Türkiye siyasetinin gündemine oturan Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik soruşturmada dikkat çeken gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında Mustafa Sarıgül’ün eski eşi Aylin Kotil, oğulları Ömer ve Emir Sarıgül ile gazeteci Murat Ağırel’in de aralarında bulunduğu çok sayıda isim hakkında işlem yapıldı.
Soruşturma devam ederken Mustafa Sarıgül, 30 Ekim’de YENİ Parti üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Sarıgül’ün oğullarından Emir Sarıgül ise 4 Kasım’da ev hapsi şartıyla tahliye edildi. Dosyada ortaya atılan iddialar, siyasi isimlere uzanan ifadeler ve yeni gözaltı kararları soruşturmayı daha da dikkat çekici hale getirdi.
MUSTAFA SARIGÜL YENİ PARTİ’DEN NEDEN İSTİFA ETTİ?
Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, hakkında yürütülen soruşturmanın kamuoyunda oluşturduğu tartışmaların ardından 30 Ekim 2026 tarihinde YENİ Parti üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.
Sarıgül, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada kararının gerekçesini partisinin soruşturma nedeniyle yaşanan tartışmaların dışında kalmasını sağlamak olarak açıkladı.
Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Partimi bu soruşturma nedeniyle çıkan tartışmaların dışına çıkarmak amacıyla söz konusu soruşturma sonuçlanıncaya kadar YENİ Parti üyeliğinden istifa ediyorum.
Hukukun üstünlüğü, hakikat, vicdan ve hakkaniyet çerçevesi içinde, adalet tecelli edecek ve ben partime döneceğim.”
Sarıgül, istifa dilekçesini de TBMM Başkanlığına sundu. Böylece milletvekilliği görevini sürdürürken parti üyeliği sona erdi ve bağımsız milletvekili olarak kaldı.
Öte yandan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de soruşturmayla ilgili daha önce yaptığı açıklamada, iddiaların doğrulanması halinde Sarıgül’ü savunamayacaklarını söylemişti.
Özel, soruşturmadaki gizlilik kararının kaldırılması ve gerçeklerin ortaya çıkmasının ardından değerlendirme yapabileceklerini belirtmişti.
OĞLU EMİR SARIGÜL EV HAPSİYLE TAHLİYE EDİLDİ
Soruşturmanın 4 Kasım’daki en önemli gelişmesi Emir Sarıgül hakkında verilen tahliye kararı oldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilen Emir Sarıgül, 18 Ekim’de avukatıyla birlikte emniyete giderek teslim oldu.
Savcılık işlemlerinin ardından hakimliğe sevk edilen Sarıgül, 21 Ekim’de tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Soruşturma kapsamında ek ifade verdiği ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı bildirilen Emir Sarıgül hakkında 4 Kasım’da yeni bir karar alındı.
Mahkeme, Sarıgül’ün tahliyesine ve hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.
Böylece Emir Sarıgül’ün tutukluluk hali sona ererken ev hapsi tedbiri devam edecek.

BABASI VE ÖZGÜR ÖZEL HAKKINDAKİ İFADELERİ GÜNDEM OLDU
Emir Sarıgül’ün soruşturma kapsamında verdiği ek ifadede babası Mustafa Sarıgül ve YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel hakkında ortaya attığı iddialar siyasi gündemin en çok konuşulan başlıklarından biri haline geldi.
Basına yansıyan ifadelere göre Emir Sarıgül, babasının YENİ Parti’nin genel merkezinin iç tefrişatı ve parti otobüsünün düzenlenmesi için para verdiğini öne sürdü.
İddialarında genel merkez için 250 bin dolar, parti otobüsünün ses sistemi ve iç tasarımı için de 250 bin dolar veya euro ödeme yapıldığını ileri sürdü.
Bunun yanı sıra Mustafa Sarıgül’ün Özgür Özel’e elden para verdiğini iddia eden Emir Sarıgül, paranın atkıların bulunduğu bir hediye paketi içerisinde götürüldüğünü öne sürdü.
Farklı haberlerde bu iddiaların toplam tutarına ilişkin farklı rakamlar yer aldı. Medyascope’un aktardığı ilk ifadelerde 350 bin dolar, Euronews’in aktardığı ayrıntılarda ise farklı kalemlerle birlikte 600 bin dolara ulaşan iddialar gündeme geldi.
YENİ Parti cephesinden iddialara yanıt gecikmedi. Parti Sözcüsü Zeynel Emre, parti otobüsünün kira ödemesine ilişkin dekontu kamuoyuyla paylaştı. Emre, Özgür Özel’in aracına gizlice para bırakıldığı iddiasını da sorgulayarak suçlamaları reddetti.
Söz konusu iddiaların doğruluğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.

