Karın, basen, bacak ve kol bölgelerinin birbirinden farklı hormonal sistemlerin etkisi altında olduğunu aktaran Prof. Dr. Öztürk, 'Karın bölgesi daha çok insülin ve stres hormonlarıyla ilişkilidir. Basen ve kalça bölgesi östrojen duyarlılığı yüksek, dirençli bir yapıya sahiptir. Bacak ve alt bölgelerde ise çoğu zaman histamin yükü, inflamasyon ve lenfatik dolaşım yavaşlığı ön plana çıkar. Bu farklar göz ardı edildiğinde, diyet yapılır ama vücut şekil değiştirmez. İşte Ketomiks Diyet'in farkı tam olarak burada ortaya çıkar. Antiinflamatuar ve düşük histamin yüküne sahip bu beslenme yaklaşımı, bölgesel yağlanmanın arkasındaki hormonal ve doku düzeyindeki mekanizmaları hedef alır' dedi.
Prof. Dr. Öztürk, 'Ama bunu teoride değil, günlük hayatta uygulanabilir menülerle yapar. Örneğin Ketomiks Diyet'te güne başlanırken klasik kahvaltı alışkanlıkları sorgulanır. Kan şekerini hızla yükselten, insülini tetikleyen seçenekler yerine; yumurta, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler ve sade protein kaynakları tercih edilir. Böyle bir başlangıç, özellikle karın bölgesindeki yağlanmayı tetikleyen insülin dalgalanmalarını baskılamaya yardımcı olur. Amaç aç kalmak değil, vücuda 'yağ depola' değil 'yağ çöz' sinyali vermektir' ifadelerine yer verdi.
"Tekrar ısıtılmış ve histamin yükü yüksek besinlerden bilinçli olarak kaçınılmalı"
Prof. Dr. Öztürk, özellikle ana öğünlerde ise işlenmiş, uzun süre beklemiş, tekrar ısıtılmış ve histamin yükü yüksek besinlerden bilinçli olarak kaçınılması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Öztürk, 'Bunun yerine taze hazırlanmış sebze ağırlıklı tabaklar, kaliteli yağlar ve kontrollü protein içeriği öne çıkar. Kabak, brokoli, karnabahar, salatalık, yeşillikler gibi antiinflamatuar sebzeler; zeytinyağı ve benzeri sağlıklı yağlarla birlikte kullanılır. Bu yapı, hem inflamasyonu azaltır hem de dokunun yumuşamasını sağlar. Basen ve kalça bölgesi dirençli olan bireylerde menü planlamasında sebze çeşitliliği ayrı bir önem taşır. Burada amaç yalnızca posa almak değil, östrojen metabolizmasını desteklemektir. Bu nedenle Ketomiks Diyet'te sebze miktarı ve türü bilinçli şekilde artırılırken, insülin yanıtını yükseltecek kombinasyonlardan kaçınılır. Zamanla bu bölgelerde sertlik azalır, doku daha esnek hale gelir ve incelme başlar' şeklinde konuştu.
'Bacak ve alt ekstremite problemi yaşayan kişilerde ise düşük histamin yaklaşımı belirleyici olur' diyen Prof. Dr. Barış Öztürk, 'Uzun süre beklemiş etler, bazı fermente ürünler, yüksek histamin içeren besinler yerine; taze pişirilmiş, sade ve temiz içerikler tercih edilir. Bu sayede bacaklarda sık görülen akşam şişkinliği, dolgunluk ve ağırlık hissi azalır. Birçok kişi bu dönemde 'bacaklarım hafifledi, pantolonlarım daha rahat' ifadesini kullanır. Ara öğün anlayışı da klasik diyetlerden farklıdır. Ketomiks Diyet'te herkes için zorunlu bir ara öğün yoktur. Bazı kişiler ara öğün yapmadan ilerlerken, bazı kişilerde antiinflamatuar küçük destekler tercih edilir. Bu esneklik, vücudun hormonal yanıtına göre planlama yapılmasını sağlar ve süreci sürdürülebilir kılar' dedi.
"Bel, basen ve bacak çevresindeki değişim net şekilde hissedilir"
Prof. Dr. Öztürk, 'Tartı her zaman hızlı düşmeyebilir; ancak bel, basen ve bacak çevresindeki değişim net şekilde hissedilir. Kıyafetlerin bol gelmesi, vücut hatlarının yumuşaması ve şişkinliğin azalması, kilo kaybından çok doku kalitesindeki iyileşmenin göstergesidir. Sonuç olarak bölgesel incelme bir hayal değil. Ancak her diyetle de mümkün değil. Bölgesel yağlanmanın arkasındaki hormonal, inflamatuar ve histamin ilişkili mekanizmaları hedefleyen bir yaklaşım gerekiyor. Antiinflamatuar ve düşük histamin yüküne sahip Ketomiks Diyet, bu yaklaşımı günlük hayatta uygulanabilir hale getirdiği için 2025 yılında bu kadar dikkat çekmiştir. Diyet artık sadece kilo vermek değil, doğru uygulandığında, vücudun şeklini ve dokusunu yeniden düzenleyen güçlü bir araçtır' açıklamasında bulundu.





