23 Haziran 1939 günü Ankara’da imzalanan Türkiye-Fransa Antlaşması ve ardından Hatay Millet Meclisi'nin aldığı tarihi kararla, Mondros’tan beri kanayan bir yara nihayete erdi: Hatay, Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katıldı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ömrünün son aylarında, ölümcül hastalığına ve doktorların tüm itirazlarına rağmen "Hatay benim şahsi meselemdir" diyerek diplomatik ve askeri bir satranç gibi yürüttüğü Hatay davası; Türk diplomasisinin kurşun sıkmadan kazandığı en büyük zaferlerden biri olarak tarihe geçti.
Fransız mandasından bağımsız devlete, ardından da Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vilayetine uzanan Hatay’ın anavatana katılışının tarihsel sürecini, nedenlerini, kilit aktörlerini, Meclis kararını ve az bilinen insani/diplomatik detaylarını detaylıca masaya yatırıyoruz.
SATRANÇ TAHTASI
Hatay davası, 1921’den 1939’a uzanan çetin bir diplomatik mücadeleye sahne oldu:

- Ankara Antlaşması (1921): Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması ile Hatay (O dönemin adıyla İskenderun Sancağı), Fransız mandasındaki Suriye sınırları içinde kaldı. Ancak Atatürk’ün ısrarıyla antlaşmaya özerklik maddeleri eklendi: Türkçe resmi dil olacak, Türk kültürünün korunması güvenceye alınacaktı.
- Fransa’nın Çekilme Kararı (1936): II. Dünya Savaşı tehlikesinin belirmesi üzerine Fransa, Suriye’deki mandasını kaldırarak bölgeden çekilme ve tüm yetkileri Suriye Hükümeti’ne devretme kararı aldı. Bu durum, Hatay’ın doğrudan Suriye’ye bağlanması tehlikesini doğurdu.
- Türkiye’nin İtirazı ve Milletler Cemiyeti: Atatürk ve Türk diplomasisi derhal harekete geçti. "Sancağın kaderini Suriye tayin edemez" denilerek konu Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam) taşındı.
- Hatay Devleti’nin Kuruluşu (1938): Milletler Cemiyeti gözetiminde yapılan seçimlerin ardından 2 Eylül 1938’de bağımsız Hatay Devleti kuruldu. Cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen, Başbakanlığa ise Abdurrahman Melek seçildi.
HASTA BİR LİDERİN ASKERİ BLÖFÜ
Hatay davasını sıradan bir dış politika konusundan çıkarıp bir vatan savunmasına dönüştüren yegane güç, Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel kararlılığıydı:

