Tarih sayfaları; kralların cenk meydanlarında can verdiği görkemli destanlarla, kahramanlık hikâyeleriyle doludur. Ancak Orta Çağ Avrupa’sının en yüksek rütbeli soyluları için 26 Temmuz 1184 günü tecelli eden kader, kahramanlıktan fersah fersah uzak, insanlık tarihinin belki de en trajik, en absürt ve en utanç verici felaketlerinden birine dönüştü.

Almanya'nın Erfurt kentindeki Petersberg Manastırı'nda (St. Peter Kilisesi) toplanan 100’den fazla soylu, din adamı ve şövalye, bastıkları ahşap tabanın çökmesi sonucu binanın zemin katını delerek doğrudan binanın foseptik çukuruna (latrin) düştü. Yaklaşık 60 dük, kont ve prens, insan dışkısı ve lağım atıklarının içinde boğularak veya metan gazından zehirlenerek feci şekilde can verdi. Tarihe "Erfurt Latrin Faciası" (Erfurter Latrinensturz) olarak geçen bu felaketin perde arkasını, nedenlerini ve siyasi sonuçlarını derinlemesine inceliyoruz.

52 Yıl Önce Değişen Tarih: Kıbrıs Barış Harekâtı
52 Yıl Önce Değişen Tarih: Kıbrıs Barış Harekâtı
İçeriği Görüntüle

ARAZİ KAVGASI TOPLANTISI

Felakete giden yol, iki nüfuzlu Alman lordu arasındaki derin bir siyasi gerilimle başladı. Thüringen Kara Kontu III. Ludwig ile Mainz Başpiskoposu I. Konrad arasında uzun süredir devam eden bir bölge ve otorite anlaşmazlığı vardı. Gerginlik o kadar tırmanmıştı ki, Kutsal Roma İmparatoru I. Friedrich (Barbarossa), Polonya seferine gitmekte olan 18 yaşındaki oğlu Kral VI. Heinrich'i (sonradan Kutsal Roma İmparatoru) tarafları uzlaştırması için görevlendirdi.

Kral VI. Heinrich, 25 Temmuz 1184’te Erfurt’a ulaştı. Ertesi gün, hem krallık mahkemesini (Hoftag) toplamak hem de iki küs soyluyu barıştırmak amacıyla bölgenin tüm önde gelen dükleri, kontları, piskoposları ve feodal beyleri St. Peter Kilisesi'nin ikincil binasındaki üst salonda bir araya geldi.

AŞIRI YÜK VE ÇÜRÜK AHŞAP

26 Temmuz 1184 sabahı, salon tıklım tıklım doluydu. Ağır zırhları, kadife pelerinleri ve işlemeli kıyafetleriyle yüze yakın üst düzey soylu ve onların korumaları salonu doldurmuştu.

Ancak kimsenin bilmediği ölümcül bir detay vardı: Toplantının yapıldığı ikinci katın ahşap destek kirişleri yıllar içinde nemden ve bakımsızlıktan çürümüştü. Daha da kötüsü, binanın zemin katının hemen altında, uzun yıllardır boşaltılmamış devasa bir foseptik çukuru bulunuyordu.

Tartışmaların alevlendiği sırada, devasa ağırlığı daha fazla taşıyamayan üst katın ahşap tabanı büyük bir gürültüyle çöktü.

  • İkinci Kat Çöktü: Onlarca soylu, kırılan tahtalarla birlikte birinci kata çakıldı.
  • Zemin Kat da Dayanamadı: Yukarıdan düşen onlarca insanın, taşların ve ağır ahşap kirişlerin yarattığı darbe etkisi, zemin katın tabanını da kırarak aşağı geçirdi.
  • Lağım Çukuruna Düşüş: Onlarca dük ve kont, metrelerce derindeki ıslak, yoğun ve pis kokulu insan pisliği dolu lağım mahzenine çakıldı.

ŞANSLI KURTULANLAR VE HAYATINI KAYBEDENLER

Ortalık tam bir can pazarına dönüştü. Aşağı düşenlerin bir kısmı düşmenin etkisiyle veya üzerlerine yıkılan ağır ahşap ve taş blokların altında kalarak can verdi. Ancak ezilmekten kurtulanların çok daha korkunç bir kaderi vardı: Metrelerce derinlikteki sıvı atıkların içinde boğulmak ya da sıkışan yoğun metan ve amonyak gazından zehirlenerek nefessiz kalmak.

