Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devleti ve İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Ateşkesi sonrası, İstanbul zaten 13 Kasım 1918'de işgal edildi fakat İtilaf Devletleri sadece önemli yerlere askerlerini koydu ve yönetime karışmadı. 16 Mart 1920 sabahı ise işgal kuvvetleri resmen İstanbul'da idareye el koydu. 

Sakarya Meydan Muharebesi siperleri bulundu Sakarya Meydan Muharebesi siperleri bulundu

İŞGALE GİDEN YOL

Savaşın başından bu yana İstanbul, İtilaf Devletlerinin ana hedeflerinden biri oldu. Savaşın sonlarına doğru müttefikler, Osmanlı'nın teslim olması için İstanbul'a bir hava saldırısı gerçekleştirdi. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile İstanbul işgale hazır bir hale geldi. 

İtilaf Devletleri 7 Kasım 1918'de mayın temizliğini bahane ederek Çanakkale Boğazı'ndan Marmara Denizi'ne girdi. İtilaf Devletleri'nin 61 harp gemisinden oluşan donanması 13 Kasım 1918 günü İstanbul önlerine demirledi. 11 harp gemisi ile bir Yunan zırhlısının da sonradan katılımıyla, İstanbul önlerinde demirleyen gemi sayısı 73'e çıktı. Aynı gün çoğunluğu İngiliz 3626 asker karaya çıktı. Beyoğlu ve Rumeli yakasına İngilizler, İstanbul yakasına Fransızlar ve Anadolu yakasına İtalyanlar hakimiyet kurdu. 15 Kasım'a kadar  İstanbul önüne demirleyen gemi sayısı 167'ye ulaştı.

''GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER'' 

İtilaf donanmasının, İstanbul'a demir attığı gün Filistin- Suriye-Irak cephesinin Yıldırım Ordular Grubu Komutanı Mustafa Kemal Paşa da İstanbul'a geldi. Mustafa Kemal Paşa boğazda demirleyen donanmayı gördükten sonra, ünlü "Geldikleri gibi giderler" sözünü söyledi. Burada yaklaşık beş buçuk ay kalan Paşa, arkadaşları ile vatanın kurtarılması üzerine planlar yaptı.

''KARA BİR GÜN''

İşgal sonrası hem İstanbul hem de Mebusan Meclisi'nde alevli tartışmalar yaşandı. Mecliste yaşanan tartışmalar Padişahın meclisi kapatmasına yol açtı. 

İşgal, İstanbul basınını da ikiye böldü. Bir kısım İngilizleri savunurken bir kısım Kuvâ-yi Milliye hareketini destekledi. Süleyman Nazif'in 9 Şubat 1919'da Hadisat gazetesinde yayınlanan ve İstanbul'a gelen Fransız Komutanın azınlıklar tarafından sevinçle karşılanmasını eleştiren ''Kara Bir Gün'' başlıklı yazısı bu işgale dair yazılmış en ünlü yazılardan biridir. 

İKİNCİ İŞGAL

Damat Ferit Paşa'nın istifası sonrası kurulan Ali Rıza Paşa kabinesi seçimlerin yapılacağını açıkladı. Seçimler sonrası Meclis-i Mebusan 12 Ocak 1920'de ilk toplantısını yaptı. Mecliste milliyetçi düşünceye sahip bir çok mebus bulunmaktaydı. İngilizler bu meclisi dikkatle izlemekteydi. 28 Ocak tarihinde gerçekleşen gizli oturumla "Ahd-i Millî" olarak Mîsâk-ı Millî kararları alındı ve kararlar bütün mebuslar tarafından imzalandı. 17 Şubat tarihinde bu kararlar duyuruldu. 

15 Mart 1920'de İşgal Kuvvetleri yaşanan gelişmelerden dolayı şehri ablukaya aldı. 16 Mart 1920 tarihinde saat 05:45 sularında İngiliz askerleri Şehzadebaşı 10. Kafkas Tümenine bağlı karargâh birliğini bastı. Uyumakta olan askerlerin 5'ini öldürdü ve 10 askeri yaraladı. 

Aynı gün Meclis-i Mebusan basıldı. Milletvekillerinden kaçamayanlar ya tutuklandı ya da sürgüne gönderildi. Harbiye Nazırı Cemal Paşa'nın evi basıldı ve tutuklandı. Telgrafçı Hamdi Bey canını tehlikeye atarak son dakikaya kadar Ankara'da bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya durumları bildirdi. 

GİTTİLER

Eylül 1922'de İzmir'in kurtuluşu sonrası Mustafa Kemal Paşa ordulara İngiliz ve Fransızlar tarafından kontrol edilen Çanakkale'ye hareket etmeleri emrini verdi. İngiliz Başbakan David Lloyd George müttefiklerden istediği desteği bulamadı ve hükümeti düştü. İlerleyen tarihlerde Türkiye hükümeti diplomatik yollarla istediğini aldı ve 4 Ekim 1923 tarihinde son işgal askeride İstanbul'dan ayrıldı. İki gün sonra Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu şehre girdi. 

Muhabir: Barış Berkant Oğuz