İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, 'Terörsüz Türkiye' sürecini eleştirerek, 'Türkiye'nin doğu ve güneydoğu bölgesi ekonomik açıdan yüksek bir potansiyele sahiptir ama ihanet ortaklarının sözlerine, eylemlerine bakın göreceksiniz, hiç birisinin umurunda değildir. Hem ülkemizi hem buralardaki vatandaşlarımızı gereksiz konularla, gündemlerle meşgul etmek yerine gerçekçi olabilseler müthiş bir ekonomik kaynak üretebilecekler ama bir teröristin aklıyla süreçler başlatıp bu potansiyeli iyice yok ediyorlar. Oysa Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz, uluslararası ticaret açısından fırsatlarla dolu. Sınır kapılarında serbest bölgeler, gümrük merkezleri, lojistik merkezler kurulabilir. Demir yolu ağı zenginleştirilebilir. Bu fırsatlara kafa yormak, GAP'ı tamamlamak yerine uğraştıkları işlere bakın. İşleri güçleri Kürtlere vasi tayin etmek, teröristbaşına statü aramak. Tarımı ve hayvancılığı bilinçli olarak bitirdiler. Yol boyunca sağlı sollu meralar var. Yol kenarlarında da 'ehli hayvan geçebilir' levhaları var ama gel gör ki o ehli hayvanlar gelip geçmiyor. Ülke et krizi yaşıyor, meralar bomboş ama biz katillere statü derdindeki süprüntülerle uğraşıyoruz. Yem fiyatları, gübre-mazot-tohum fiyatları, bunlardan alınan vergilerle üretimi engellediler. Entegre tesislerle, süt, peynir, bal üretimiyle markalar çıkabilecekken, oturmuş, bir teröristten nasıl marka yaratabiliriz diye uğraşıyorlar' ifadelerini kullandı.

'İKİNCİ SINIF VATANDAŞ MUAMELESİ GÖRÜYORUZ'

Dervişoğlu, '24 yıllık iktidarları boyunca iki defa, 'büyük proje' diye milletin önüne bunu koydular. Kimse alınmasın, bu ülkede vatandaşlık sorunu var. Cumhuriyet mefhumuna düşmanlık güdenlerin, ağacıların, beycilerin, biatçıların, örgütçülerin, türlü biçimlerde yol açtığı bir yurttaşlık sorunu var, yani Türk sorunu var. O sebeple Türkiye'de kimseye özel bir sorun üretilmiyor ama artık hepimizin önemli ve ortak bir sorunu var. Kendimizi eşit hissetmiyoruz. İkinci sınıf hissediyoruz. AK Parti'li değilsek, Cumhur İttifakı'nın uygulamalarına, bu soygun düzenine, bu yağma düzenine, adaletsizliğe, istibdata itiraz ediyorsak, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Türkiye'nin acil çözüm bekleyen sorunu budur. İkinci sınıf vatandaş duygusu yaratan budur. Bunun da çözümü sandıktır. Bu sistemin bir an önce değişmesidir. Parlamenter sistemin yeniden inşasıdır. Biz bunun kavgasını veriyoruz. Anlattıkları masalları boş verin, Türkiye'nin hakikati budur' dedi.

Ankaragücü sahasında 3 puan peşinde
Ankaragücü sahasında 3 puan peşinde
İçeriği Görüntüle

'TÜRKİYE, İSTİKRAR KAPASİTESİYLE ÖNE ÇIKAN ÜLKE OLMAK ZORUNDA'

Ardından ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına değinen Dervişoğlu, 'Türkiye, bir NATO üyesi olarak, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan aşırılıkçı politikalarına nasıl mesafeli duruyorsa, İran'ın radikal ve ulus aşırı istikrarsızlık üzerine kurduğu siyasetine de aynı mesafeyle yaklaşmalıdır. Türkiye'nin görevi, bu yangının tarafı haline gelmek değil, bu yangının kendi evine sıçramasını engellemektir. Ölçü budur. Denge budur. Devlet aklı budur. Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği yol da budur. Türkiye, İran savaşına askeri açıdan müdahil olmamalıdır. Taraflarla ilişkisini, yalnızca uluslararası anlaşmaların getirdiği yükümlülükler çerçevesinde yürütmelidir. Ne ideolojik heyecanla savrulmalıdır ne de dış baskılarla istikamet değiştirmelidir. İran'ın bir iç savaşa sürüklenmesi engellenmelidir. Çünkü iç savaşın doğuracağı göç dalgası da terör tehdidi de sınır aşan istikrarsızlık da en fazla Türkiye'ye zarar verecektir. Bu gerçek bir an olsun akıldan çıkarılmamalıdır. Böyle bir iç savaş durumunda, ulus aşırı Kürt milliyetçiliğine karşı öncelikle içeride tedbir alınmalıdır. Öcalan ile sürdürülen bu ihanet sürecine derhal son verilmelidir. Ulus kimliğini aşındıracak her adım vakit kaybetmeden askıya alınmalıdır. Türkiye, kendi iç cephesini zayıflatarak dışarıdaki dalgalara direnemez. Toplumsal bütünlüğün tahkimi için yargı bağımsızlığı yönünde gerekli adımlar atılmalıdır. Parlamenter sistem konusunda ihtiyaç duyulan irade ortaya konulmalıdır. Türkiye, hukuk devleti kimliğine geri dönmelidir. Çünkü içeride adaleti zayıf bir ülkenin dışarıda güçlü bir duruş sergilemesi mümkün değildir. Ortaya çıkabilecek küresel ekonomik sorunlara karşı Türkiye, güvenli bir üretim ve turizm ülkesi olduğunu mümkün olan en güçlü şekilde vurgulamalıdır. Son yıllarda kaybedilen Avrupa pazarlarını yeniden kazanmak için gerekli yönelim ortaya konulmalıdır. Türkiye, savaşın coğrafi yakınlığından zarar gören değil, istikrar kapasitesiyle öne çıkan bir ülke olmak zorundadır' dedi.

'TÜRKİYE'NİN İHTİYACI BERRAK BİR MİLLİ DURUŞTUR'

Dervişoğlu, Türkiye'nin başkalarının savaş naralarına değil kendi devlet aklını ihtiyacı olduğunu söyleyerek, 'Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, propaganda ablukası değil berrak bir milli duruştur. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, hanedan hesapları değil Cumhuriyet vakarıdır. Biz buradayız. Türkiye için buradayız. Türk milleti için buradayız. Bu devletin onuru için buradayız. Bu Cumhuriyet'in geleceği için buradayız. Ne İsrail'in saldırganlığına teslim oluruz ne İran'ın radikal istikrarsızlık siyasetini güzelleriz. Ne de içeride bu büyük yangını iktidar hesabına çevirmek isteyenlere sessiz kalırız. Çünkü biz biliyoruz bu coğrafyada ayakta kalmanın yolu, bu devleti korumanın yolu, milli egemenlik doktrinini eğmeden, bükmeden, kıyısına köşesine, şahsi veya partizan çentikler atmadan uygulamaktan geçer. Bu milleti geleceğe taşımanın yolu, Türkiye'den başka hiçbir şeyi kafaya takmamaktan geçer. Sözümüz nettir. İstikametimiz bellidir. Önceliğimiz Türkiye'dir. Ne pahasına olursa olsun, Türk milletinin Türkiye'sidir' açıklamasında bulundu.

Kaynak: DHA