Burada yaptığı konuşmada Özel, “Hepiniz hoş geldiniz arkadaşlar. Burası Hacıhaliller köyü. Burası benim köyüm. Anneannem bu köyden Manisa’ya ilk gelin giden kız, Sadriye Menemenlioğlu. Buradaki soyadıyla Babacan. Burada Gezekler, Babacanlar hep bizim akrabalarımız. Çocuk yaşlardan yazın hep burada dayım bize traktör kullanmayı öğretti. Burada pamuk ara çapası yaparak, pamuk sulayarak ve üzüm bağlarını sulayarak bu mevsimlerde de üzüm keserek, bunları kurutarak, bunların satılmasına tanıklık ederek geçti hep çocukluğum. Geçtiğimiz günlerde Murat, biraz önce vardı. İlk seçimlerde durmadı arkamda sonra durdu. Murat geçen gün haber yollamış, demiş ki ‘Rize’ye gitti çay üreticisinin sesini duyurdu, Trabzon’da fındık bahçesine girdi, Gaziantep’te fıstığın peşine gitti, geçen sene buğday üreticisi için Trakya’ya gitti. Köyüne gelsin bizim sesimizi duyursun’ demiş. Dedim ki Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen bu konularla yakından ilgileniyorlar. Durumun vahametini arkadaşlar anlattılar. Biz de buraya koştuk, geldik” ifadelerini kullandı.
"Üzümün başkenti memleketimiz Manisa’dır"
Üzüm üreticilerinin sorunlarına değindi, üzüm üretiminde gerileme yaşandığını belirtti. Özel, “Çok özet söyleyeyim. Bu çekirdeksiz yaş üzüm ve bu kurutularak sultaniye üzüm adı altında bazen haksızlık yapılarak İzmir sultanisi diye uluslararası piyasada. Türkiye’de üzümün yüzde 35’i Manisa’da üretilir. Yüzde 10’u Denizli’de, yüzde 10’u Gaziantep e Mardin’de, geri kalan diğer illerde üzüm üretilir. Üzümün başkenti, memleketimiz Manisa’dır, bu Manisa ovasıdır. Burası çok verimli bağları olan ve ülke ekonomisi açısından da ihracat potansiyeli de çok önemli bir yerdir. Son 20 yılda Türkiye’de kendi kendine yetme denilen, yani üretilenin Türkiye’ye yetmesinde yüzde 150’den yüzde 125’e bir gerileme var. Üzüm bağlarında yüzde 25’lik bir gerileme, üzüm üretiminde de yüzde 37’lik bir gerileme var. Yüzde 25’lik gerileme dediğiniz dört bağdan bir tanesi söküldü demektir. Bu bağı dikersiniz, üç yıl verim alınmaz. Ondan sonra bir bağ söküldü mü üç yıl - dört yıl - beş yıl bir zaman kaybedersiniz. O yüzden üzüm üreticisinin bir sene işleri kötü gittiğinde, iki sene kötü gittiğinde doğru bir destekleme ve ona sahip çıkma olmazsa, ülke çok stratejik bir ürününü de kaybedebilir. Bu seneki duruma gelince, kuru üzümün bu yani burada toplanan bu yaş üzüm bu gördüğünüz sergi yerlerinde kurutuluyor. Bu kuru üzümün geçen seneki fiyatı 120 liraydı, bu seneki fiyatı 60 lira, 65 lira, 70 liradan işlem yapılıyor. TARİŞ 80 lira fiyat açıkladı, onu sekiz numara üzüme açıklıyor. Götürdüğünüz üzüme yedi numara dediklerinde 7 lira kesiliyor. Ayrıca biraz önce şikayet edildiği gibi yüzde 10 - 15 - 20 fire kesintisi yapıyorlar ve bir anda üzüm fiyatı 60 liraya kadar geriliyor. Zaten serbest piyasada esas sorun şu anda, Toprak Mahsulleri Ofisi bir fiyat açıklamadığı ve piyasa yapıcı bir fiyat açıklayamadığı için bir avans fiyatı olarak TARİŞ sekiz numaralı üzüme 80 lira gibi bir fiyat açıkladığı için şu anda serbest piyasada 60 - 65 liraya üzüm satılıyor. Kimse şöyle düşünmesin, ‘Satmayın fiyatlar düzelir.’ Bu insanların hepsi bankalara borçlu. Dün okudum, Manisa tarım toprağı olarak, yüzdesel olarak toprakları en çok ipotek altında olan ilmiş. Dün notlarda okuduk. Ve böyle olunca her gün de yüksek faizler işleyeceği için, bir an önce insanlar üzümünü satmak, borcunu kapatmak, faizden kurtulmak istiyorlar. O yüzden Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bir an önce ama bir an önce doğru bir fiyat açıklaması lazım. Bugün üzüm üreticisi ki ziraat odalarının çalışmaları var, üzümün maliyetinin yani bugün verilecek 100 liralık fiyatın üzümün maliyetini kurtardığını söylüyorlar. Para kazanması için en azından geçen seneki 120 liralık fiyatın olması lazım. Geçen seneki 120 liralık fiyat iyiydi, ama üzüm yoktu geçen sene. Rekolte çok düşüktü. Bu sene rekolte iyi ama bu sefer de fiyat çok çok düşük. Bu isyanı duymak için kendi köyümüze geldik, kendi köyümüzde üzüm üreticisinin bu sorunlarını dile getiriyoruz.” diye konuştu.
"Bu hale geldiler"
Özel, üretimin düştüğünü fakat maliyetin bir o kadar arttığını aktardı, “Tabii burada bir yanda TARİŞ’in çok güçsüzleştirilmesi, imkanların ortadan kalkması sorunu da var. Bugün mesela TARİŞ diyor ki ‘80 lira. Bu üzüme 72 lira, kesinti yapıyor.’ Bir de götürdüğünde ürettiğinin yarısını alıyor. Bütün götürdüğün malı da alamıyor. Yine bu sefer tüccarın eline kalıyorsun. Böyle yıllarda geçmişte Doğru Yol Partisi - SHP iktidarında, krizli bir yılda devlet doğrudan üreticiye yapmış olduğu destekleme ile o dönem çok büyük bir krizi önlemişti. Bu dönem hem Toprak Mahsulleri Ofisi’nin iyi fiyat açıklaması, hem de kilo başına doğru bir destekleme fiyatı verilmesi bekleniyor. Normalde genel olarak 10 liralık bir destekleme hep konuşulsa da eğer fiyatlar böyle gidecekse bu sene 40 liralık bir desteklemenin üreticinin sorunlarını ancak ve ancak çözer noktaya gelebileceğini düşünüyoruz. Tabii sorun sadece kuru üzüm piyasasında değil, Manisa’nın çeşitli ilçelerinde örneğin Alaşehir’de yaş üzüm var ve geçen senenin yarı fiyatına satılıyor. Buralarda eğer üzüm bir afet olursa işte yağmur çok yağarsa, sel olur götürürse, şaraplık olarak satılır. O üzümün fiyatı bile geçen sene 20 liraydı, bu sene 10 liraya düşmüş durumda. Şaraplık üzümün fiyatı bile. Sofralık üzümde de kuru üzümde de şaraplık üzümde de geçen senenin yarı fiyatına ürünlerin satılması gibi çok büyük bir sıkıntı var. Oysaki gübre, akaryakıt fiyatları yüzde 60’la yüzde 100 arasında bu üreticinin bütün girdileri ki bir anlatsalar ağlarsınız. Ne girdileri var, ne girdileri var. Şuraya sergiye serilen örtüden, muşambadan tutun; şimdi potasa var mı? Yağ alınıyor, potasa alınıyor, sene içinde çeşit çeşit… Sepet alınıyor ayrı. Sene içinde çeşit çeşit zirai mücadele ilaçları kullanılmak zorunda kalınıyor. Dünya kadar masrafları var ama bütün masraflar yüzde 50-60’la yüzde 90 arası artmışken fiyatın yarı yarıya düşmüş olması taşınılabilir bir durum değildir. Bunu özellikle ifade etmek gerekiyor. Hem bağlar sökülüyor, yüzde 25’ini kaybetmişiz. Hem üretim düşüyor; hem maliyetler artıyor, borçlar artıyor. Tarlalar, bağlar ipotekli. Yani gerçekten içler acısı bir durumla karşı karşıyayız. Çok çarpıcı bir şey söylediler. Hani 20 yıl öncesini zaten mumla arıyoruz da çok çarpıcı bir şey söylediler. Üç yıl önce bir kilo üzüm sattığında 3 litre mazot alıyorlardı. Üç yıl önce, üç yıl önce. Bunu bugün sattığında 1 litre mazot alamıyorsun. Bu hale geldiler, en basit hesap bu. Bunun görülmesi lazım, duyulması lazım. Necdet’in hesaba göre 8 lira daha zam geliyor. Bugün için ilan edildi artık, bu akşam geçecek.” dedi.
"Bu duruma geldik"
Manisa'da katıldığı düğünde yaşadıklarını anlatan Özel, “Bu Hacıhaliller Köyü ile ilgili bir şey daha söyleyeyim. Bu köyden bir düğüne gittim. Manisa’da Alaybey’de bir düğün salonu var ya. Leydi düğün salonu. Düğün sahibi yengenin… Yenge diyoruz biz, akrabalık durumuna göre. 80 yaşında yenge. Yengeye dedim ki ‘Ne yapıyorsun yenge mübarek olsun.’ ‘Ne yapacağız? Düğün yapıyoruz, şu hale bak’ dedi. Bir plastik tabak, içinde iki tane kuru pasta. Böyle bir salladı, çarpışan arabalar gibi birbirine çarpıyor. Sallarken plastik bir bardaktaki limonatayı da döktü yanlışlıkla. ‘Şu hale bak. Düğün yapıyoruz’ dedi. Leydi düğün salonundan nefes alınmıyor, toz kalkmış, kan - ter içinde herkes. Damadı gösteriyor, dedi ki ‘Bunun babasını dört gün bir düğünle evlendirdik biz köyde. Bir dana kestik, her gün bir tane koç kestik. Dört gün; üç gece, dört gün düğün yaptık. Perşembe, cuma, cumartesi, pazar günü ve pazartesi sabaha karşı düğün bitti. Bunun babasını öyle evlendirdik, torununu böyle evlendirdik. Varsa sen hesap et. Bu köyün halinin, Manisa’nın ova köylerinin halinin, üzümcünün halinin, pamukçunun halinin hesabını ona göre siz yapın. Bu duruma geldik. Ümit ediyorum ki sesinizi duyurabilmişizdir. Duyan duyar, duymayana gelecek sene YENİ Parti duymaya, duyurmaya, bu sorunların hepsini çözümeye geliyor inşallah.” dedi.
"Bu arkadaşların hiçbir garantisi yok"
YENİ Parti lideri Özel, gazetecilerin çiftçinin sorunlarının çözümü için partisinin TBMM’deki çalışmalarını sorması üzerine şunları kaydetti:
“Meclis’te söylenen hiçbir şeyi yapmıyorlar arkadaşlar. Onun için YENİ Parti iktidar olacak, kendisi yapacak. Bu çiftçilerin en büyük sıkıntısı borçlar. Banka borçlarının faizlerini bir kereye mahsus sileceğiz. Çiftçinin nerede kullandığı kredi varsa faizini bir kereye mahsus sileceğiz, anaparayı da üç yıla böleceğiz. İşin içinden çıkılamayan durumlar için çiftçilere ikinci bir şans, ikinci bir şans kredisi vereceğiz. Eğer sadece faizlerin affedilip anaparanın bölünmesi çözülüyorsa çözecek. Yoksa bir can suyu kredisi ile… Çünkü burada tulumbanın suyu kaçtı mı ilk önce oraya biraz su dökersin ki su çıksın diye veya bir fide diktin mi can suyu verirsin. Hepten ölmüş olanlara can suyu kredisi vereceğiz. Düzenleyici ve denetleyici kurumların güçlenmesi, bilhassa üretici kooperatiflerinin güçlenmesini sağlayacağız. TARİŞ gibi çiftçinin ortak olduğu yapıları yeniden güçlü hale, piyasa yapıcı hale getireceğiz. Garantili üretim ki buna en uygun ürünlerden bir tanesi de üzümdür. Alım garantili… Bugün yol yapıyorlar, otoyol yaptırıyorlar patronlara. Geçiş garantisi var. Şehir hastanesi var, hasta garantisi var. Havaalanı yaptılar şuraya, uçuş garantisi var. Tünel yapıyorlar, geçiş garantisi var. Bu arkadaşların hiçbir garantisi yok. Bizim iktidarımızda bir kişi bir ürünü yetiştirdiğinde onun devlet tarafından alım garantisi olduğunu bilecek. Zaten Türkiye’de kişi başına nüfusa vurduğunuzda 25 kilo tüketim var, bu değişmez. Bu ürünün fazlası ihracata gidiyor. Türkiye’ye de dünya kadar döviz getiriyor. İhracatçının da desteklenmesi lazım. Elbette tüccarın da desteklenmesi lazım ama esas olarak üreticinin desteklenmesi lazım. Bunun da TARİŞ gibi yapılarla, üretici kooperatifleri ile yapılması gerekiyor.”
"Türkiye’de gıda enflasyonu dünyadaki en yüksek beşinci ülke"
“Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelmeden önce çiftçilerin yaş ortalaması 37’ydi. Şu anda 57 arkadaşlar. 20 yaş yaşlandırdılar çiftçileri. Zaten burada baktığınızda işte en gençleri Murat. Genç çiftçilere sorulduğunda üç çiftçiden iki tanesi ‘Asgari ücretli iş bulup giderim, bir daha bu işi yapmam’ diyormuş. Doğru mu? Böyle bir noktaya getirdiler. Hani beka sorundan herkes çok bahsediyor ya. Bir ülke için en büyük iki tane beka sorunu var. Bir tanesi gıda enflasyonu. Türkiye’de gıda enflasyonu dünyadaki en yüksek beşinci ülke. Arkadaşlar sayıyorum bakın; Ukrayna, bombardıman altında. İran, bombardıman altında. Venezüella başkanını Trump kaçırdı, bir de Güney Sudan, orada da iç savaş var. Sonra en yüksek gıda enflasyonu yüzde 35’le bizde. Avrupa’da kaç? Yıllık gıda enflasyonu yüzde 2.4 Avrupa ortalaması. Türkiye’de 35. Adamlar bize bakıyorlar, bizim ürettiğimiz, ihraç edeceğiz de karınlarını doyuracaklar. Onlarda 2,5, Türkiye’de yüzde 35 gıda enflasyonu var. Bu katlanılabilir bir şey değil. Bir bu sorunu çözmek gerekiyor. Doğru tarım politikalarıyla. Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldı, bu plansızlık ondan. Doğru bir Türkiye Planlama Teşkilatı kuracağız ve burada çalışacağız. İkincisi de gençlerinin umutsuzluğudur. Üç gençten iki tanesi ‘Asgari ücret bulsam ben buradan gidiyorum’ derse artık bundan sonra ne olacak? Yaşlandıklarında, çalışamaz hale geldiklerinde arkadan genç çiftçiler gelmezse üzüme kim bakacak? Kim kesecek? Kim serecek, kim kaldıracak? Bu ülkeyi kim kalkındıracak. O yüzden bu meselelere çok güçlü destek verilmesi gerekiyor. Bu YENİ Parti’nin en güçlü kası, çok kasları var, ama en güçlü kası tarım politikalarına yönelik olandır. O yüzden de böyle pamuk tarlasından yetişmiş, üzüm bağının arasında büyümüş bir Genel Başkan olarak bu sorunu evelallahbiz çözeriz.”




