Tam bir asır önce bugün, 1 Temmuz 1926’da, Türk denizcilik tarihinin en büyük ekonomik ve siyasi devrimi hayata geçirildi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kapitülasyonlarla yabancı devletlerin tekeline bırakılan, kendi karasularımızda kendi bayrağımızı taşıyan gemilerle ticaret yapmamızı dahi yasaklayan prangalar, Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle paramparça edildi.

Bugün denizlerimizde ilan edilen tam bağımsızlığın 100. yıl dönümünü büyük bir gururla, "Denizcilik ve Kabotaj Bayramı" olarak kutluyoruz. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi sularına egemen olmasının tarihsel sürecini, arkasındaki büyük hukuk mücadelesini ve denizcilik tarihimizin satır aralarında kalmış az bilinen ilginç gerçeklerini mercek altına alıyoruz.

KENDİ DENİZİNDE MÜLTECİ OLMAK

"Kabotaj", bir devletin kendi limanları arasında deniz ticareti, yolcu taşımacılığı ve kılavuzluk hizmetlerini yalnızca kendi vatandaşlarına ve kendi bayrağını taşıyan gemilere tanıma hakkıdır. Uluslararası hukukun en temel egemenlik haklarından biri olan bu kavram, ne yazık ki Osmanlı'nın son yüzyıllarında tamamen yitirilmişti.

  • Kapitülasyonların Acı Faturası: Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupalı devletlere verdiği ticari imtiyazlar (kapitülasyonlar), zamanla Türk denizciliğini felç etti. İstanbul, İzmir, Mersin veya Trabzon limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan şirketlerinin elindeydi. Türk gemiciler kendi denizlerinde adeta işçi konumuna düşürülmüştü.
  • Lozan’da Çetin Pazarlık (1923): Mustafa Kemal Atatürk ve diplomatik heyet, Kurtuluş Savaşı'nın ardından Lozan Barış Antlaşması masasına oturduğunda en sert tartışmalar deniz ticareti üzerinde yaşandı. Batılı devletler denizlerdeki imtiyazlarından vazgeçmek istemedi. Ancak Türk heyetinin tavizsiz duruşu neticesinde kapitülasyonlar kaldırıldı ve Türkiye’ye 3 yıl sonra (1926'da) kendi kabotaj kanununu çıkarma hakkı tanındı.

MAVİ VATANIN DOĞUŞU

Lozan’da kazanılan 3 yıllık hazırlık süresinin dolmasıyla, TBMM tarafından kabul edilen 815 sayılı Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926’da resmen yürürlüğe girdi. Bu kanunla birlikte:

Kabotaj Bayramı 2

  • Türkiye kıyılarında ve limanlarında her türlü deniz ticareti, yük ve yolcu taşımacılığı, kılavuzluk, römorkaj (gemi çekme) hizmetleri ile balıkçılık hakkı yalnızca Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına devredildi.
  • Yabancı şirketlerin elindeki liman işletmeleri, tersaneler ve acenteler hızlıca millileştirildi.
  • Ekonomik Bağımsızlık: Deniz ticareti yoluyla ülke dışına akan milyonlarca liralık sermayenin ülke içinde kalması sağlandı. Genç cumhuriyet, denizciliği milli bir sanayi haline getirmek için Seyr-i Sefain İdaresi’ni (ilerleyen yıllarda Denizcilik Bankası ve Deniz Yolları) kurarak modern taşımacılığın temellerini attı.

BAYRAMDAN KÜRESEL BİR GÜCE

1 Temmuz, ilk yıllarından itibaren liman kentlerinde halkın coşkuyla katıldığı "Kabotaj Bayramı" olarak kutlanmaya başlandı. Yıllar içinde bu kutlamalar sadece bir kanunun yıl dönümü olmaktan çıkıp, Türk insanının denizle barışma ritüeline dönüştü.

Kabotaj Bayramı 4

Günümüzde ise kabotaj kavramı, jeopolitik bir vizyon olan "Mavi Vatan" doktriniyle birleşmiştir. 1926'da sadece limanlar arası yük taşımakla başlayan haklarımız; bugün Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki sondaj gemilerimizin sismik araştırmalarından, yerli savunma sanayii ürünü fırkateynlerimize (MİLGEM), deniz altı maden arama haklarımızdan küresel liman işletmeciliğimize kadar devasa bir egemenlik alanını kapsamaktadır.

AZ BİLİNENLER

Yağlı Direk Yarışlarının Gerçek Anlamı

Bugün Kabotaj Bayramı kutlamalarında eğlenceli bir gelenek olarak izlediğimiz "yağlı direkten bayrak alma yarışması", aslında derin bir sembolizm taşır. Ucuna Türk bayrağı bağlanan ve gres yağıyla tescillenen o kaygan direk, kapitülasyonlar döneminde yabancıların elinden geri alınması "imkansız ve çok zor" görünen Türk denizlerini temsil eder. Yarışmacıların zorluklara rağmen o direğin ucundaki bayrağı kapması, Türk denizcisinin egemenliği söküp alışının sivil bir canlandırmasıdır.

UFO'nun Ortaya Çıkışı: Kenneth Arnold Vakası
UFO'nun Ortaya Çıkışı: Kenneth Arnold Vakası
İçeriği Görüntüle

Atatürk’ün Savarona ile Verdiği Mesaj

Mustafa Kemal Atatürk, kabotaj hakkının tam olarak oturtulması ve dünyaya ilan edilmesi konusunda çok hassastı. Ömrünün son döneminde satın alınan ve döneminin en modern yatlarından biri olan Savarona, sadece şahsi bir gemi değil, Türk bayrağının dünya denizlerinde ve boğazlarda ne kadar prestijli dalgalanacağını gösteren diplomatik bir gövde gösterisiydi. Atatürk, birçok yabancı devlet adamını bu gemide ağırlayarak denizlerdeki Türk egemenliğini bizzat tescillemiştir.

Kabotaj Bayramı 1

Kendi Karasularımızda Kaçakçılık Muamelesi

Kanundan önce, Türk balıkçıları veya sünger avcıları, Ege veya Akdeniz'de avlandıklarında yabancı filolar ve onların arkasındaki devletler tarafından "kaçakçılık" veya "sınır ihlali" ile suçlanabiliyordu. Kabotaj Kanunu’nun ilanı, Türk balıkçısının kendi denizinde rızkını ararken tutuklanma korkusunu tamamen bitiren hukuki bir kalkan olmuştur.

İlk Uluslararası Deniz Hukuku Zaferi: Lotus-Bozkurt Davası

Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden hemen sonra, Ağustos 1926'da Ege açıklarında Fransız Lotus gemisi ile Türk Bozkurt kömür gemisi çarpıştı ve 8 Türk denizcisi öldü. Türkiye, Fransız kaptanı İstanbul'da tutuklayınca Fransa ortalığı ayağa kaldırdı ve konuyu Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na taşıdı. Genç Türkiye'yi savunan Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey (Bozkurt), kabotaj ve egemenlik haklarımızı öyle bir savundu ki Lahey'de Fransa'yı dize getirdik. Bu zafer dünya deniz hukuku literatürüne "Bozkurt-Lotus Prensibi" olarak geçti.

Atatürk’ün Denizcilik Vizyonu:

"Denizciliği Türk'ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız..." Bu söz, 100 yıl önce limanlarımızı özgürleştiren iradenin, bugün bizi açık denizlerde küresel bir aktör haline getiren temel vasiyetidir.

Kabotaj Bayramı 3

Kabotaj Kanunu’nun 100. yılı, denizlerimizin sadece birer su kütlesi değil, vatan toprağının ayrılmaz bir parçası ve ekonomik geleceğimizin teminatı olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Barbaros Hayreddin Paşaların mirası, 1 Temmuz 1926'nın hukuki çeliğiyle birleşerek Türk bayrağını dünya denizlerinde sonsuza dek dalgalandırmaya devam edecektir. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramımız kutlu olsun!

Muhabir: Barış Berkant Oğuz