Uçum, söz konusu imkanların Öcalan’ın süreçteki rolünü daha rahat yerine getirebilmesi amacıyla sağlandığını belirterek, “Hükümlülük statüsü ortadan kalktı” veya “Fiilen serbest bırakıldı” şeklinde bir sonuç çıkarılamayacağını söyledi. Uçum ayrıca 2028 seçimleri, 50+1 kuralı, yeni anayasa ve infaz düzenlemesi hakkında da açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu'nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Uçum, Terörsüz Türkiye sürecinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığına, yeni anayasa çalışmalarından cezaevlerindeki yoğunluğa kadar birçok konuda değerlendirme yaptı.

Terörsüz Türkiye sürecinde tespit aşaması devam ediyor

Terörsüz Türkiye sürecinde silahların bırakılması ve tasfiye sürecinin tamamlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Uçum, bu aşamanın ardından teyit ve ilan sürecine geçileceğini ifade etti.

Uçum, silahların bırakılması, tasfiye sürecinin gerçekleşmesi ve fesih sürecinin tamamlanmasının teyit edileceğini belirterek, bu teyidin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla ilan edileceğini söyledi.

Mevcut durumda tespit aşamasının devam ettiğini aktaran Uçum, teyit ve ilan aşamasının mümkün olması halinde ekim ayında, aksi durumda ise kasım ayında tamamlanmasının beklendiğini dile getirdi.

Uçum, tespit ve teyit aşamalarının en geç 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması gerektiğini belirtti.

“Öcalan’a bu komisyonda bir görev verilecektir”

Abdullah Öcalan'ın statüsü ve İmralı'da inşa edilen konuta ilişkin soruyu da yanıtlayan Uçum, yürütme bünyesinde oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun 4 alt komisyon kurduğunu hatırlattı.

Bu komisyonlardan birinin silahsızlanma ve fesih sürecinin takibiyle ilgili olduğunu belirten Uçum, Öcalan'a bu komisyonda görev verilmesinin muhtemel olduğunu söyledi.

Uçum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Muhtemelen Öcalan'a bu komisyonda bir görev verilecektir. Buradaki statüden kasıt; bekleneni daha iyi yapabilmesi için ona sağlanan bir imkandır. Bu, farklı şekillerde değerlendirilmesi gereken bir durum değildir. Cezaevine bağlı ek bir ünite olarak inşa edilmiş yapı da bu süreçteki rolünü daha rahat yerine getirebilmesi için oluşturulmuş bir imkandır. Bunlardan 'Hükümlülük statüsü ortadan kalktı' şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Bunlardan 'Fiilen serbest bırakıldı' şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.”

“Bu sağlanan bir imtiyaz değildir”

Öcalan'la yürütülen sürecin bir diyalog süreci olduğunu belirten Uçum, hedefin tasfiye sürecinin fiilen tamamlanması ve silahların bırakılmasının gerçekleşmesi olduğunu söyledi.

Uçum, örgütü kuran ve silah kullandıran kişinin, fesih ve silah bırakma sürecinde de muhatap alınmasının tercih edildiğini ifade etti.

Açıklamasını sürdüren Uçum, şöyle konuştu:

“Çünkü Öcalan'la ilgili yürütülen süreç bir diyalog sürecidir. Bu diyalogda hedef bellidir; tasfiye sürecinin fiilen tamamlanması, silahların bırakılmasının tamamlanması. Dolayısıyla orada muhatap odur zaten. Örgütü kim kurduysa, silahı kim kullandırdıysa, fesih edecek olan da, silahı bıraktıracak olan da odur. Öbür türlü devlet bunu güvenlik pratiği ile yapar. Ama bunu bu yöntemle tercih ettiğine göre, o diyalog üzerinden onu yapar.”

Öcalan'ın görevini daha rahat yerine getirebilmesi için bir komisyonda görevlendirilmesi ve çalışma ortamının oluşturulmasının gereklilik olduğunu savunan Uçum, sağlanan imkanların bir imtiyaz olmadığını belirtti.