SORUŞTURMA 80 MİLYON EUROLUK SÖZLEŞME İDDİASIYLA BAŞLADI
Mustafa Sarıgül ailesini gündeme taşıyan soruşturmanın başlangıcında iki Alman vatandaşının şikâyeti bulunuyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamaya göre soruşturma, Türkiye’de ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklandığı iddiaları üzerine başlatıldı.
Şikayetçiler tarafından savcılığa sunulan iddialarda dikkat çeken yüksek meblağlar yer aldı.
Soruşturmanın temelindeki iddialar şöyle:
* 80 milyon euro tutarında sözleşme düzenlendiği,
* 100 milyon euro tutarında havale işlemi gerçekleştirildiği,
* 1 milyar euroluk fonun kamu gücü ve nüfuzu kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edildiği,
* 1,5 milyon euro tutarında tekne satışı gerçekleştirildiği.
Şikayetçiler, söz konusu işlemlerin yatırım sözleşmelerine uygun gerçekleştirilmediğini ve yüksek miktarlı paraların kaynağının gizlenerek yasal görünüm kazandırılmaya çalışıldığını ileri sürdü.
Burada belirtilen meblağların soruşturma kapsamında şikâyetçiler tarafından dile getirilen iddialar olduğu, kesinleşmiş suç veya para transferi tespiti anlamına gelmediği özellikle belirtiliyor.
MUSTAFA SARIGÜL İDDİALARI REDDETTİ
Mustafa Sarıgül, soruşturmanın kamuoyuna yansımasının ardından yaptığı açıklamalarda suçlamaları kabul etmedi.
18 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin kamu görevlisi değil, seçilmiş bir milletvekili olduğunu vurgulayan Sarıgül, şikayetlerde dayanak gösterilen 10 milyon ve 100 milyon euroluk banka dekontlarının sahte olduğunu savundu.
Kendisine, ailesine veya şirketlerine bu tutarlarda para gelmediğini ileri süren Sarıgül, yaşananların ticari bir anlaşmazlık olduğunu belirtti.
Sarıgül, 27 Ekim’de ise şikayetçilerle bağlantılı olduğunu öne sürdüğü beş kişi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Uluslararası yatırımcılar adına finansman sağlayacağını söyleyen Sinan Çampınar isimli kişinin kendisiyle iletişime geçtiğini anlatan Sarıgül, bu kişilerin kendilerinden 4 milyon euro talep ettiğini iddia etti.
Sarıgül, açıklamasında mağdur tarafın kendisi ve ailesi olduğunu savundu.

GAZETECİ MURAT AĞIREL DE TUTUKLANDI
Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri de gazeteci Murat Ağırel’in dosyada şüpheli olarak yer alması oldu.
Şikayetçiler, ellerindeki bilgi ve belgeleri Murat Ağırel’e ilettiklerini, belgelerin ilgili kişilere aktarılmasının ardından tehdit edildiklerini ileri sürdü.
Bu iddialar üzerine gözaltına alınan Ağırel, 19 Ekim’de tutuklandı.
Ağırel’in tutuklanması gazetecilik ve basın özgürlüğü açısından da tartışmalara neden oldu.
Gazeteci, cezaevinden kaleme aldığı yazısında Sarıgül ailesiyle bağlantısı olduğu iddialarını reddetti. Belgeleri doğrulamak amacıyla çeşitli kişilerle görüştüğünü ve doğrulayamadığı iddiaları yayımlamadığını anlattı.
Ağırel’in çalışma arkadaşı gazeteci Timur Soykan da yaşanan sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.

