Türk Deniz Kuvvetleri tarihinin en acı kayıplarından biri olan Atılay Faciası'nı anıyoruz.
14 Temmuz 1942 tarihinde Gölcük açıklarında yaşanan bu trajik olayda, İkinci Dünya Savaşı'nın tüm dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemde, bir eğitim dalışı sırasında batarak 39 mürettebatına mezar olan TCG Atılay denizaltısı, geride birçok soru işareti ve acı bir miras bıraktı.
Bu trajik olayın tarihi süreci, az bilinen detayları ve ilginç yönleri, Türk denizcilik tarihinin hüzünlü sayfalarını aralıyor.
GÖLCÜK'TE EĞİTİM DALIŞI
Atılay denizaltısı, 1937 yılında Almanya'da inşa edilen, modern ve dönemin ileri teknolojisine sahip bir denizaltıydı.
Türk Donanması'nın envanterine katıldıktan sonra, özellikle İkinci Dünya Savaşı'nın başlarında Akdeniz'deki gerilimli sularda önemli görevler üstlenmişti.
Facia, bir eğitim dalışı sırasında meydana geldi.
- 14 Temmuz 1942 Sabahı: Yaz aylarının sıcak bir günüydü. TCG Atılay, rutin bir eğitim dalışı için Gölcük Tersanesi açıklarındaki denize açıldı. Denizaltının komutanı Deniz Yüzbaşı Sait Şevket idi ve mürettebat, genç ve deneyimli denizcilerden oluşuyordu. Amaç, manevra kabiliyetlerini ve acil durum prosedürlerini tatbik etmekti.
- Gizemli Batış Anı: Saatler 14:00 civarını gösterdiğinde, Atılay denizaltısı normal dalışına başladı. Ancak beklenmedik bir anda, denizaltı kontrolden çıktı ve hızla dibe doğru inmeye başladı. Aniden suya gömülen Atılay'dan bir daha haber alınamadı. Kısa süre içinde bölgeye arama kurtarma ekipleri sevk edildi.
Az Bilinen Bir Bilgi: Olay anında yüzeyde bulunan ve Atılay'ın dalışını takip eden bir başka gemiden, denizaltının normal dalış pozisyonundan farklı bir açıyla battığı gözlemlenmiştir.
Bu durum, olayın bir teknik arızadan mı yoksa dış bir etkiden mi kaynaklandığına dair spekülasyonlara yol açmıştır.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI
Denizaltının batışının duyulması üzerine, Gölcük Tersanesi ve çevresindeki tüm imkanlar seferber edildi. Ancak dönemin kısıtlı teknolojik imkanları, arama kurtarma çalışmalarını oldukça zorlaştırıyordu.
- İlk Müdahale ve Sınırlı İmkanlar: Olay yerine hızla dalgıç ekipleri ve kurtarma gemileri gönderildi. Ancak denizaltının battığı derinlik (yaklaşık 70-80 metre), o dönemin şartlarında kurtarma operasyonlarını oldukça güçleştiriyordu. Kurtarma araçları yetersizdi, batık gemiye ulaşmak ve içerideki mürettebatla temas kurmak neredeyse imkansızdı.
- Umutsuz Bekleyiş ve Yardım Çağrıları: Günler süren arama çalışmaları sırasında, batık denizaltıdan herhangi bir yaşam belirtisi alınamadı. Mürettebatın aileleri ve Türk kamuoyu, umutsuz bir bekleyiş içindeydi. Uluslararası arenada da yardım çağrıları yapıldı, ancak somut bir destek sağlanamadı.
İlginç Bir Bilgi: Facianın hemen ardından, İngiliz ve Alman uzmanların yardımı talep edilmiş, hatta Sovyetler Birliği'nden de yardım istenmiştir.
Ancak savaş koşulları ve teknik yetersizlikler nedeniyle bu yardımlar ya gecikmiş ya da yeterli olamamıştır. Bazı rivayetlere göre, batık denizaltıdan dışarıya vurulan seslerin olduğu iddia edilmiş ancak bu doğrulanmamıştır.
- Şehit Olan Mürettebat: Atılay Faciası'nda, Komutan Deniz Yüzbaşı Sait Şevket ile birlikte toplam 39 denizci şehit oldu. Bu kayıp, Türk Donanması için büyük bir darbe oldu ve ülkeyi yasa boğdu. Şehitlerin isimleri, Türk denizcilik tarihine acı bir şekilde kazındı.
NEDEN BATTI? BİLİNMEYEN GERÇEKLER
Atılay Faciası'nın kesin nedeni, günümüze kadar tam olarak aydınlatılamamış, çeşitli spekülasyonlara ve teorilere yol açmıştır.
- Resmi Raporlar ve Teknik Arıza İhtimali: Olay sonrası yapılan resmi incelemelerde, denizaltının teknik bir arıza nedeniyle battığı yönünde bulgular öne sürülmüştür. Özellikle dalış mekanizmalarında veya basınç valflerinde meydana gelen bir arızanın, denizaltının kontrolsüz bir şekilde batmasına neden olabileceği düşünülmüştür. Denizaltının su alması ve dengesini kaybetmesi, en güçlü ihtimaller arasındadır.
- Mayına Çarpma İhtimali ve Savaş Koşulları: Facianın yaşandığı dönem, İkinci Dünya Savaşı'nın tüm şiddetiyle sürdüğü bir zamandı. Karadeniz ve Marmara Denizi'nde mayınların bulunma olasılığı yüksekti. Bu nedenle, Atılay'ın bir mayına çarparak batmış olabileceği teorisi de güçlü bir şekilde dile getirilmiştir. Ancak bu konuda somut bir kanıt bulunamamıştır.
- "Dost Ateşi" ve Gizli Belgeler: En az bilinen ve en çok tartışılan iddialardan biri ise, Atılay'ın bir "dost ateşi" sonucu batmış olabileceğidir. Özellikle Sovyet denizaltıları tarafından yanlışlıkla vurulmuş olabileceği veya dönemin karmaşık savaş ilişkileri içinde farklı güçlerin etkisiyle batırılmış olabileceği yönünde bazı spekülasyonlar yapılmıştır. Ancak bu iddialar, resmi olarak hiçbir zaman doğrulanmamıştır ve olayla ilgili belgelerin tam olarak açıklanmaması, bu tür teorilerin canlı kalmasına neden olmuştur.
Az Bilinen Bir Bilgi: Facianın ardından, olayın kesin nedenine ilişkin soruşturma raporları ve bazı belgeler, devlet sırrı olarak uzun yıllar kamuoyundan gizli tutulmuştur.
Bu gizlilik, facianın ardındaki gerçeklerin tam olarak aydınlatılamamasına ve komplo teorilerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
DENİZCİLİĞE ETKİSİ VE MİRASI
Atılay Faciası, Türk Deniz Kuvvetleri'nde denizaltı eğitimleri ve güvenlik protokolleri üzerinde derin etkiler bıraktı.
- Güvenlik Protokollerinin Geliştirilmesi: Bu trajik olay, denizaltı operasyonlarında güvenlik protokollerinin daha da sıkılaştırılmasına, eğitimlerin gözden geçirilmesine ve acil durum senaryolarına yönelik hazırlıkların artırılmasına yol açtı.
- Şehitlerin Anılması: TCG Atılay'da şehit olan 39 mürettebat, her yıl 14 Temmuz'da düzenlenen törenlerle anılır. Gölcük Donanma Komutanlığı'nda ve Denizaltı Eğitim Merkezi'nde şehitlerin anısına anıtlar bulunur. Onların fedakarlıkları, Türk denizcilik tarihine altın harflerle yazılmıştır.
- Denizaltının Bulunması: Facia üzerinden yıllar geçtikten sonra, 2011 yılında batık Atılay denizaltısının tam yeri, araştırmacı dalgıçlar tarafından tespit edildi. Batık, Gölcük açıklarında yaklaşık 70 metre derinlikte bulunuyor ve denizcilik tarihinin hüzünlü bir anıtı olarak sessiz derinliklerde yatmaya devam ediyor.
Atılay Faciası, Türk denizcilik tarihinin en acı sayfalarından biri olmanın yanı sıra, savaşın gölgesinde yaşanan insanlık dramlarının ve gizemli olayların da bir simgesidir.
39 denizcinin hayatını kaybettiği bu trajedi, hem tarihimizin bir parçası hem de gelecekte benzer acıların yaşanmaması için bir uyarı niteliğindedir.