Türk tarihinin en kritik eşiği olan Kurtuluş Savaşı yıllarında, Ankara’daki milli şahlanışın karşısında İstanbul hükümetlerinin en tartışmalı ismi olarak duran Damat Ferit Paşa, vefatının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hala "teslimiyetçilik" ve "saray siyaseti" denilince akla gelen ilk figür olmaya devam ediyor.
SARAY YOLUNDA BİR DİPLOMAT
1853 yılında İstanbul’da doğan Mehmed Ferit, Karadağ asıllı bir ailenin oğluydu. Babası Şura-yı Devlet üyelerinden İzzet Efendi’ydi.
- Eğitimi ve Kariyeri: Fransızca, İngilizce ve Arapçaya hakim olan Ferit, Berlin, Paris ve Londra gibi Avrupa başkentlerinde sefaret katipliği yaptı. Bu dönem, onun "Anglofil" (İngiliz hayranı) fikirlerinin temelini attı.
- Saray Bağlantısı: 1886 yılında Sultan Abdülmecid’in kızı Mediha Sultan ile evlenerek "Damat" unvanını aldı. Bu evlilik, ona Osmanlı siyasetinin en üst basamaklarına tırmanacak kapıyı açtı. Ancak kibirli ve aristokrat tavırları nedeniyle döneminde "küçük dağları ben yarattım" imajıyla tanınırdı.
İNGİLİZ HİMAYESİ ALTINDA İKTİDAR
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İttihat ve Terakki liderlerinin kaçmasıyla doğan otorite boşluğunda, Damat Ferit 4 Mart 1919'da ilk kez sadrazamlık koltuğuna oturdu.
- Siyaseti ve Düşünceleri: Ferit Paşa, Osmanlı Devleti’nin kurtuluşunun ancak ve ancak İngiliz himayesi (mandası) ile mümkün olacağına inanıyordu. Ona göre direniş boşunaydı ve itilaf devletlerini kızdırmamak gerekiyordu.
- Hürriyet ve İtilaf Fırkası: İttihatçıların amansız düşmanı olan bu partinin en güçlü destekçisiydi.
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ KARŞITLIĞI
Damat Ferit'in toplam 5 kez kurduğu hükümetlerin ana hedefi, Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlayan Kuvayı Milliye hareketini bastırmaktı.
- Fetvalar ve İdam Kararları: Şeyhülislam Dürrizade kanalıyla Milli Mücadele'ye katılanların "asi" olduğuna dair fetvalar çıkarttı. Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında gıyabi idam kararları imzalattı.
- İç İsyanlar: Anzavur Ayaklanması ve Kuva-yı İnzibatiye (Halifelik Ordusu) gibi yapıları Anadolu'nun üzerine göndererek bir iç savaşın fitilini ateşledi.
- Sevr Antlaşması: Türk tarihinin en ağır şartlarını içeren Sevr Antlaşması'nı imzalayan heyetin arkasındaki asıl irade oydu. Bu imza, onun halk nezdindeki meşruiyetini tamamen bitirdi.
NİCE SOKAKLARINDA SOĞUK BİR ÖLÜM
Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanacağı kesinleşince, Damat Ferit Paşa için İstanbul artık güvenli bir yer değildi.
- Kaçış: 21 Eylül 1922'de, Büyük Taarruz'un başarısından kısa süre sonra bir İngiliz gemisiyle gizlice Avrupa'ya kaçtı.
- Ölümü: 6 Ekim 1923’te, yani İstanbul’un kurtuluşundan tam bir yıl sonra, Fransa’nın Nice kentinde kanserden öldü. Mezarı bugün Lübnan’da, Sur kenti yakınlarındaki bir aile kabristanındadır.
AZ BİLİNENLER
- "İngiliz’den Daha İngiliz": Ferit Paşa, Londra'da görev yaptığı yıllarda İngiliz yaşam tarzına o kadar hayran kalmıştı ki, evinde İngiliz uşaklar çalıştırır ve her öğleden sonra "5 çayı" geleneğini sürdürürdü.
- Atatürk ile Görüşme: Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a çıkmadan önce Damat Ferit ile birkaç kez görüşmüştü. Ferit Paşa, başlangıçta Mustafa Kemal'i "uslu durması" için Anadolu'ya gönderdiğini sanmış, ancak daha sonra "En büyük hatam onu Samsun'a göndermekti" demiştir.
- Hazine-i Hassa Tartışması: Damat Ferit'in eşi Mediha Sultan’ın mücevherlerinin, milli mücadele karşıtı operasyonların finansmanında kullanıldığı iddiaları o dönem İstanbul basınında sıkça tartışılmıştır.
- Cenaze Töreni: Kaçak ve sürgün olması nedeniyle cenazesine çok az sayıda kişi katılmış, Osmanlı hanedanının sönük bir vedası olmuştur.
Damat Ferit Paşa, bugün Türk tarih yazımında "Milli Mücadele Karşıtlığı"nın sembolü olarak görülür. Kendi vizyonuna göre "devleti yaşatmak için teslim olmayı" seçmiş, ancak milletin "istiklal" iradesini okuyamamıştır. Onun siyaseti, yıkılmakta olan bir imparatorluğun eski elitlerinin son çaresiz çırpınışı olarak kayıtlara geçmiştir.