Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin, bağımsızlık karakterinin ve askeri harekatlarının meşru sınır çizgisini oluşturan Mîsâk-ı Millî (Milli Ant), bundan tam 106 yıl önce Türk milletinin geleceğini tayin eden en radikal diplomatik ve hukuki vesika olarak tarihe geçti.
Sanılanın aksine Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisi’nde (BMM) değil, işgal altındaki payitaht İstanbul’da, Osmanlı'nın son parlamentosunda kabul edilen bu gizli ant, sadece Kurtuluş Savaşı'nın askeri hedeflerini belirlemedi; aynı zamanda Osmanlı’nın küllerinden doğacak yeni devletin sınır taslağını çıkardı. Peki, Mîsâk-ı Millî neden ortaya çıktı? İstanbul’daki o gizli oturumda neler yaşandı? BMM bu kararı nasıl devraldı ve bugün sınırlarımız dışında kalan Mîsâk-ı Millî toprakları nerelerdir? İşte Türk tarihinin bu en büyük dönüm noktasının tüm perde arkası...
NEDEN ORTAYA ÇIKTI?
1918 yılında imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ardından İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya), antlaşma hükümlerini hiçe sayarak Anadolu’nun dört bir yanını işgale başlamıştı. İzmir’in işgali ve güney illerindeki Fransız mezalimi, Türk milletinin sabrını taşırdı.
Mustafa Kemal Paşa önderliğinde toplanan Erzurum ve Sivas Kongreleri, direnişin ilk sivil manifestolarını yayımladı: "Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz." Ancak bu kararların tüm dünyaya ilan edilmesi ve hukuki bir nitelik kazanması için meşru bir parlamentonun onayından geçmesi gerekiyordu. Mustafa Kemal'in baskısıyla İstanbul'da yeniden seçimler yapıldı ve Son Osmanlı Mebusan Meclisi toplandı. Ankara’da hazırlanan ve mebuslar aracılığıyla İstanbul’a gönderilen bağımsızlık ilkeleri, Mîsâk-ı Millî metninin ana omurgasını oluşturdu.

İSTANBUL'DA GİZLİ KABUL VE BMM
- 28 Ocak 1920 - İstanbul'da Gizli Oturum: Son Osmanlı Mebusan Meclisi, İngiliz askerlerinin namlularının gölgesinde toplandı. Meclis bünyesinde kurulan Felâh-ı Vatan grubu öncülüğünde, 6 maddelik ahdname (ant metni) gizli bir oturumda oy birliğiyle kabul edildi. Metin, 17 Şubat 1920'de kamuoyuna resmen açıklandı.
- İngilizlerin Şoku ve Meclis’in Basılması: Mîsâk-ı Millî’nin ilanı, İtilaf Devletleri'nde şok etkisi yarattı. İngilizler, "uysal" olmasını bekledikleri Osmanlı parlamentosunun bu meydan okuması karşısında 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etti. Mebusan Meclisi basıldı, vatansever mebusların bir kısmı tutuklanarak Malta’ya sürgüne gönderildi.
- Bayrağın Ankara’ya Devri (BMM): İstanbul’daki meclisin dağıtılması, Mustafa Kemal Paşa’ya aradığı tarihi fırsatı verdi. İstanbul'dan kaçabilen mebuslar ve yeni seçilen üyelerle 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi (BMM) açıldı. BMM, açıldığı ilk gün Mîsâk-ı Millî’yi kendi temel varoluş sebebi ve vazgeçilmez programı olarak kabul ettiğini tüm dünyaya duyurdu. Kurtuluş Savaşı artık bu ant üzerine yürütülecekti.
MADDELERİN ÖZÜ
Mîsâk-ı Millî, temelde 6 maddeden oluşuyordu ve şu kırmızı çizgileri çekiyordu:

