Sinema dünyası, bugün kullandığımız VR gözlüklerden devasa IMAX ekranlarına kadar uzanan teknolojik yolculuğunda pek çok duraktan geçti.
Ancak bu duraklardan biri var ki, hem izleyicinin derinlik algısını sonsuza dek değiştirdi hem de korku sinemasına yeni bir boyut kazandırdı.
1953 yılında vizyona giren ve Türkiye’de "Mumyalar Müzesi" adıyla bilinen orijinal ismiyle House of Wax, büyük bir stüdyonun (Warner Bros.) imzasını taşıyan ilk renkli ve 3D (üç boyutlu) uzun metrajlı film olarak tarihe geçti.
TELEVİZYONA KARŞI BÜYÜK TAARUZ
1950'lerin başında sinema endüstrisi ciddi bir krizle karşı karşıyaydı: Televizyon. İnsanlar artık evlerinde oturdukları yerden film ve program izleyebiliyordu. Hollywood stüdyoları, insanları yeniden koltuklarından kaldırıp sinema salonlarına çekmek için televizyonun sunamayacağı bir "deneyim" yaratmak zorundaydı.
Warner Bros. bu noktada risk alarak "Stereofonik" ses ve "Natural Vision 3D" teknolojisini birleştiren büyük bütçeli bir korku filmi projesine onay verdi. Hedef, seyirciye perdenin içindeymiş hissi vererek onları büyülemekti.
MUMYALAR MÜZESİ
Film, 1933 yapımı Mystery of the Wax Museum filminin yeniden çevrimidir. Başrolde, bu filmle korku ikonuna dönüşecek olan Vincent Price yer alır.
- Hikâye: Yetenekli balmumu heykeltıraşı Profesör Henry Jarrod, ortağının sigorta parası almak için müzesini yakması sonucu ağır yaralanır ve eserleri kül olur. Herkes öldüğünü sanırken, yıllar sonra tekerlekli sandalyede geri döner ve yeni bir müze açar.
- Korkunç Gerçek: Yeni müzedeki balmumu heykeller o kadar gerçektir ki, şehirden kaybolan insanların aslında Profesörün kurbanları olduğu ve üzerlerinin balmumuyla kaplanarak sergilendiği ortaya çıkar.
3 BOYUT NEDİR?
Sinemada 3D teknolojisi, temelde insan gözünün çalışma prensibini taklit eder. Buna Stereoskopi denir.
- Derinlik Algısı: İnsan gözleri birbirinden birkaç santimetre uzakta olduğu için dünyayı iki farklı açıdan görür. Beyin bu iki görüntüyü birleştirerek derinlik algısını oluşturur.
- Sinemada Uygulama: 3D çekimlerde iki farklı kamera (sol ve sağ gözü temsil edecek şekilde) aynı sahneyi çeker. Projeksiyon cihazı bu iki görüntüyü perdeye üst üste yansıtır. Seyircinin taktığı özel polarize gözlükler, sol gözün sadece sol görüntüyü, sağ gözün ise sağ görüntüyü görmesini sağlar. Böylece düz perde üzerinde derinlik oluşur.
YAPILIŞ SÜRECİ
House of Wax, sadece 28 gün gibi kısa bir sürede çekildi. Ancak etkisi devasa oldu:
|
Alan |
Etkisi ve Sonucu |
|
Gişe Başarısı |
1 milyon dolarlık bütçesine karşılık 23 milyon dolardan fazla kazanç elde etti. 1953'ün en çok izlenen filmlerinden biri oldu. |
|
3D Çılgınlığı |
Filmin başarısı, Hollywood'da "3D'nin Altın Çağı"nı başlattı. Peş peşe onlarca üç boyutlu film çekildi. |
|
Vincent Price'ın Doğuşu |
Karizmatik sesi ve oyunculuğuyla Vincent Price, korku sinemasının en büyük yıldızı haline geldi. |
AZ BİLİNENLER
Filmin arkasında, ironilerle dolu ve oldukça şaşırtıcı detaylar gizli:
- "Derinliği Göremeyen Yönetmen": Filmin en büyük ironisi, tarihin en başarılı 3D filmlerinden birini çeken yönetmen Andre De Toth'un tek gözünün kör olmasıdır. De Toth, derinlik algısına sahip olmadığı için çektiği filmin üç boyutlu etkisini hayatı boyunca hiçbir zaman görememiştir!
- Charles Bronson Detayı: Henüz ünlü bir aksiyon yıldızı olmayan genç Charles Bronson, Profesör Jarrod'ın dilsiz yardımcısı "Igor" rolünde kariyerinin ilk önemli çıkışlarından birini bu filmde yapmıştır.
- Masa Tenisi Sahnesi: Filmin başında seyircinin yüzüne doğru masa tenisi topu fırlatılan bir sahne vardır. Bu sahne, sırf seyirciye "Bakın, nesneler ekranın dışına çıkıyor!" dedirtmek ve 3D teknolojisini pazarlamak için hikâyeye sonradan eklenmiştir.
- Gerçekçi Yangın: Müzenin yanma sahnesi çekilirken set kazara gerçekten kontrolden çıkmış ve oyuncular (özellikle Vincent Price) ciddi yanma tehlikesi atlatmıştır. Perdedeki o korku dolu anların bir kısmı gerçektir.
Mumyalar Müzesi, her ne kadar 3D teknolojisi sonraki yıllarda popülerliğini yitirip tekrar kazanan bir döngüye girse de (Avatar gibi), sinemanın "hissedilebilir" bir sanat dalı olması yolunda atılan en cesur adımdı.