Uçum, “Diyalogda muhatap aldığı kişinin de bu görevi daha rahat yerine getirebilmesi için bir komisyonda görevlendirilmesi, daha rahat bir çalışma ortamına kavuşturulması bir gerekliliktir. Bu sağlanan bir imtiyaz değildir, tam tersine görevin gerektirdiği bir ortam sağlamaktan ibarettir” dedi.

“Rutin dışı süreçler, rutin dışı yöntemlerle yönetilir”

Terörsüz Türkiye sürecinin olağan bir süreç olmadığını belirten Uçum, bu nedenle rutin yöntemlerin kısıtları üzerinden değerlendirme yapılmaması gerektiğini söyledi.

Uçum, Öcalan'a sağlanacak imkanların hukuka aykırı bir yönü bulunmadığını ifade ederek, söz konusu yaklaşımın silah bırakma ve tasfiye sürecindeki görevlerin yerine getirilmesine yönelik olduğunu dile getirdi.

Uçum, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Bu hukuken resmi bir görev görev değil. Sonuçta komisyonun yapısında her kişiden yararlanmaya ilişkin kanunda bir düzenleme var. Sen bir hükümlü üzerinden bir diyalog yürütüyorsan terör örgütünün tasfiyesine ilişkin, silah bırakmaya ilişkin ona da o süreci ilerletmek için üstlendiği görevleri yerine getirmesi için bir imkan verirsin. Bunun hukuka aykırı bir tarafı yok.”

“Rutin dışı süreçler rutin dışı yöntemlerle yönetilir. Terörsüz Türkiye süreci olağan bir süreç, rutin bir süreç değildir; olağan dışı rutin dışı bir süreçtir. Rutin dışı süreçleri rutin yöntemlerin kısıtları üzerinden ilerletemezsiniz.”

Uçum, olağan süreçlerin bakış açısıyla bu sürece yönelik eleştirilerin ve değerlendirmelerin haksızlık olacağını da sözlerine ekledi.

“Seçim 16 Nisan 2028'de”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı ve seçim takvimine ilişkin soruları da yanıtlayan Uçum, Erdoğan'ın önümüzdeki seçimlerde son kez aday olmasının siyasi olarak gerçekleştiğini söyledi.

Uçum, anayasa gereğince Meclis'in seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son kez aday olabileceğini belirtti. Bu durumu “istisnai adaylık” olarak nitelendiren Uçum, kuralın iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmak olduğunu, ancak burada üçüncü dönem imkanının söz konusu olduğunu ifade etti.

Uçum, Erdoğan'ın adaylığının hukukileştirilmesi için 7 Mayıs 2028'de yapılması planlanan genel seçimlerin erkene alınması gerektiğini belirterek, Meclis'in 2028 yılının mart veya nisan ayında seçim kararı almasının beklendiğini söyledi.

Uçum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Siyasi olarak Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki seçimlerde son kez aday olması gerçekleşmiştir. Bu gerçeği kabul etmek gerekir. Bunun hukuki olarak sürecini tamamlamak gerekir. Anayasamıza göre Meclis seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa cumhurbaşkanı son kez aday olur. Buna 'istisnai adaylık' diyoruz. Kural, 2 dönem cumhurbaşkanlığı yapmaktır. Burada 3'üncü dönem imkanı veriyor.”

Uçum, hiçbir partinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aday olmasına engel olacak bir tutum almayacağını düşündüğünü belirterek, seçimlerin 2028 yılında ve 7 Mayıs'tan kısa bir süre önce yapılacağını öngördüğünü söyledi.

Mehmet Uçum, 9-15 Şubat 2028 tarihleri arasında Meclis'in 360 ve üzeri milletvekiliyle seçimlerin yenilenmesi kararı alması halinde seçimin 16 Nisan 2028'de yapılabileceğini belirtti.

16 Nisan tarihinin sembolik bir değer taşıdığını ifade eden Uçum, 16 Nisan 2017'nin referandumun 11'inci yıl dönümü ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin yıl dönümü olduğunu hatırlattı.

Uçum, 2027 yılının son çeyreğinde seçim yapılma ihtimalini düşük gördüğünü de söyledi.

“50+1 değişme ihtimali olmayan temel bir norm”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uygulanan yüzde 50+1 kuralına ilişkin tartışmaları değerlendiren Uçum, bu kuralın anayasa değişikliği olmadan değiştirilemeyeceğini belirtti.

Mehmet Şimşek'ten Acil Toplantı Kararı!
Mehmet Şimşek'ten Acil Toplantı Kararı!
İçeriği Görüntüle

Uçum, 50+1 sisteminin sosyal ve siyasal yönetim istikrarı sağladığını ifade ederek, kuralın Türkiye toplumunun tamamına hitap etmeyi gerektirdiğini söyledi.

Uçum, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Anayasa değişikliği olmadan 50+1 değişmez. 50+1 bu sistemin temel normudur. 50+1, hem sosyal istikrar, hem siyasal yönetim istikrarı sağlar. 50+1, Türkiye toplumunun tamamına hitap edebilmek demektir. 50+1'le halkın bir sorunu yoktur.”

Siyaset açısından bu konunun tartışma gündeminde yer alabileceğini belirten Uçum, seçim hukuku ve siyasi partiler hukukuna ilişkin değerlendirmelerin de gündeme gelebileceğini söyledi.

Yeni anayasa hazırlığı 29'uncu döneme kalabilir

Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin görüşlerini de paylaşan Uçum, kapsamlı bir anayasa hazırlığının 20-24 aylık bir süre gerektirdiğini belirtti.

Seçimlere yaklaşık 20 ay kaldığını ifade eden Uçum, 1 Ekim'de başlanması halinde dahi kapsamlı bir anayasa hazırlığının mevcut dönemde tamamlanmasının zor olduğunu söyledi.

Uçum, yeni anayasanın 28'inci Yasama Dönemi'nde Meclis'e teklif olarak gelme ihtimalini düşük gördüğünü belirterek, konunun 29'uncu döneme bir taahhüt olarak taşınabileceğini ifade etti.

Uçum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Belki Sayın Cumhurbaşkanımız bu son dönem adaylığında seçime; son derece kapsayıcı, en yüksek desteği alacağı, tüm siyasi partilerin desteğini alacağı, belki de referandumda yüzde 60'ı geçebilecek yeni bir anayasa yapma sürecine öncülük etme vaadiyle girecektir. Yeni anayasa gündemi Türkiye'nin olağan gündemidir. Ancak 28'nci döneme bunun yapılma ihtimalini ben düşük görüyorum.”

Uçum, anayasa yapma hazırlığı için 20-24 aya ihtiyaç olduğunu belirterek, Meclis'in iradesi doğrultusunda bu sürecin gündeme alınabileceğini de söyledi.

“İrade TBMM'dedir. TBMM bunu gündeme alır yapar, buna bir şey demiyorum. Ama olağan şartlar altında bu dönemde yeni anayasa teklif olarak meclise gelmez. 29'uncu döneme bir taahhüt olarak gündemde olur. 29'uncu dönemde Türkiye yeni anayasaya kavuşur, benim öngörüm bu.”

Cezaevlerindeki yoğunluk için infaz düzenlemesi

Cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklu sayısının 440 bini geçtiğini belirten Uçum, cezaevlerinde kalabalıklaşma sorunu yaşandığını söyledi.

Bu sorunun giderilmesine yönelik Adalet Bakanlığı'nın çalışmalar yürüttüğünü aktaran Uçum, Hukuk Politikaları Kurulu ile yapılan çalışmaların da bulunduğunu ifade etti.

Uçum, genel bir infaz hukuku düzenlemesi üzerinde çalışıldığını belirterek, önümüzdeki dönemde infaz hukukuna ilişkin reformcu bir bakış açısıyla yeni bir düzenlemenin gündeme gelebileceğini söyledi.

Kaynak: DHA