- "Şahsi Meselem" ve Asım Us Müstear İsmi: Atatürk, hükümetin diplomatik adımlarda yavaş kaldığını düşündüğü dönemlerde Kurun gazetesinde "Asım Us" takma adıyla sert başyazılar kaleme alarak İnönü Hükümeti’ni eleştirdi ve kamuoyunu diri tuttu.
- Mersin ve Adana Gezisi (Mayıs 1938): Doktorların "kesin yatak istirahati" vermesine ve Siroz hastalığının son evrelerinde olmasına rağmen Atatürk, Fransız delegelerine gözdağı vermek için Adana ve Mersin’e gitti. Saatteki sıcaklığı 40 dereceyi bulan kavurucu sıcakta ayakta saatlerce askeri birlikleri denetledi.
- Fransız Büyükelçisine Mesaj: Fransız Büyükelçisi Ponsot’ya "Benim toprak büyütmek gibi bir arzum yoktur; ama verilmiş bir sözü yerine getirmek mecburiyetindeyim. Gerekirse Cumhurbaşkanlığından istifa eder, çetemin başına geçer Hatay’ı alırım!" diyerek kararlılığını gösterdi. Fransızlar bu blöfün arkasındaki askeri iradeyi gayet iyi biliyorlardı.
HATAY MECLİSİNDE TARİHİ GECE
Hatay Devleti, 10 aylık bağımsızlık sürecinin ardından tarihi kararını vermek üzere toplandı:
- 23 Haziran 1939 Antlaşması: II. Dünya Savaşı’nın eşiğindeki Fransa, Türkiye’yi Almanya’nın yanına itmemek için Hatay üzerindeki iddialarından vazgeçti ve Türkiye ile antlaşma imzaladı.
- 29 Haziran 1939 Tarihi Oylaması: 40 milletvekilinden oluşan Hatay Millet Meclisi, Tayfur Sökmen başkanlığında son kez toplandı. Meclis, oy birliğiyle Hatay Devleti’nin feshedilerek Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması kararını aldı.
- Alınan Kararın Metni: Meclis tutanaklarına geçen tarihi kararda şu ifadeler yer aldı: "Türk camiasının ayrılmaz bir parçası olan Hatay’ın anavatana kavuşması, milletimizin en tabii ve meşru hakkıdır."
- Bayrak Devir Teslimi: 23 Temmuz 1939’da düzenlenen törenle Hatay Kalesi’ndeki Hatay bayrağı indirilerek yerine Türk Bayrağı çekildi. Hatay, Türkiye’nin 67. vilayeti oldu.
TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ
- Misak-ı Millî’nin Son Zaferi: Hatay’ın katılımı, Misak-ı Millî sınırları içinde olup da diplomasi yoluyla anavatana katılan tek ve son toprak parçası olmuştur.
- Doğu Akdeniz’de Stratejik Üstünlük: İskenderun Limanı ve Doğu Akdeniz kıyıları Türkiye’nin kontrolüne geçerek güney sınırının güvenliği perçinlenmiştir.
- II. Dünya Savaşı Öncesi Büyük Başarı: Türkiye, yaklaşan dünya savaşı öncesinde güney cephesini tamamen emniyete almış ve bölgesel bir güç olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

AZ BİLİNENLER
"Hatay" İsmini Atatürk Koydu
Bölge tarihsel olarak "İskenderun Sancağı" veya "Müttehit Sancak" olarak biliniyordu. İsmail Müştak Mayakon’un araştırmalarından yola çıkan Atatürk, bölgedeki Türk varlığının Hıtay (Hata) Türklerine dayandığını belirterek 1936 yılında bu coğrafyaya bizzat "Hatay" adını verdi.
Hatay Bayrağındaki Gizli Şifre
Bağımsız Hatay Devleti’nin bayrağı, Türk Bayrağı’na neredeyse ikiz kadar benziyordu. Tek bir farkla: Kırmızı zemin üzerindeki Beyaz Ay-Yıldız’ın içinin kırmızı olması. Bu tasarımı bizzat Atatürk çizmiş ve "Hatay bağımsızdır ama kalbi (içi) anavatan Türkiye ile doludur" mesajını vermiştir.
Atatürk’ün Göremediği Zafer
Atatürk, uğruna sağlığını feda ettiği Hatay’ın anavatana katılışını göremedi. 10 Kasım 1938’de vefat eden Atatürk, Hatay’ın bağımsız bir devlet oluşunu (Eylül 1938) görmüş, ancak anavatana katıldığı Temmuz 1939’da hayatta değildi. Hatay halkı, cenaze merasimlerine "Biz Anayız, Sen Babamızsın" yazılı çelenklerle katılmıştır.
Meclis Binası Bugün Sanat Merkezi
Hatay Meclisi’nin ilhak kararını aldığı Fransız mimarisi tarihi bina, bir dönem sinema salonu ve künefeci olarak kullanıldı. Daha sonra Hatay Valiliği tarafından kamulaştırılarak restore edildi ve "Hatay Devleti Meclis Binası" adıyla kültür ve sanat merkezine dönüştürüldü.
Atatürk'ün Fransız Kamuoyuna Tarihi Uyarısı: "Hatay benim şahsi meselemdir. Meseleyi milletime karşı bir namus borcu sayıyorum. Fransız hükümetiyle ilişkileri bozmak istemem, ancak kararlılığımı sınamaya kalkanlar yanıldıklarını göreceklerdir."
Hatay’ın anavatana katılışı; bir milletin kararlılığının, dahi bir liderin diplomasi dehasının ve kurşun atmadan kazanılan tarihi bir vizyonun en parlak nişanesidir.




