Bundan tam 66 yıl önce bugün, 14 Ekim 1960 sabahı, Marmara Denizi’nin ortasındaki küçücük bir adada, Türk demokrasi tarihinin en tartışmalı, en sancılı ve sonuçları bakımından en trajik mahkemelerinden biri başladı: Yassıada Yargılamaları.

27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle devrilen Demokrat Parti (DP) iktidarının başbakanı Adnan Menderes, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey bürokratlar; etrafı dikenli tellerle çevrili bu adada kurulan "Yüksek Adalet Divanı" önüne çıkarıldı. 11 ay süren, yüzlerce sanığın yargılandığı ve hukukun evrensel ilkelerinin rafa kaldırıldığı bu davalar; Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam sehpasına gönderilmesiyle sonuçlandı.

Türkiye’nin siyasi hafızasında silinmez bir yara açan Yassıada Yargılamaları’nın tarihsel sürecini, arkasındaki nedenleri, alınan hukuki/siyasi kararları, kilit aktörlerini ve tarihin gölgesinde kalmış sarsıcı detaylarını derinlemesine masaya yatırıyoruz.

Burç Yorumları: 13 Ekim Salı Burç Yorumları
Burç Yorumları: 13 Ekim Salı Burç Yorumları
İçeriği Görüntüle

DARBEDEN DİVANA

Yassıada’ya giden yol, 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren tırmanan siyasi gerilim, ekonomik kriz ve kutuplaşma atmosferiyle örüldü:

  • Siyasi Kutuplaşma ve Tahkikat Komisyonu: DP iktidarı ile muhalefetteki CHP arasındaki gerilim, 1950’lerin sonuna doğru tavan yaptı. DP’nin Nisan 1960’ta muhalefeti ve basını incelemek üzere olağanüstü yetkilerle kurduğu Tahkikat Komisyonu, diktatörlükleşme iddialarını tetikledi ve üniversite öğrencilerinin sokağa dökülmesine yol açtı.

  • 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi: Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki "Milli Birlik Komitesi" (MBK) adını taşıyan cuntacı subay grubu, 27 Mayıs 1960 sabahı yönetime el koydu. Anayasa ve TBMM lağvedildi, hükümet üyeleri ve DP milletvekilleri tutuklandı.

  • Adaya Hapsetme: Tutuklanan yaklaşık 600 kişilik DP kadrosu, güvenlik gerekçesiyle ve dış dünyadan tamamen izole edilmek amacıyla Marmara’daki Yassıada’ya götürüldü.

27 Mayıs 3

GARİP DAVALAR VE MAHKUMİYETLER

Yassıada’da kurulan Yüksek Adalet Divanı, 14 Ekim 1960 ile 15 Eylül 1961 tarihleri arasında 19 ayrı dava dosyasını birleştirerek görüştü. Ancak bu davaların bir kısmı, devlete ihanet veya anayasayı ihlal gibi ağır iddiaların yanında, sanıkları itibarsızlaştırmaya yönelik garip iddialardan oluşuyordu:

  • Bebek Davası: Adnan Menderes’in opera sanatçısı Ayhan Aydan ile olan birlikteliğinden doğan bebeğini öldürttüğü iddiasıyla açıldı. Menderes bu davadan beraat etti; Ayhan Aydan’ın mahkemedeki dik duruşu ve aşkına sahip çıkışı Menderes’i halk nezdinde akladı.

  • Köpek Davası: Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın, Afganistan Kralı tarafından kendisine hediye edilen bir köpeği Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi’ne fahiş fiyatla sattığı iddiasıyla açılan davaydı. Bayar bu davadan suçlu bulundu.

  • Anayasayı İhlal Davası: Temel dava dosyasıydı. DP iktidarının 1950–1960 arasındaki tüm yasama ve yürütme faaliyetleri "Anayasa'yı çiğnemek ve diktatörlük kurmak" suçlamasıyla yargılandı.

KANLI KARARLAR VE İNFAZLAR

15 Eylül 1961’de kararlar açıklandı:

27 Mayıs 4

  • Yüksek Adalet Divanı, 15 sanık hakkında idam kararı verdi.

  • Aralarında Celal Bayar’ın da bulunduğu 12 kişinin idam cezası, Milli Birlik Komitesi tarafından müebbete veya hapis cezasına çevrildi.

  • Ancak Komite, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan hakkındaki idam cezalarını onayladı.

16 Eylül 1961 sabaha karşı Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan İmralı Adası'nda idam edildi. Hücresinde intihar girişiminde bulunan ve ölümden dönen Adnan Menderes ise, hastaneden apar topar çıkarılıp mide yıkamasının ardından 17 Eylül 1961 günü öğle saatlerinde İmralı’da darağacına gönderildi.

AZ BİLİNENLER

Menderes'in İdam Edilmeden Önceki İntihar Girişimi

Menderes, kararların açıklanacağı gün hücresinde biriktirdiği uyku haplarını (Meprobamat) içerek intihar teşebbüsünde bulundu. Derin bir komaya giren Menderes, kararlar okunurken salonda yer alamadı. Tıbben komadaki bir insanın infaz edilmesi yasadışı olduğu için doktorlar komiteden gelen ağır baskıyla Menderes'i serumlarla iyileştirmeye çalıştı. Menderes hafifçe kendine gelir gelmez "sağlamdır" raporu verilerek adadan alınıp apar topar İmralı’ya götürüldü.

Fatin Rüştü Zorlu'nun İnfaz Sehpasına Kendi Çıkışı

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Yassıada yargılamaları boyunca gösterdiği vakur duruşla dikkat çekti. İdam sehpasında infaz memurlarına izin vermeyerek, sandalyesini bizzat kendisi tekmeledi ve "Allah vatanı korusun" diyerek hayata veda etti.

27 Mayıs 2

İdam Masraflarının Aileden İstenmesi

İnfazların ardından yaşanan en büyük vicdan yaralanmalarından biri de bütçe detayıydı. Cunta yönetimi, Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idam edilirken kullanılan cellat parasını, ip parasını ve son yemek masraflarını ailelerine fatura etti ve bu parayı eşlerinden tahsil etti. Menderes'in evinin kapısına idam ilanı asıldı.

Yassıada'nın "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" Dönüşümü

Yıllarca askeri bölge ve hapishane olarak kalan, Türk demokrasi tarihinin bu karanlık simgesi Yassıada; 2020 yılında tescilli yapısı değiştirilerek restore edildi ve "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" adıyla bir müze ve kongre merkezine dönüştürüldü. 1990 yılında ise TBMM tarafından çıkarılan özel kanunla Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın itibarları iade edildi ve naaşları Anıtmezar'a taşındı.

Adnan Menderes'in İdam Edilmeden Önce Yazdığı Son Mektuptan: "Sizlere dargın değilim. Sizin ve diğer kadronun uğradığı gazaba uğramamak için Allah'a dua ediyorum. Hayata veda ettiğim şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim."

Yassıada Yargılamaları; hukukun siyasete alet edildiğinde ne kadar acımasız bir infaz mekanizmasına dönüşebileceğinin, darbe kültürünün bir ülkeye ödettiği ağır faturanın ve Türk demokrasisinin kanlı bir dersle yüzleştiği utanç vesikasıdır.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz