Tam 56 yıl önce bugün, 15 Haziran 1970 sabahı, İstanbul ve Kocaeli’nin sanayi havzalarında fabrikaların düdükleri bu kez mesai için değil, Türkiye emek tarihinin en büyük, en organize ve en sarsıcı kitlesel işçi eylemini başlatmak için çaldı.

Tarihe "15-16 Haziran Olayları" olarak geçen bu iki gün, yüz binden fazla işçinin üretimi durdurarak yollara döküldüğü, köprülerin açıldığı, barikatların kurulduğu ve Türkiye’de siyasetin, sendikal hayatın ve devlet aklının dengelerini kökten değiştiren bir sınıfsal patlama oldu.

Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi yürüyüşünün arkasındaki nedenleri, askeri barikatların ardındaki dramları, dönemin kilit aktörlerini ve yarım asırlık bu büyük direnişin az bilinen tarihi kırılma noktalarını detaylı bir haber dosyasıyla inceliyoruz.

PATLAMAYA GİDEN YOL

1960’lı yıllar, Türkiye’de sanayileşmenin hızlandığı, fabrikalarda işçi sınıfının niceliksel olarak büyüdüğü ve anayasal özgürlüklerle birlikte sol düşüncenin, sendikal bilincin yükseldiği bir dönemdi.

  • DİSK’in Yükselişi ve Rekabet: 1967 yılında Türk-İş’ten ayrılan ilerici sendikacıların kurduğu DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu), kısa sürede metal, lastik ve tekstil gibi kritik sektörlerdeki büyük fabrikalarda örgütlendi. DİSK’in grevci ve militan çizgisi, işverenleri ve dönemin sağcı hükümetini rahatsız etmeye başladı.
  • "DİSK’i Boğma" Yasası: Adalet Partisi (AP) hükümeti ve ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) sağ kanadı, 274 ve 275 sayılı Sendikalar ve Grev-Lokavt kanunlarında değişiklik öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Bu tasarıya göre; bir sendikanın Türkiye çapında faaliyet gösterebilmesi için o iş kolundaki toplam işçilerin en az üçte birini üye yapması şartı getiriliyordu. Bu, barajı geçmesi imkansız olan DİSK’in ve bağımsız sendikaların hukuken kapatılması, işçilerin yeniden devlet güdümlü görülen Türk-İş’e mahkum edilmesi anlamına geliyordu.
  • Fitilin Ateşlenmesi: Yasa tasarısı 11 Haziran 1970'te Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın onayına sunulmak üzere meclisten geçince, DİSK’li sendikacılar ve fabrikalardaki işçi temsilcileri (anayasal protesto haklarını kullanacaklarını belirterek) direniş kararı aldılar.

Cevdet Sunay

FABRİKALAR BOŞALIYOR

15 Haziran Pazartesi sabahı, Kartal, Maltepe, Göztepe, Topkapı, Sağmalcılar, Silahtarağa ve İzmit’teki yüzlerce fabrikada işçiler tezgah başı yapmadı.

15 Haziran: İlk Dalga

İşçiler fabrikalarından çıkarak kortejler oluşturdular. Ankara Asfaltı (E-5), Sahil Yolu ve Londra Asfaltı işçi seline döndü. İlk gün eylemleri nispeten barışçıl geçti; işçiler taleplerini içeren dövizlerle yürüdü, polisle büyük çatışmalar yaşanmadı ancak hayat durma noktasına geldi. Hükümet eylemlerin kendiliğinden söneceğini düşünüyordu ancak yanıldı.

16 Haziran: Köprülerin Açıldığı Gün

İkinci gün, eyleme Türk-İş üyesi işçiler ve sendikasız işçiler de kitlesel olarak katıldı. Sayı 150 bini aşmıştı. Anadolu ve Avrupa yakasındaki işçiler Eminönü ve Taksim’de birleşmek üzere kent merkezine doğru yürüyüşe geçti.

Roma'yı Yakan Adam: İmparator Neron
Roma'yı Yakan Adam: İmparator Neron
İçeriği Görüntüle
  • Galata Köprüsü’nün Açılması: İşçilerin Kadıköy ve Üsküdar’dan vapurlarla karşıya geçmesi engellendi. Anadolu yakasından gelen büyük kolun Avrupa yakasındaki işçilerle birleşmesini önlemek için tarihi bir hamle yapıldı: Galata ve Atatürk (Unkapanı) köprüleri ortadan açılarak İstanbul ikiye bölündü.
  • Barikatlar ve Silah Sesleri: Kartal’da, Göztepe’de ve Cağaloğlu’nda ordu birlikleri ve toplum polisi işçilerin önüne tanklarla, süngülerle barikat kurdu. Barikatları aşmak isteyen işçilere ateş açıldı. Kadıköy Yoğurtçu Parkı ve çevresi adeta savaş alanına döndü.

AĞIR BİLANÇO

16 Haziran akşamı hükümet, İstanbul ve Kocaeli’de 60 günlük Sıkıyönetim ilan etti. Ordu sokaklara hakim oldu ve işçiler fabrikalarına geri dönmek zorunda kaldı. Ancak bu iki günlük sarsıntının bilançosu ve sonuçları çok ağırdı:

  • Can Kayıpları: Çatışmalarda Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak adlı üç işçi, Abdurrahman Duman adında bir esnaf ve bir toplum polisi hayatını kaybetti. Yüzlerce işçi ve asker yaralandı.
  • Gözaltılar ve İşten Atmalar: DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler dahil yüzlerce sendikacı ve işçi önderi sıkıyönetim mahkemelerince tutuklandı. Fabrikalarda öncülük yapan 5 binden fazla işçi tazminatsız olarak işten çıkarıldı ve kara listeye alındı.
  • Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı: İşçi sınıfı sokakta geçici olarak yenilmiş görünse de amacına ulaştı. CHP lideri İsmet İnönü’nün de desteğiyle yasa, Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme, 1971 yılında yasanın ilgili maddelerini "örgütlenme özgürlüğüne aykırı" bularak iptal etti. DİSK kapatılmaktan kurtuldu.

Süleyman Demirel 1

DÖNEMİN AKTÖRLERİ

  • Kemal Türkler (DİSK Genel Başkanı): Eylemlerin arkasındaki en stratejik beyindi. Radyodan işçilere sağduyu çağrısı yapsa da direnişin örgütlenmesindeki liderliği nedeniyle sıkıyönetimde yargılandı. (1980'de bir suikast sonucu öldürüldü).
  • Süleyman Demirel (Başbakan): Dönemin AP lideri Demirel, eylemleri "Anayasal düzeni yıkmak isteyen komünistlerin bir provokasyonu" olarak nitelendirdi ve ordunun sert müdahale etmesi emrini verdi.
  • İsmet İnönü (CHP Genel Başkanı): Mecliste yasaya onay vermiş olsa da, sokaktaki kanlı çatışmaları gördükten sonra çark etti. Sıkıyönetim ilanına destek verdi ancak işçi haklarının tamamen yok edilmesine karşı çıkarak yasanın Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesini sağladı.

İsmet İnönü 1-1

AZ BİLİNENLER

İlginç Olay / Detay

Tarihsel Gerçekler ve Perde Arkası

"Eti kemik geçmiştir!" Telsiz Konuşması

16 Haziran günü Kadıköy’de ordu birlikleri işçilerin üzerine yürümek istemeyince, emniyet amirleri ile askeri komutanlar arasında sert tartışmalar yaşandı. Tankların önünü kesen işçiler askerlerin yakalarına çiçekler takıyordu. Dönemin sıkıyönetim kayıtlarına geçen telsiz konuşmalarında bir subayın, üst rütbeli komutanına "Efendim, ateş açamayız, eti kemik geçmiştir, bunlar bizim insanımız" dediği iddia edilir.

Fabrika Duvarından Atlayan Patronlar

Levent ve Kartal’daki bazı büyük fabrika sahipleri, işçilerin topluca üretimi bırakıp idari binalara doğru yöneldiğini görünce paniklediler. Dönemin gazete arşivlerine göre, bazı fabrika yöneticileri ve yabancı ortaklar, arka bahçelerdeki duvarlardan atlayarak veya işçi tulumu giyip kalabalığa karışarak fabrikalardan kaçmışlardır.

Köprülerin Üzerinde Mahsur Kalan Şehir

Galata Köprüsü’nün açılmasıyla o dönem sadece tek bir köprüsü (henüz Boğaziçi Köprüsü açılmamıştı) olan İstanbul’da hayat tamamen kilitlendi. Karaköy-Eminönü arasında sandallarla fahiş fiyatlara yolcu taşıyan bir karaborsa sektörü doğdu. Binlerce İstanbullu evine gidebilmek için saatlerce köprülerin kapanmasını bekledi.

Asker Çocuğu Bir Komutanın İmtihanı

İşçilerin karşısına dikilen askerlerin büyük bir kısmı, Anadolu’nun yoksul köylerinden gelmiş, terhisine az kalmış erlerdi. Karşılarındaki işçiler ise belki de kendi ağabeyleri, babalarıydı. Bu psikolojik eşik nedeniyle eylemler sırasında birçok asker gözyaşlarını tutamamış, komutanlarının "ilerle" emirlerine karşı ayaklarını sürümüştür.

TARİHSEL MİRAS

15-16 Haziran Olayları, Türkiye’de solun ve işçi hareketinin sadece teorik bir kitlesel söylem olmadığını, üretimi elinde tutanların bir araya geldiğinde devleti ve sermayeyi nasıl felç edebileceğini gösteren pratik bir laboratuvar oldu. Bu olaylar, 1970'li yıllar boyunca Türkiye siyasetini sola (Ecevit'in "Ortanın Solu" hamlesinin yükselişine) doğru büken en büyük toplumsal dinamik olarak tarihe geçti.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz