I. Dünya Savaşı'nın en kanlı çatışmalarının yaşandığı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Orta Doğu’daki topraklarının paylaşım mücadelesinin zirveye ulaştığı günlerde, İngiliz hükümeti tarafından kaleme alınan tek bir mektup; bugünkü Filistin-İsrail çatışmalarının ve bir asırdır çözülemeyen bölgesel krizlerin temelini attı.
Tarihe Balfour Deklarasyonu (Balfour Declaration) olarak geçen bu resmi mektup, Büyük Britanya’nın Siyonist liderliğe verdiği taahhütle Filistin topraklarında "Yahudi halkı için ulusal bir ev" kurulmasını desteklediğini ilan ediyordu.
Osmanlı’nın Kudüs’ü kaybetmesinden sadece haftalar önce yazılan bu belgenin tarihsel süreci, yayınlanma nedenleri, jeopolitik sonuçları, günümüze etkileri ve tarihin gizli kalmış ilginç detayları.
TARİHSEL SÜREÇ
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'na karşı savaşan İngiltere, Ortadoğu'da hem Süveyş Kanalı'nın güvenliğini sağlamak hem de bölgedeki müttefik dengelerini kendi lehine çevirmek için yeni stratejik ittifaklar arıyordu.

-
Siyonist Hareketin Yükselişi: Theodor Herzl tarafından başlatılan Siyonizm hareketi, Yahudilerin tarihi topraklarına (Filistin) geri dönerek bir devlet kurmasını hedefliyordu. İngiltere'deki Siyonist federasyonun lideri olan Chaim Weizmann, İngiliz kabinesini ikna etmek için yoğun bir diplomatik kampanya yürüttü.
-
Savaş Stratejisi ve ABD'nin Desteği: İngiliz hükümeti; ABD'deki Yahudi nüfusun desteğini kazanmak, Rusya'daki devrimci süreçte Yahudi liderlerin etkisini yönlendirmek ve Almanya'nın Siyonistleri kendi yanına çekmesini engellemek amacıyla bu deklarasyonu stratejik bir koz olarak gördü.
-
Lord Balfour’un Mektubu (2 Kasım 1917): İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Siyonist hareketin İngiltere'deki liderlerinden Lord Walter Rothschild'e resmi bir mektup gönderdi. 67 kelimeden oluşan bu kısa metin, tarihe "Balfour Deklarasyonu" olarak geçti.
ÇELİŞKİLİ VAATLER
Balfour Deklarasyonu, hukuki olarak bir antlaşma değil, İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın Siyonist lidere yazdığı bir niyet mektubuydu. Ancak metnin içindeki ifadeler, gelecekteki felaketlerin ve çatışmaların tohumunu ekti:

"Britanya Hükümeti adına Majestelerinin Kabinesi tarafından onaylanmıştır; Filistin’de Yahudi halkı için ulusal bir ev kurulması lehindedir ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır; ancak açıkça anlaşılmalıdır ki, Filistin'deki mevcut gayrimüslim toplulukların medeni ve dini haklarına veya diğer ülkelerdeki Yahudilerin sahip olduğu haklara ve siyasi statüye zarar verecek hiçbir şey yapılmayacaktır."
-
Çelişki: Metin bir yandan Yahudiler için bir "ulusal ev" vaat ederken, diğer yandan o sırada nüfusun %90'ından fazlasını oluşturan yerli halkı (Filistinli Araplar) sadece "mevcut gayrimüslim topluluklar" olarak tanımlamış ve onlara sadece "bireysel dini haklar" tanımıştır; siyasi veya ulusal haklardan hiç bahsedilmemiştir.
GÜNÜMÜZE ETKİSİ
-
İngiliz Mandası Dönemi (1920-1948): Savaş sonrasında Milletler Cemiyeti, Filistin’i İngiltere’nin "manda yönetimi" altına verdi. İngiliz idaresi, yıllar boyunca Yahudi göçünü teşvik edip toprak alımlarını kolaylaştırarak İsrail devletinin altyapısını oluşturdu.
-
1948 Arap-İsrail Savaşları ve Nakba: Yahudi göç dalgalarının artması, bölgedeki Arap-Yahudi çatışmalarını patlattı. 1948 yılında İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesiyle yüz binlerce Filistinli topraklarından göç etmek zorunda kaldı (Nakba - Büyük Felaket).
-
Günümüzdeki Krizlerin Temeli: Bugün Gazze’de, Batı Şeria’da ve tüm Orta Doğu’da yaşanan kanlı savaşların, mülteci krizlerinin ve egemenlik kavgalarının temel kökeni, 1917 yılında Londra'da kaleme alınan o 67 kelimelik mektuba dayanmaktadır.
KİLİT İSİMLER
-
Arthur Balfour: İngiltere Dışişleri Bakanı. Deklarasyona imza atan, adını tarihe bu trajik belgeyle yazdıran politikacı.

-
Chaim Weizmann: Siyonist hareketin lideri ve daha sonra İsrail’in ilk Cumhurbaşanı. İngiliz kabinesini ikna etmek için yıllarca diplomasi yürüten kimyager.
-
Lord Walter Rothschild: İngiliz Yahudi toplumunun önde gelen ismi ve banker. Balfour’un mektubunun muhatabı.
-
Şerif Hüseyin / Mekke Emiri: Osmanlı'ya karşı İngilizlerle işbirliği yapan lider. İngiltere'nin kendisine vaat ettiği Arap krallığının Balfour Deklarasyonu ile ihlal edildiğini çok geç fark etmiştir.
AZ BİLİNENLER
1. Kabinedeki Tek Yahudi Bakanın Şiddetli Karşı Çıkışı
Deklarasyon kabinede oylanırken, İngiltere’nin o dönemki tek Yahudi kökenli bakanı olan Edwin Montagu, bu tasarıya en sert karşı çıkan isimlerden biriydi. Montagu, Siyonizmin antisemitizmi körükleyeceğini, dünyadaki Yahudilerin kendi ülkelerinde "yabancı" konumuna düşmesine yol açacağını savunmuş, ancak hükümet içinde yalnız kalmıştır.
2. Osmanlı Kudüs’ü Kaybetmeden 5 Hafta Önce Yazıldı
Balfour Deklarasyonu 2 Kasım 1917’de ilan edildiğinde, General Allenby komutasındaki İngiliz ordusu henüz Kudüs’e girmemişti. İngiltere, Osmanlı’nın elindeki Kudüs ve Filistin coprasyasını henüz fiilen ele geçirmeden önce, orayı başka bir millete "vatan" olarak vadetmişti. Kudüs ise 9 Aralık 1917’de düştü.
3. Siyonist Liderlerin Beklentisinden Daha Yumuşak Bir Metin
Aslında Siyonist liderler ilk başta daha sert ve bağlayıcı bir metin talep etmişti; "Filistin'in yeniden Yahudi milleti için bir ulusal vatan olarak kurulması". Ancak İngiliz hükümeti, bölgedeki Arap tepkisini ve Fransa ile olan sömürge rekabetini dengelemek için metni yumuşatarak "Filistin'de bir ulusal ev" ifadesine indirgemiştir.
4. Bugün British Library’de Sergileniyor
Tarihin seyrini değiştiren bu kısa mektup, günümüzde Londra’daki İngiliz Kütüphanesi’nde (British Library) özel koruma altında sergilenmektedir. Filistinli sivil toplum kuruluşları ve tarihçiler, İngiltere hükümetinden bu deklarasyon nedeniyle Filistin halkından resmi özür dilemesini talep etmeye devam etmektedir.
Balfour Deklarasyonu; emperyalist güçlerin kaleme aldığı bir mektubun, milyonlarca insanın kaderini ve bir coğrafyanın 100 yıllık barışını nasıl ipotek altına alabileceğinin en acı tarihi dersidir.




