydınların milli meselelerdeki duruşunu perçinlemiştir.
  • Fransız Kültür Etkisi: O dönemde İstanbul’da Fransızca hala elitlerin ve ticaretin diliydi. Bu olay, Fransızcanın İstanbul sosyal hayatındaki hegemonik gücüne vurulan ilk büyük sivil darbedir.

Vagon-Li Olayı, üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen, bir ulusun diline sahip çıkma iradesinin en canlı örneklerinden biri olarak hatırlanmaktadır.