Ankara Barosu 69. Olağan Genel Kurulu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı. Genel kurulda Demokratik Sol Avukatlar Grubu adına adaylık konuşmasını yapan Elçin Özge Şimşek Çağlayan, hukuk devletindeki sorunlardan avukatların çalışma koşullarına, tutuklu meslektaşlarından dayanışmanın önemine kadar birçok başlığı gündeme taşıdı.
Konuşmasında Ankara Barosunun tarihsel sorumluluğuna vurgu yapan Çağlayan, farklı kuşaklardan ve çalışma alanlarından avukatların ortak bir mesleki sorumluluk taşıdığını belirtti. Demokratik Sol Avukatlar Grubu’nun adaylarını ön seçimle belirlediğini hatırlatan Çağlayan, baronun eşitlik ve eşit temsil anlayışını yaşatmasının önemine dikkat çekti.
“Yargıya duyulan güven ağır bir yara alıyor”
Türkiye’de yurttaşların yargıya duyduğu güvenin giderek zedelendiğini savunan Çağlayan, yargı bağımsızlığı ve savunma hakkı konusunda yaşanan sorunlara değindi. Tutukluluğun bir koruma tedbiri olmaktan çıkarak sonuçları itibarıyla cezaya dönüştüğünü ifade eden Çağlayan, gazetecilerin, insan hakları savunucularının ve sivil toplum kuruluşlarının özgürlük alanlarının daraldığını söyledi.
Savunma hakkındaki kısıtlamaların avukatların mesleki faaliyetlerini de etkilediğini belirten Çağlayan, avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirildiğini ve savunma faaliyetlerinin şüpheli hale getirildiğini dile getirdi.
Tutuklu avukatları gündeme getirdi
Çağlayan, konuşmasında avukatlar Mehmet Pehlivan, Fırat Durak ve Selçuk Kozağaçlı’nın yaşadığı süreçlere de değindi. Tutuklu meslektaşlarının koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çağlayan, konuşmasının bu bölümünde “Tüm tutuklu meslektaşlara selam olsun” ifadelerini kullandı.
İnsan hakları konusunda ayrım yapılamayacağını vurgulayan Çağlayan, hukukun yalnızca kişinin kendisine yakın gördüğü insanlar için değil, düşüncelerine katılmadığı kişilerin haklarını korumak için de savunulması gerektiğini belirtti.
“Filistin halkı soykırıma uğruyor”
Uluslararası gelişmelere de değinen Çağlayan, Filistin’de yaşananlara dikkat çekerek, “Filistin halkı soykırıma uğruyor” dedi. Filistin’deki gelişmelere tepki göstermenin yanı sıra Türkiye’deki hukuk krizini dile getirmenin de aynı hukuk anlayışının parçası olduğunu ifade etti.
Yoksulluk, güvencesizlik, eşitsizlik, kadınların güvenliği ve çocukların eğitim hakkı gibi konuların politik tercihlerle bağlantılı olduğunu belirten Çağlayan, “Bu nedenle meslektaşlarım, evet, biz politiğiz” diye konuştu.
Çağlayan, Ankara Barosunun Atatürk ilke ve devrimleri, laiklik, demokrasi, insan hakları, eşit yurttaşlık ve hukukun üstünlüğü temelinde sorumluluğunu sürdürmesi gerektiğini kaydetti.
Avukatların ekonomik sorunlarına dikkat çekti
Avukatlık mesleğinin karşı karşıya olduğu sorunlara da geniş yer ayıran Çağlayan, kontrolsüz biçimde açılan hukuk fakültelerinden mezun olan genç avukatların düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını söyledi.
Stajyer avukatların emeğinin görünmez hale geldiğini, büro giderleri, vergiler ve Bağ-Kur primleri nedeniyle avukatların ekonomik zorluk yaşadığını belirten Çağlayan, adli yardım ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamındaki görevlendirmeler için ödenen ücretlerin de meslektaşların emeğinin karşılığını vermekten uzak olduğunu ifade etti.
Yeni bir Avukatlık Kanunu’nun hayata geçirilmesi, mesleki güvencelerin güçlendirilmesi ve ücretlerin insanca çalışma koşullarını gözeten bir düzeye çıkarılması gerektiğini dile getiren Çağlayan, genç meslektaşların mesleğe geçiş sürecinde desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
“Kazanan Ankara Barosu olsun”
Seçim sürecinde farklı adayları ve grupları hedef almadıklarını belirten Çağlayan, seçimlerin meslektaşlar arasında demokratik bir yarış olduğunu söyledi.
“Biz birbirimizin düşmanı değiliz” diyen Çağlayan, seçim sonrasında tüm avukatların aynı baronun çatısı altında mesleklerini sürdüreceğini hatırlatarak, “İstiyoruz ki sandıklar kapandığında geriye kırgınlıkların değil, Ankara Barosuna yakışan bir seçim sürecinin hatırası kalsın. Kazanan Ankara Barosu olsun” ifadelerini kullandı.
Konuşmasını dayanışma mesajıyla tamamladı
Meslektaşlar arasındaki yalnızlaşmaya da dikkat çeken Çağlayan, özellikle genç avukatların, işçi avukatların, stajyerlerin ve ekonomik sıkıntılarla mücadele eden meslektaşların yaşadığı kaygılara değindi.
Kendi seçim sürecinde dayanışmanın önemini daha iyi anladığını belirten Çağlayan, farklı çalışma koşullarındaki avukatlara seslenerek “Yalnız değilsin” mesajını verdi.
Çağlayan, Ankara Barosunun katılımcı, şeffaf, adil ve çoğulcu bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini ifade ederek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Ben olmaktan biz olmaya, yan yana durmaktan birlikte yürümeye, umudu birbirimizde çoğaltmaya çağırıyorum sizi. Yarın aynı göğün altında, bütün farklılıklarımızla, birbirimizin sesini kısmadan, elini bırakmadan uyanabileceğimiz bir gelecek mümkün. Birbirimize inandıkça güçleneceğiz. Yan yana geldikçe cesaretleneceğiz. Gelin, çoğalalım.”




