Almanya'ya işçi olarak giden bir ailenin acıklı hikayesinin anlatıldığı ''Dört Kapının Arkası'' geçtiğimiz aylarda yayımlanarak okuyucuların takdirine sunuldu. Kitabın yazarı Hatun Arslan gazetemize konuştu.
'YAŞANMIŞLIKLARA GÖZ YUMAMADIM''
Hatun Arslan aslen Giresun-Tirebolulu ve iki çocuk annesi bir yazar. Yazarlığa ilkokul yıllarında öğretmenin teşviki ile başladı.

Arslan Almanya'ya gidiş hikayesini, ''İlkokul ikinci sınıf bittiğinde yaz tatilinde iki erkek kardeşim ile ailemizin yanına Almanya'ya gittik.
12. sınıfa kadar okula orada devam ettim, sonra çalışma hayatına atıldım. Her ülkeden insanlarla tanışıp çoğu ile arkadaş olduk. Onlarla biz Türklerin yaşantıları hemen hemen aynıydı.
Yalnızca ortak pazara üye olan ülkelerin vatandaşları kısmen daha rahattı. Evlendikten bir kaç yıl sonra eşim Türkiye'ye dönelim dedi. 14 yıl sonra ben de seve seve döndük. Her zaman da (İyi ki de dönmüşüz) diyorum'' diye anlattı.
Arslan kitabın yazılma hazırlığında ise, ''Daha okul bitmeden bir roman yazma deneyimim oldu. Aradan yıllar geçti 1984 yılında eşimle Türkiye'ye dönüş yaptık. Ardından çocukken gittiğim Almanya'da duyduğum, fark ettiğim şahit olduklarım, bir dolu yaşanmışlıklara göz yumamadım ve onları bir kaç aileye paylaştırarak bu hikâyeyi yazmaya karar verdim. Dört kapının arkası da (rahmetli ailem altmış sekizlerde demiryoluyla gitmişlerdi, babam giderken dört gümrük kapısından geçtiklerini anlatırdı) bende o kapıların arkasında ki Almanya'da yaşanan hikâyeye uygun buldum'' dedi.
KARAKTERLİN KÖKENİ
Hatun Arslan 5 kişiden oluşan bu ailenin kökenini, ''O dönemler Almanya'nın çalıştırmak için yabancı işçi davetini duyanlar akın akın gitmeye başlamışlardı. Onlardan bir aile oluşturdum. Bu beş çocuklu aile de baba hariç Almanya'ya gider sonra aralarında çatışmalar çatlaklar oluşur sonra da oraya ne amaçla gittiklerini unutup ne hale geldikleriyle yüzleşirler kısaca milyonlarca vatandaşlarımızın sadece birinin hikayesi denebilir'' diyerek anlattı.

Arslan ayrıca, ''Karakterler hayal ürünü tek gerçek kahramanım da benim gibi on bir yaşında Almanya'ya gitmesi ve ilk uçakla giderken yaşamış olduğu duygular da benim hissettiklerim. Diğer yaşanmışlıkların çoğu gerçek kesitlerin birer birleşimi'' dedi.
OKUYUCULARDAN ÖVGÜ
Arslan okuyuculardan pozitif yorumlar aldığını belirterek, ''Okuyuculardan çok güzel yorumlar almaktayım. İlk kitabım olmasına rağmen çok güç alıyorum olumlu yorumları için hepsine sonsuz teşekkürler'' dedi.
'HEPSİ İDOLÜM'
Hatun Arslan hangi yazarları idol aldığı sorusuna, ''Aslında yerli, yabancı yazarların hepsi bence birer idollerdir hangisinin kitabını okusam mutlaka çok şey alıyorum hepsine sonsuz saygı duyuyorum'' diyerek cevapladı.
YENİ PROJELER YOLDA
Hatun Arslan şu an elinde iki bitmiş roman daha olduğunu belirterek, ''Şu an zaten iki bitmiş kitap var birde üstte de yazdığım ilk deneme romanım (dikensiz gül) var onu Türkiye'ye geldiğimizde güvendiğimiz bir prodüktöre kaptırmıştık ama el yazımla olan defterler hâlâ bende onu da tekrar güncelleyip çıkartmayı düşünüyorum'' dedi.

KİTABIN KONUSU
Kitap babaları öldükten sonra Almanya'ya çalışmak için göç eden bir aileyi anlatıyor. Kitabın ana kahramanı olayları gözünden gördüğümüz Nurcan karakteri. Aile Almanya'da para kazanıp tekrardan Türkiye'ye dönme hayali ile gurbete giderken hiç tahmin etmedikleri olaylar başlarına geliyor ve birbirleri ile sınanıyor.