SORUŞTURMADA ESKİ EŞİ AYLİN KOTİL VE DİĞER AİLE ÜYELERİ DE DOSYADA
16 Ekim’de kamuoyuna yansıyan soruşturma kapsamında yalnızca Mustafa Sarıgül’ün oğulları değil, eski eşi Aylin Kotil de gözaltına alınan isimler arasında yer aldı.
Ayrıca Ömer Sarıgül, Emir Sarıgül, Volkan Aslanbaş, Cavidan Tanrah Artuner ve gazeteci Murat Ağırel hakkında da işlem yapıldı.
19 Ekim’de adliyeye sevk edilen 17 şüpheliden 15’i tutuklandı, iki kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Ömer Sarıgül de bu süreçte tutuklanan isimler arasında yer aldı. Emir Sarıgül ise daha sonra ayrı bir kararla 21 Ekim’de tutuklanmıştı.
26 Ekim’de gerçekleştirilen yeni operasyon kapsamında 15 kişi daha gözaltına alındı. Bu dosyada Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sofu Altınbaş ile iş insanları İbrahim Avcı ve Ramazan Argün’ün de aralarında bulunduğu üç kişi tutuklandı.
30 Ekim’de ise 11 şüpheli hakkında yeni gözaltı kararı verildi. Bu kişilerden 10’u yakalandı.
2 Kasım’da gözaltına alınan şüphelilerden dördü tutuklama, altısı adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edildi.
Böylece soruşturma farklı isimler ve yeni gözaltı kararlarıyla genişlemeyi sürdürdü.
ESKİ KORUMASININ İDDİALARI DA DOSYAYA YANSIDI
Mustafa Sarıgül hakkındaki tartışmalar yalnızca para ve şirket işlemleriyle sınırlı kalmadı.
Sarıgül’ün uzun yıllar yakın korumalığını yaptığı belirtilen bir kişinin savcılıkta verdiği ifade de basına yansıdı.
Eski koruma, ifadesinde Sarıgül hakkında 2021 yılından itibaren cinsel saldırı iddialarında bulundu. Ayrıca 2024 yılında gündeme gelen görüntülerin ardından susması için kendisine 100 bin euro cezai şart içeren bir belge imzalatıldığını ve Sarıgül’ün avukatı tarafından 150 bin dolar ödendiğini ileri sürdü.
Söz konusu iddialar da soruşturma kapsamında gündeme geldi.
Mustafa Sarıgül ise suçlamaları reddetti. Eski korumasının cezaevine girme korkusuyla bu ifadeleri verdiğini düşündüğünü belirtti.
Bu iddiaların da kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla doğrulanmadığının altını çizmek gerekiyor.

MUSTAFA SARIGÜL HAKKINDAKİ İDDİALAR AYRI DEĞERLENDİRİLECEK
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Ekim’deki açıklamasında milletvekili Mustafa Sarıgül hakkındaki iddiaların ayrı değerlendirilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceğini bildirdi.
Bu nedenle aile üyeleri ve diğer şüpheliler hakkında İstanbul’da yürütülen soruşturma ile Mustafa Sarıgül hakkındaki iddiaların hukuki süreçleri birbirinden ayrılıyor.
Sarıgül’ün milletvekilliği statüsü ve hakkındaki iddiaların niteliği nedeniyle süreç ayrıca değerlendirilecek.
GÖZLER SORUŞTURMANIN SEYRİNDE
Mustafa Sarıgül’ün parti üyeliğinden istifa etmesi, oğullarının soruşturmada şüpheli olarak yer alması, Emir Sarıgül’ün etkin pişmanlık sonrasında ev hapsiyle tahliye edilmesi ve Özgür Özel hakkındaki iddialar dosyanın siyasi boyutunu da ön plana çıkardı.
Öte yandan soruşturma kapsamında ortaya atılan para transferleri, yatırım sözleşmeleri, tehdit iddiaları ve diğer suçlamalara ilişkin hukuki süreç devam ediyor.
4 Kasım itibarıyla Emir Sarıgül hakkındaki tutukluluk kararı sona ermiş olsa da ev hapsi tedbiri sürüyor. Mustafa Sarıgül ise parti üyeliğinden ayrılmış durumda.
Soruşturmanın nasıl sonuçlanacağı, iddiaların hangilerinin delillerle destekleneceği ve dosyadaki diğer şüpheliler hakkında nasıl kararlar alınacağı önümüzdeki dönemin en önemli gündem başlıkları arasında yer alıyor.




