Her geçen gün, dünyayı yaşanabilir kılan doğal varlıklarımız tükeniyor. Havayı, suyu ve gıdayı yani kısacası tüm yaşamı korumak elimizde. Ancak bu konuda bir çaba göstermiyoruz.
Bir örnek vermek gerekiyorsa, Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili fakat balıkçılığı bilmiyoruz.. Bunun yanında denizlerin %66’sı kirlilik ve balıkçılıktan etkilenmiş durumda. Ülkemizde son yıllarda deniz salyası (müsilaj) kirliliği yaşanan Marmara Denizi evsel ve endüstriyel atıklar sonucu yaşamı olumsuz etkiliyor.
Marmara Denizi’nde organik ve inorganik toksik kirleticilerin deniz suyunda yüksek seviyelerde olması balıklar ve doğal yaşamı nerede ise yok ediyor.
Dünyadaki bitki türleri
Ülkemizdeki bitki türlerinin %32’si, yani yaklaşık 3.700 tür dünyada sadece Türkiye’de yetişiyor. Bunun yanında Dünya genelinde karasal ekosistemlerde korunan alan oranı %17 iken bu oran Türkiye'de %14. Dünya’da 2030 yılına kadar bu oranın %30’a çıkarılması hedefleniyor. Sahip olduğumuz zenginliği korumak için korunan alanların artırılması gerekiyor. Örneğin, biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu birçok önemli doğa alanı henüz koruma altına değil.
TEMA’nın çabaları
TEMA Vakfı bu konuda çabalarını sürdürüyor. Biyolojik çeşitliliğin korunması için vatandaşları "Planın Parçası Olun" ve geleceği şekillendirin” diye bir kampanya başlatmış.
Ekosistemlerin temel bileşeni olan biyolojik çeşitliliği korumanın; havayı, suyu ve gıdayı yani kısacası tüm yaşamı korumak olduğunu belirten TEMA Vakfı, her bir bireyin yapacağı küçük katkıların bir araya geldiğinde büyük sonuçlar doğuracağını ve hep birlikte harekete geçme zamanının geldiğini vurguluyor.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Dünya’da tüm yaşamın birbirine bağlı olduğunu söyleyerek "İnsan faaliyetleri sonucunda 1970’den günümüze kadar biyolojik çeşitlilikteki azalma %68 oranına ulaşmıştır. Ancak bu endişe verici tabloyu tersine çevirmek mümkün. Daha az tüketerek, israftan kaçınarak, tamir ederek, dönüştürerek, paylaşarak, atıkları azaltarak, doğayı kirleten kimyasal kullanımından kaçınarak, iklimi koruyarak, doğadaki ayak izimizi azaltarak, doğal alanların korunması konusunda birlik olarak ve en önemlisi toplumsal duyarlılığımızı artırarak bunu başarabiliriz. Yapacaklarımız sadece bugünü değil, geleceğimizi de korumak demektir." diyor
Yapacaklarımız sadece bugünü değil, geleceğimizi de korumak demektir.