Erfurt Kalesi Faciası 1

Şanslı Kurtulanlar

  • Kral VI. Heinrich ve Başpiskopos Konrad: Almanya Kralı VI. Heinrich ve kavgacı Başpiskopos Konrad, salonun taş duvar kenarındaki pencere oyuntusunda oturdukları için şanslıydı. Taban çökerken duvar penceresinin demir parmaklıklarına tutunmayı başardılar ve zemin altlarından kayıp gitmesine rağmen asılı kaldılar. Merdivenlerle kurtarılana kadar orada asılı beklediler.
  • Thüringen Kontu III. Ludwig: Siyasi kavganın diğer tarafı olan Kont Ludwig de lağım çukuruna düştü ancak kısa süre sonra balçıktan çıkarılarak sağ kurtarılmayı başardı.

Hayatını Kaybeden Önemli İsimler

Yaklaşık 60 ila 100 soylu ve askerin can verdiği felakette ölen dönemin en nüfuzlu isimlerinden bazıları şunlardı:

  1. I. Friedrich (Abenberg Kontu)
  2. I. Heinrich (Schwarzburg Kontu)
  3. III. Gozmar (Ziegenhain Kontu)
  4. I. Friedrich (Kirchberg Burggrafı)
  5. Burchard (Wartburg Kontu)
  6. Beringer von Meldingen

OLAYIN ÖNEMLİ SONUÇLARI

Alan

Felaketin Yarattığı Etki ve Sonuçları

Siyasi Krizin Yön Değiştirmesi

Bölgedeki aristokrat sınıfının önemli bir kısmı tek bir günde yok oldu. Anlaşmazlığı çözmeye gelen Kral VI. Heinrich, olayın şokuyla kenti derhal terk etti.

Toprak Paylaşımları

Hayatını kaybeden kontların soyu tükendiği veya mirasçıları genç olduğu için Thüringen ve Hessen bölgesindeki feodal toprak haritası bir gecede el değiştirdi.

Mimari ve Hijyen Reformları

Olay, Orta Çağ Avrupa'sında büyük binaların statik taşıma kapasiteleri ve lağım sistemlerinin yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması konusunda ders niteliğinde bir dönüm noktası oldu.

AZ BİLİNENLER

Kendi Bedduasının Kurbanı Olmak

Alman halk efsanelerinde ve kroniklerinde anlatılan en ilginç detay, faciada can veren Schwarzburg Kontu I. Heinrich ile ilgilidir. Kont Heinrich'in günlük hayatında sık sık "Eğer yalan söylüyorsam / bu sözümü tutmazsam lağım çukurunda boğulayım!" şeklinde iddialı yeminler ettiği bilinirdi. Kaderin acı bir cilvesi olarak, bu sözleri defalarca söyleyen kont, Erfurt'taki foseptik çukurunda boğularak can vermiştir.

Kralın Şok Geçirmesi ve Kaçışı

Geleceğin Kutsal Roma İmparatoru VI. Heinrich, duvar parmaklığından indirildikten sonra olayın dehşeti ve ortalığı kaplayan dayanılmaz koku nedeniyle büyük bir travma geçirdi. Mahkemeyi ve barış görüşmelerini derhal iptal ederek aynı saat içinde Erfurt kentini terk etti ve bir daha asla bu şehre ayak basmadı.

Dönemin Kroniklerinde Nasıl Yazıldı?

Olayı kaydeden St. Peter Manastırı'nın kroniklerinde (Chronica S. Petri Erfordensis), felaket anı "Kralın ve soyluların ağırlığına dayanamayan zemin çöktü, pek çok bey pisliğe gömülerek feci şekilde ruhunu teslim etti" şeklinde tanımlanmıştır. Tarihçiler, ölenlerin büyük kısmının kılıçla değil, aristokrasinin en çok hor gördüğü "pislik içinde" can vermesini dönemin dinsel anlayışıyla "Tanrı'nın bir cezası" olarak yorumlamışlardır.

Erfurt Latrin Faciası, feodal Avrupa'da kılıç ve zırhla caka satan soyluların, çürük bir ahşap zemin ve bakımsız bir altyapı karşısında ne kadar çaresiz kalabileceğinin tarihteki en trajikomik belgesidir. Şövalyelik gururunu foseptik çukuruna gömen bu olay, bugün dahi mimarlık ve tarih derslerinde yapı statiği ile altyapı ihmallerinin en uç örneği olarak anılmaktadır.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz