Tarih

Modern Dünyanın Mimarı mı, Büyük Bir Hayal Kırıklığı mı?

Tarihte bugün, ABD Başkanı Woodrow Wilson ABD Kongresi'nde 'Wilson İlkeleri'ni dünyaya duyurdu. Günümüzde bile birçok kez tartışılan bu ilkeleri gelin birlikte inceleyelim.

Abone Ol

8 Ocak 1918 sabahı, ABD Başkanı Woodrow Wilson Kongre’de kürsüye çıktığında sadece bir konuşma yapmıyor; milyonlarca insanın can verdiği I. Dünya Savaşı’nın küllerinden yeni bir dünya düzeni inşa etmeye çalışıyordu.

Bugün üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, "Wilson İlkeleri" (Wilson’s Fourteen Points) hala uluslararası ilişkilerin en çok tartışılan metinlerinden biri olarak adını yazdırdı.

SAVAŞIN ORTASINDA BARIŞ ÇIĞLIĞI

ABD, 1917’de savaşa girerken sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda ideolojik bir liderlik iddiasındaydı. Wilson, Avrupa’nın bitmek bilmeyen gizli diplomatik oyunlarından rahatsızdı.

Bu ilkeleri hazırlarken, "Inquiry" adı verilen ve yaklaşık 150 akademisyenden oluşan gizli bir çalışma grubunun raporlarından faydalandı. Amaç, savaşı bitirecek hukuki bir zemin hazırlamaktı.

NEDEN?

  • Gizli Diplomasinin Reddi: Savaşın en büyük sebeplerinden biri olan kapalı kapılar ardındaki anlaşmaları bitirmek.

  • Self-Determinasyon: Her milletin kendi kaderini tayin etmesi gerektiğini savunarak imparatorlukların yarattığı baskıyı azaltmak.

  • Ekonomik Serbestlik: Denizlerin serbestliği ve gümrük duvarlarının indirilmesiyle küresel ticareti canlandırmak.
  • Silahsızlanma: Gelecekteki bir dünya savaşını engellemek için askeri yatırımları kısıtlamak.

TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ

Wilson İlkeleri, İttifak Devletleri (özellikle Osmanlı ve Almanya) için bir "umut ışığı" oldu. "Yenilen devletlerden toprak ve tazminat alınmayacak" maddesi, bu devletlerin savaştan çekilmesini hızlandırdı.

  • Osmanlı Üzerindeki Etkisi: 12. madde, Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde egemenlik hakkı tanırken, azınlıklara da özerklik vaat ediyordu. Bu madde, ileride Milli Mücadele ve Misak-ı Milli'nin fikri dayanaklarından biri haline geldi.
  • Milletler Cemiyeti: Barışı korumak adına tarihteki ilk büyük uluslararası örgütün (League of Nations) temelleri atıldı.

FAYDALI MI? ÜTOPYA MI?

Wilson İlkeleri’nin "faydalı" olup olmadığı bugün bile tartışılır:

  • Faydası: Sömürgeciliğin yerini "manda ve himaye" gibi daha yumuşak (ama yine de tartışmalı) bir sisteme bırakmasını sağladı ve ulusal bağımsızlık hareketlerini tetikledi.
  • Başarısızlığı: Versailles Antlaşması ile Avrupalı galip devletler bu ilkeleri büyük oranda çiğnedi. Wilson, kendi ülkesi olan ABD’yi bile Milletler Cemiyeti’ne girmeye ikna edemedi.

AZ BİLİNEN İLGİNÇ BİLGİLER

  • Nobel Barış Ödülü: Woodrow Wilson, bu ilkeleri ve Milletler Cemiyeti çabaları nedeniyle 1919'da Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.

  • Gizli Anlaşmaların İfşası: Wilson bu ilkeleri yayınladığında, Bolşeviklerin Rusya’da devrim yapıp Çarlık Rusyası’nın tüm gizli paylaşım planlarını (İstanbul ve Boğazlar dahil) dünyaya duyurmuş olması onu acele etmeye zorlamıştı.

  • Atatürk ve Wilson: Mustafa Kemal Paşa, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde Wilson İlkeleri’ne atıfta bulunarak, Türk halkının bu ilkelere dayanarak kendi kaderini çizme hakkı olduğunu tüm dünyaya haykırmıştır.

Alan

Vaat Edilen

Gerçekleşen

Toprak Paylaşımı

Savaş tazminatı ve toprak ilhakı yok.

Sömürgecilik "Manda" adı altında devam etti.

Denizler

Mutlak serbestlik.

Galip devletlerin kontrolü sürdü.

Dünya Barışı

Milletler Cemiyeti kurulacak.

Kuruldu ancak II. Dünya Savaşı'nı engelleyemedi.

Wilson İlkeleri, kağıt üzerinde dünyanın gördüğü en demokratik metinlerden biriydi; ancak dönemin emperyalist hırsları bu "beyaz sayfayı" kısa sürede kana buladı. Yine de, bugün modern diplomasinin kullandığı "uluslararası hukuk" kavramının temelleri o gün o kürsüde atıldı.