1894 yılında İstanbul'da doğan Atay, Türk edebiyatının ve gazeteciliğinin öncü isimlerinden biri oldu. Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı ve Paşa'nın başyazarlığını yaptı.

İLK YAZILARI VE TALAT PAŞA

Atay, ilk yazılarını Servet-i Fünun dergisinin genç yazarlara ayrılan köşesinde yazdı. Daha sonra Tecelli ve Kadın dergilerinde yazmaya devam etti. Orada yazdığı yazılar ile  Cenap Şahabettin ve Ahmet Haşim'den etkilendiği görüldü. 1912 yılından sonra Tanin dergisinde düzyazı yayımlamaya başladı.

1913 yılında Sadaret ve Dahiliye Nazırlığında memuriyet hayatına başladı. O dönemin Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile Bükreş'e giden Atay, Tanin gazetesine röportajlar gönderdi. Atay o dönem Türkçülük ve Türkçecilik akımlarını yazılarında yansıttı.

Paris'in sembolü: Eyfel Kulesi Paris'in sembolü: Eyfel Kulesi

I. DÜNYA SAVAŞI VE CEMAL PAŞA

I. Dünya Savaşı başladıktan sonra yedek subay olarak orduya katıldı. Atay burada Cemal Paşa'nın özel katipliği görevini üstlendi. Suriye ve Filistin'de yer aldığı dönemde ki anılarını Ateş ve Güneş kitabında topladı. Cemal Paşa'nın Bahriye Nazırı olarak atanmasından sonra Kalemi Mahsusa müdür yardımcılığına getirildi. 

1918’de Ali Naci, Necmettin Sadık ve Kazım Şinasi ile birlikte Akşam gazetesini kurdu.

MUSTAFA KEMAL PAŞA İLE TANIŞMA VE KURTULUŞ SAVAŞI

Kurdukları Akşam gazetesinde Kurtuluş Savaşını destekleyen yazılar yazması sonucu, Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından kurulan ve halk arasında 'Kürt Nemrut Mustafa Divanı' olarak adlandırılan mahkemede idam istemiyle yargılandı. İkinci İnönü Muharebesi sonucu mahkeme tutum değiştirince serbest bırakıldı. Kurtuluş Savaşı destekleyen yazılarına devam etti. 1922'in Eylül'ünde Anadolu'ya geçen Atay, İzmir'in Kurtuluşundan sonra Yakup Kadri ile birlikte oraya gitti. İzmir'de Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Atay kısa sürede Paşa'nın yakın çevresine dahil oldu. Mustafa Kemal Paşa'nın ölümüne kadar onun başyazarlığını yaptı. 'Çankaya' adlı eseri ile ünlendi. Savaşın ardından "Tetkik-i Mezalim Heyeti"ne Halide Edip, Yakup Kadri, Mehmet Asım ile birlikte katıldı. Batı Anadolu'yu gezip Yunan ordusunun yakıp yıktığı yerleri not aldı. 

SİYASİ HAYATI

Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılında meclise giren Atay, aralıksız 27 yıl milletvekilliği yaptı. 1934 yılına kadar Bolu daha sonra ise Ankara milletvekilliği yaptı. Atay Bolu'dan Ankara'ya geçmesini ise;

''Ben evvelce Bolu mebusu idim ve o zaman bütün ormanların tahrip edilme devri idi. İntihap dairemden her dönüşte ormanları müdafaa eder, şiddetli tedbirler isterdim. Hâlbuki Bolu'nun nüfuzluları hatta eski baltalık usulüne alışan köylüleri, bu disiplinlerin aleyhinde idiler. Nihayet, 'Bu adam bizim değil, ormanların vekili!' diye şikâyetlerini sıklaştırmışlar. Bir intihap devresinde Atatürk, 'Onu ağaçsız bir yerden mebus yapalım!' demiş. O zamandan beri Ankara mebusuyum.'' ifadesiyle açıkladı.

Milletvekilliği yaptığı yıllarda yazarlığı bırakmadı. Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet gibi gazetelerde Atatürk Devrimlerini ve Batılılaşmayı savundu. Yeni Türk Alfabesinin hazırlanışında yer aldı. Atay, Ulus gazetesinde başyazarlık yaptığı dönemde Ankara Şehir Planlama Komisyonunda üyelik ve İmar Komisyonunda başkanlık yaptı. 

Çok Partili hayata geçilmesinden sonra '1950-1960 tehlikesine' dikkat çekti. Demokrat Parti iktidara geçtikten sonra 'Dünya' gazetesini kurarak Atatürk Devrimlerini savundu ve iktidara karşı muhalefet yaptı. 1960 yılında darbeyi destekledi fakat darbe sonrası yapılan uygulamaları ''Arap soluna sapmak'' olarak nitelendirerek eleştirdi. 1960 ve 1970 yılları arasında siyasileri eleştiren yazılar yazdı. Bülent Ecevit'in 'Orta'nın Solu' kavramına karşı çıktı. 1971 yılında yükselen anarşizmi eleştirdi ve Deniz Gezmiş ile arkadaşları için; 

''Her zaman bir aşiretten cihangirane bir devlet çıkaramayız ya. Ama ilhamımıza sınır yoktur: Bu defa da banka soyguncusu hayduttan bir kahraman çıkardık. Solların dilinde, eski Çakırcalı gibi destan kahramanı olmuştur. Ama Çakırcalı sonunda bacaklarından baş aşağı asılmıştır. Kanlı eşkıyaların el üstünde tutulduğunu da görecekmişiz! Yazık üniversiteler için harcadığımız on milyonlarca liraya! Eşkıya yetiştirmek için üniversite kurmaya ne lüzum var? Onları dağ da yetiştirir!" ifadelerine yer verdiği bir eleştirisi yazısı yayımladı. 

ÖLÜMÜ VE MİRASI

Atatürk’ün çok yakınında bulunması ve önemli olaylara tanıklık etmesi yapıtlarına ayrı bir önem kazandırdı. Atay, gezi yazılarını ve anılarını topladığı kitaplarıyla cumhuriyet döneminde bu türlerin ilk özgün örneklerini verdi. Özellikle gezdiği ülkelerde yaptığı geziler ve bu gezileri kitaplaştırması dikkat çekti. Atay; sağlam, çekici anlatımı ve duru Türkçesiyle basının en usta kalemlerinden biriydi. Türkçeyi süssüz, sanatsız ama etkin kullanmayı amaçladı. Siyasi konuları işleyen fıkra ve başyazılarıyla tanınan Atay; gezi, anı, makale ve sohbet türlerinde birçok kitap yayımladı.

20 Mart 1971 Cumartesi günü saat 20.40'ta kalp krizi geçirerek öldü. Ölümü TRT'nin haber bültenlerinde yer aldığında okurları ve hayranları telefon ve telgraf aracılığıyla ve bizzat Dünya gazetesine giderek üzüntülerini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel başsağlığı mesajları yayımladı. Arkadaşı Yakup Kadri Karaosmanoğlu, "Kurtuluş ve devrim mücadelesi arkadaşım Falih Rıfkı, ölümüyle yalnız Dünya gazetesi için doldurulması güç bir boşluk bırakmayacak, aynı zamanda eşsiz bir kalem kahramanı olarak da bütün Türk basınında eksikliğini daima hissettirecektir." ifadelerini kullandı.

23 Mart 1971 Salı günü yapılan törenle Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Cenazesine eşi ve ailesi, Devlet Bakanı Turhan Bilgin, İstanbul Valisi Vefa Poyraz, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Faik Türün, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Bülend Ulusu ve diğer bazı komutanlar, Basın-Yayın Umum Müdürü, İstanbul Cumhuriyet Savcısı, İstanbul Emniyet Müdürü, Türk Hava Yolları Umum Müdürü ve diğer askerî ve sivil kanat katıldı. Törende binleri bulan bir halk kalabalığı da yer aldı.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz