Osmanlı İmparatorluğu’nun Mora Eyaleti idari merkezi olan Tripoliçe kentinde 23 Eylül 1821 tarihinde gerçekleşen ve üç gün boyunca aralıksız devam eden katliam, Balkanlar ve Doğu Akdeniz tarihinin en kanlı sayfalarından biridir.
Yunan İsyanı’nın başlangıcında, Theodoros Kolokotronis liderliğindeki çeteler tarafından kuşatılan şehirde, aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 30 binden fazla Türk ve Müslüman nüfus ile binlerce Yahudi sistematik bir şekilde katledilmiştir.
Osmanlı’nın Mora’daki varlığına son veren ve bölgenin demografik yapısını kökten değiştiren bu trajik olay; tarihsel arka planı, aktörleri, Türk dünyasındaki hafıza izleri ve Batılı gözlemcilerin itiraflarıyla tarihteki yerini korumaktadır.
KATLİAMA GİDEN YOL
19. yüzyılın başlarında Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik akımı ve Rusya’nın Balkanlar’daki Ortodoks halkları kışkırtma politikası, Mora Yarımadası’nda büyük bir isyanın zeminini hazırladı. Gizli ihtilal örgütü Filiki Eterya (Dostluk Cemiyeti) önderliğinde Mart 1821’de başlayan Yunan İsyanı, kısa sürede bölgedeki Türk yerleşimlerine yönelik saldırılara dönüştü.
Stratejik Hedef: Mora Eyaleti'nin kalbi ve idari merkezi konumundaki Tripoliçe, çevredeki Türk nüfusun sığındığı ana kale haline gelmişti. İsyanın başarısı için şehrin düşürülmesi Yunan çeteleri açısından hayati görülüyordu.
Ağır Kuşatma (İlkbahar – Sonbahar 1821): Mayıs 1821'de başlayan kuşatma boyunca şehre gıda ve su girişi tamamen kesildi. Çevre köylerden kaçanlarla birlikte nüfusu 35-40 bine ulaşan Tripoliçe’de açlık ve salgın hastalıklar baş gösterdi.
Etnik Temizlik Amacı: İsyancıların temel stratejisi, Yunanistan bağımsızlık mücadelesi verirken geride hiçbir Müslüman ve Türk nüfusu bırakmamak üzerine kurulmuştu.
ŞEHİRN DÜŞÜŞÜ VE DEHŞET GÜNLERİ
Eylül ayı ortalarında şehirdeki Osmanlı idarecileri ile Yunan çete liderleri arasında teslim müzakereleri yürütüldü. Ancak 23 Eylül 1821 Cuma günü, savunma hattının zayıflaması ve sur kapılarının açılmasıyla binlerce armed isyancı şehre akın etti.
Üç gün üç gece süren katliam boyunca: Cinsiyet ve yaş ayrımı gözetilmeksizin sivil halk kılıçtan geçirildi, işkenceye uğradı ve evler yağmalandı.
Şehirde yaşayan yaklaşık 2.000 kişilik Yahudi cemaati de Türklerle aynı kaderi paylaşarak katledildi.
Sağ kalan az sayıdaki kadın ve çocuk köle olarak satıldı veya esaret altında yaşamaya mahkûm edildi.
SORUMLU KİŞİLER
Theodoros Kolokotronis: Katliamın ana sorumlusu ve Yunan isyanının başkomutanıdır. Kendi anılarında dahi şehirde yaşanan dehşeti itiraf etmiş; "Atımın nalları kasabadan saraya kadar hiç toprağa basmadı, sadece cesetlere bastı" ifadelerini kullanmıştır.

Petros Mavromichalis (Petrobey): Mani bölgesinin önde gelen derebeyi ve çete liderlerinden biri olup kuşatmada aktif rol oynamıştır.
Dimitrios Ypsilantis: Filiki Eterya temsilcisi olarak bölgede bulunsa da katliamı engellemede yetersiz kalmış veya göz yummuştur.
TÜRK DÜNYASI İÇİN ÖNEMİ
1. Mora’daki Türk Varlığının Sonu: Tripoliçe Katliamı, yüzyıllardır Mora Yarımadası’nda barış içinde yaşayan Türk-İslam toplumunun haritadan silinmesinin en somut dönüm noktasıdır.
2. Balkanlar’da Etnik Temizlik Emsali: Bu olay, 19. ve 20. yüzyıllarda Balkanlar’da Osmanlı nüfusuna yönelik yapılacak sistematik göç ettirme ve imha politikalarının ilk acı örneklerinden birini oluşturmuştur.
3. Balkan Bozgunu ve Muhacir Hissi: Osmanlı kamuoyunda ve edebiyatında büyük derin yaralar açmış; Mora Muhacirleri kavramının doğmasına yol açmıştır.
AZ BİLİNENLER
1. Batılı Tarafsız ve Filhelenist Gözlemcilerin Şahitlikleri
Yunan bağımsızlığına destek vermek için bölgeye gelen Yunan hayranı (Filhelenist) Avrupalı subay ve yazarlar dahi vahşeti hayretle kaleme almıştır. Fransız subay Raybaud ve İngiliz tarihçi Thomas Gordon, sokakların cesetlerle dolduğunu, hamile kadınların katledildiğini ve nehirlerin kan aktığını rapor etmişlerdir. İngiliz tarihçi William St. Clair ise "Mora'daki soykırım ancak katledecek kimse kalmadığında sona erdi" yazmıştır.
2. Yağma ve Zenginlik Pazarlıklar
Katliam sırasında çete liderleri arasında şehrin zengin ailelerinin ziynet eşyaları ve mülkleri üzerinden büyük pazarlıklar dönmüştür. Hatta Kolokotronis'in, katliam başlamadan önce Osmanlı yöneticilerinden büyük miktarda rüşvet ve mücevher topladığı belgelenmiştir.
3. Salgın Hastalıklar İsyancıları da Vurdu
Katliamın ardından binlerce cesedin haftalarca sokaklarda ve açıkta kalması sebebiyle şehirde tifo ve tifüs salgınları patlak vermiştir. Bu salgınlar, şehri işgal eden Yunan çeteleri arasında da ağır kayıplara yol açmıştır.
Tripoliçe Katliamı, tarihin tarafsız belgeleri ışığında değerlendirildiğinde, bağımsızlık mücadelesi adı altında sivil halka uygulanan en ağır insanlık dramlarından biri olarak tarih sayfalarındaki yerini korumaktadır.