- Sınırlar: Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada (30 Ekim 1918) işgal edilmemiş olan, Türk ve İslam çoğunluğunun yaşadığı topraklar bir bütündür, bölünemez.
- Referandum Bölgeleri: Kars, Ardahan, Batum (Elviye-i Selâse) ile Batı Trakya ve Arap topraklarının geleceği için gerekirse halk oylamasına (referandum) gidilecektir.
- Boğazlar: İstanbul ve Marmara Denizi’nin güvenliği sağlandığı takdirde dünya ticaretine açılabilir.
- Azınlıklar ve Kapitülasyonlar: Azınlık hakları, komşu ülkelerdeki Müslümanların hakları kadar olacaktır. Siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyen sınırlamalar (kapitülasyonlar) kesinlikle kabul edilemez.
SINIR DIŞINDA KALAN TOPRAKLARIMIZ
Milli Mücadele büyük bir zaferle sonuçlansa da, dönemin askeri, siyasi ve ekonomik zorunlulukları nedeniyle Lozan Antlaşması ve sonrasındaki süreçlerde Mîsâk-ı Millî sınırlarından bazı hayati tavizler verilmek zorunda kalındı. Bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan tarihi vatan parçaları şunlardır:
- Batum: 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması ile Sovyet Rusya’dan askeri destek alabilmek ve cepheyi güvenceye almak adına Gürcistan’a (SSCB) bırakıldı. Mîsâk-ı Millî’den verilen ilk tavizdir.
- Musul ve Kerkük: Lozan’da çözülemeyen bu düğüm, İngiltere’nin Şeyh Said İsyanı gibi iç karışıklıkları kışkırtması ve askeri baskıları sonucu, 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Irak’a (İngiliz mandasına) bırakılmak zorunda kalındı.
- Halep ve Kuzey Suriye Hattı: 1921 Ankara Antlaşması ile Fransızlarla çizilen sınır hattında Halep, Caber Kalesi (eksflav olarak Türkiye'de kaldı) ve çevresi Suriye sınırlarında kaldı.
- Batı Trakya ve Adalar: Nüfusunun büyük çoğunluğu Türk olmasına rağmen Mudanya ve Lozan süreçlerinde Yunanistan sınırlarında kalan Gümülcine, İskeçe, Dedeağaç bölgesi ile Meriç'in batısı ve On İki Ada, Mîsâk-ı Millî’nin dışarıda kalan diğer parçalarıdır.
AZ BİLİNENLER
"Mîsâk-ı Millî" İsmini Kim Koydu?
Bu tarihi metnin ilk taslakları hazırlanırken adı "Milli Ant" veya "Ahd-i Milli" olarak geçiyordu. Ancak metne son hukuki şekli verilirken, Osmanlı parlamentosundaki vatansever mebusların dilinde bu kavram "Mîsâk-ı Millî" (Milli Sözleşme/Yemin) haline geldi. Kavramın isim babalarından biri, o dönem mecliste fırtınalar estiren Trabzon Mebusu Celalettin Arif Bey'di.
Lozan’da İsmet Paşa’nın Çantası ve Gizlenen Harita
Lozan Barış Konferansı’na giden Türk delegasyonunun elindeki tek hukuki talimatname Mîsâk-ı Millî maddeleriydi. İsmet İnönü’nün çantasında, Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat onayladığı ve sınırları kırmızı mürekkeple çizilmiş gizli bir Mîsâk-ı Millî Haritası bulunuyordu. İngiliz diplomat Lord Curzon, İsmet Paşa’yı köşeye sıkıştırmak için sürekli Musul sınırını açtığında, İnönü masaya bu haritayı koyuyor ve "Biz Mondros günü silahımızın koruduğu Türk toprağından milim taviz vermeyiz" diyerek saatlerce direniyordu.

İmzası Olmayan Belge
Mîsâk-ı Millî, dünya tarihindeki en önemli resmi metinlerden biri olmasına rağmen altında tek bir ıslak imza barındırmaz. Çünkü 28 Ocak 1920 gecesi yapılan gizli oturumda mebuslar tek tek imza atmak yerine, memleketin işgal altında olmasından ötürü İngiliz istihbaratının eline bir "idâm listesi" vermemek adına kararı "oy birliğiyle ve hep birlikte ayağa kalkıp haykırarak" kabul etmişlerdir. Meclis tutanaklarına sadece "kabul edilmiştir" şerhi düşülmüştür.
İngiliz Genelkurmayını Çıldırtan "30 Ekim" Detayı
Mîsâk-ı Millî'nin sınır tanımındaki "30 Ekim 1918 mütareke çizgisi" ifadesi İngiliz askeri istihbaratını adeta çıldırtmıştı. Çünkü İngiliz ordusu, Mondros imzalandıktan günler sonra hileyle ve ateşkesi ihlal ederek Musul’a ve İskenderun’a girmişti. Türk tarafı bu maddeyle tüm dünyaya, "İngiltere'nin ateşkes ilanından sonra hırsızlıkla işgal ettiği her yer hukuken bizimdir ve geri alınacaktır" mesajını veriyordu.
Mîsâk-ı Millî, Türk milletinin en karanlık döneminde neleri feda edebileceğini değil, neleri asla feda etmeyeceğini dünyaya ilan ettiği bir büyük yemindir. Batum ve Musul gibi bazı stratejik parçalar sınırların dışında kalmış olsa da, bugün üzerinde bağımsızca yaşadığımız Anadolu toprakları, 106 yıl önce İstanbul'da o gizli oturumda hayatlarını ortaya koyan mebusların ve onu Ankara'da hayata geçiren askeri dehanın eseri olan bu hukuki tapu sayesinde kurtarılmıştır.



